<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Avukat Sertel Şıracı Bilişim Marka Patent Tasarım E-Ticaret İstanbul</title>
	<atom:link href="http://www.sertels.av.tr/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.sertels.av.tr</link>
	<description>Avukat Sertel Şıracı Bilişim Marka Patent Tasarım E-Ticaret İstanbul</description>
	<lastBuildDate>Sun, 20 May 2012 15:11:48 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>BULUT BİLİŞİM’DE GİZLİLİK GERÇEKTEN OLABİLİR Mİ?</title>
		<link>http://www.sertels.av.tr/avukat/hukuk/bilisim-hukuku/bulut-bilisimde-gizlilik-gercekten-olabilir-mi.html</link>
		<comments>http://www.sertels.av.tr/avukat/hukuk/bilisim-hukuku/bulut-bilisimde-gizlilik-gercekten-olabilir-mi.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 20 May 2012 14:52:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Av. Sertel Şıracı</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilişim Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[bulut bilişim]]></category>
		<category><![CDATA[cloud]]></category>
		<category><![CDATA[gizlilik]]></category>
		<category><![CDATA[güvenlik]]></category>
		<category><![CDATA[kişisel veriler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sertels.av.tr/?p=990</guid>
		<description><![CDATA[Bulut bilişim sistemleri kullanmak için en güzel zaman. Akıllı telefonunuzdan veya tablet cihazınızdan nerede olursanız olun dosyalarınıza erişebilir, arşivinizdeki müzik parçalarını her yerden dinleyebilir, email ile uğraşmadan anında dosyalarınızı paylaşabilirsimiz. Unutma derdi yok, kaybetme derdi yok, virüs bulaşma derdi yok, yok da o zaman neden sürekli riskleri tartışıyoruz? Yüklediğimiz dosyalardaki &#8230; <a href="http://www.sertels.av.tr/avukat/hukuk/bilisim-hukuku/bulut-bilisimde-gizlilik-gercekten-olabilir-mi.html">Continue reading <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.sertels.av.tr/wp-content/uploads/2012/05/cloud.jpg" rel="prettyPhoto[990]"><img class="alignleft size-medium wp-image-994" title="bulut bilisim" src="http://www.sertels.av.tr/wp-content/uploads/2012/05/cloud-300x225.jpg" alt="Avukat cloud 300x225 BULUT BİLİŞİM’DE GİZLİLİK GERÇEKTEN OLABİLİR Mİ?" width="300" height="225" /></a>Bulut bilişim sistemleri kullanmak için en güzel zaman.</p>
<p>Akıllı telefonunuzdan veya tablet cihazınızdan nerede olursanız olun dosyalarınıza erişebilir, arşivinizdeki müzik parçalarını her yerden dinleyebilir, email ile uğraşmadan anında dosyalarınızı paylaşabilirsimiz.<br />
Unutma derdi yok, kaybetme derdi yok, virüs bulaşma derdi yok, yok da o zaman neden sürekli riskleri tartışıyoruz?</p>
<p><span id="more-990"></span></p>
<p>Yüklediğimiz dosyalardaki kişisel verilerin gizliliği ilk akla gelen soru işaretlerinden birisi, yükleme işleminden sonra bu bilgilerin sahibi kimdir? Bulut bilişim servis sağlayıcısının yüklemiş olduğumuz veriler üzerinden herhangi bir hakkı var mı?</p>
<p>Bunun kesin bir cevabı yok çünkü bulut bilişim gelişme safhasında.</p>
<p>Çoğu servis sağlayıcı bir kullanıcı verilerini yükledikten sonra da verilerinin mülkiyetini elinde tuttuğunu kabul etmektedir.</p>
<p>Facebook hak ve sorumluluklar bildirimi ikinci maddesi şöyle: “Facebook&#8217;ta paylaştığınız içeriklerin ve bilgilerin tamamı sizin mülkiyetinizdedir ve bu bilgilerin nasıl paylaşıldığını gizlilik ve uygulama ayarlarınız aracılığıyla kontrol edebilirsiniz.”</p>
<p>Google, Gizlilik Politikası’nda bilgi güvenliğinden şöyle bahsetmiş: “Google’ı ve kullanıcılarımızı, sakladığımız bilgilere yetkisiz erişimden veya bunların yetkisiz olarak değiştirilmesinden, ifşa edilmesinden veya imha edilmesinden korumak için çok çalışırız.”</p>
<p>Elbette her iki firma da kendisine bazı haklar da tanımış fakat açıkça bu verilerin güvende tutulması için sorumluluk aldıklarını beyan etmişler. Buradaki mesele bir güvenlik ihlali olduğunda bunun gerçekten sorumlusunun kim olacağıdır?  Ve şu kimse bu sorumluluğu üstelenmiyor.</p>
<p>Gelecekte karşılaşacağımız diğer bir konu da bu verilerin taşınabilirliliği meselesi iş rekabet kurulu kararlarına kadar gidebilir. Çünkü şu an öyle ya da böyle kullanmaya başladığımız bu sistemde verilerimizi biriktiriyoruz ve böyle giderse yakında bütün verilerimiz ağ üzerinde olacak. Gün gelip de  hizmet aldığımız yeri değiştirmek istersek bunları kolaylık da yapabilmemiz gerekli.  Her hizmet sağlayan tüketiciyi kurduğu ekosistem kendisine bağımlı hale getiriyor, müşteri kaybetmemek için de elinden geleni yapacaklarından bulut bilişim sektöründe de tekilcilik tartışmaları yakın gelecekte başlayacaktır. Bilgilerinizi kontrol eden sizi de kontrol eder, ne kadar çok insanın verisini kontrol altında tutarsa o kadar da dünyaya hükmeder.</p>
<p>Her ne kadar bulut bilişim konusu yeni olmasa da özellikle mobil cihazların artmasıyla gün geçtikçe daha çok kişi tarafından kullanılacak ve yeni yazılımların sağladığı kolaylıklar bu yaygınlaşmayı hızlandıracağı şüphesiz.</p>
<p>Bulut bilişimin yaygınlaşma döneminde aşağıdaki şu önerileri uygulamanızı tavsiye ediyorum.</p>
<p><strong>1-    </strong><strong>Bir dosyayı yüklemeden önce düşünün.</strong><br />
Bulut bilişim depolama alanları resim, email, uygulama ve eğlence araçlarının yüklenmesi için uygun alanlardır. Fakat bu sistemlere sizi tanımlayan, başkansın eline geçtiğinde başınızı ağrıtacak kimlik, vergi, banka gibi bilgilerinizi yüklememek de fayda var.</p>
<p><strong>2-    </strong><strong>Bulut bilişim hizmetini alacağınız yer hakkında bilgi edinin.<br />
</strong><br />
Hizmet almadan önce şirketin referanslarını kontrol edin, gizlilik ve kullanım sözleşmelerini inceleyin. Ve şu sorulara cevap arayın:</p>
<p>- Yüklediğiniz veri kime ait?<br />
- Yüklediğiniz veri üzerinde şirketin sahip olduğu haklar neler?<br />
- Hangi hukuk uygulanacak?<br />
- Hizmeti almaktan vazgeçerseniz ne olacak? Verileriniz size verilecek mi? Ne zaman silinecek?<br />
- Sistemdeki dosyalar belirli bir süre hesaba erişim yapmazsanız silinecek mi?<br />
- Yüklenen verilerin güvenliğinden kim sorumlu olacak?<br />
- Sözleşmesini onayladığınız şirket ile verilerinizin depolandığı şirket aynı mı?<br />
- Ölüm gibi bir nedenle olur da hesaplarınıza erişemez hale gelirseniz yakınlarınız veya yetki verdiğiniz kişilerin dosyalarınıza erişim hakkı olacak mı? Onlara özel hesap açılacak mı?</p>
<p><strong>3-    </strong><strong>Yedekleme yapın.<br />
</strong>Yukarıdaki soruları gördünüz.<br />
Özellikle sizin için önemi olan örneğin aile resimlerinizi veya şirket dokümanlarını yüklemeden önce yedekleyin, yüklediği için silmeyin, mutlaka sizde de bir yedeği olsun.</p>
<p><strong>4-    </strong> <strong>Gizli tutun.</strong><br />
Bulut bilişim hesabınıza ait bilgileri aynı elektronik posta hesabınız gibi koruyun. Şifresini kimseye vermeyin olur da şifreyi vermek durumunda kalırsanız mutlaka değiştirin. Hesabınıza yüklenecek hukuka aykırı bir veriden sizin sorumlu tutulacağınızı unutmayın.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sertels.av.tr/avukat/hukuk/bilisim-hukuku/bulut-bilisimde-gizlilik-gercekten-olabilir-mi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Reklamcılar ve Kişisel Veriler</title>
		<link>http://www.sertels.av.tr/avukat/hukuk/bilisim-hukuku/reklamcilar-ve-kisiler-veriler.html</link>
		<comments>http://www.sertels.av.tr/avukat/hukuk/bilisim-hukuku/reklamcilar-ve-kisiler-veriler.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 24 Mar 2012 19:56:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Av. Sertel Şıracı</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilişim Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Online 

İtibar]]></category>
		<category><![CDATA[bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[itibar]]></category>
		<category><![CDATA[izleme]]></category>
		<category><![CDATA[kişisel veriler]]></category>
		<category><![CDATA[reklamlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sertels.av.tr/?p=982</guid>
		<description><![CDATA[Reklam ve kişisel bilgiler… İnternet reklamlarının pastadan gittikçe daha büyük pay alması nedeniyle, bu iki kavram arasındaki dengeyi kurmak gün geçtikçe zorlaşıyor. Peki firmalar ne tür bilgilerin peşinde? Kişisel bilgilerimizin gizliliğinden ödün vermeden, bilgi avcılarından korunmak için neler yapmalıyız? İnternet veri avcıları, bir kişi açtıkları bilgi kartına öncelikle isim, yer, cinsiyet, &#8230; <a href="http://www.sertels.av.tr/avukat/hukuk/bilisim-hukuku/reklamcilar-ve-kisiler-veriler.html">Continue reading <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="JUSTIFY"><a href="http://www.sertels.av.tr/wp-content/uploads/2012/03/privacy.jpg" rel="prettyPhoto[982]"><img class="alignleft size-medium wp-image-985" title="privacy" src="http://www.sertels.av.tr/wp-content/uploads/2012/03/privacy-300x225.jpg" alt="Avukat privacy 300x225 Reklamcılar ve Kişisel Veriler" width="300" height="225" /></a>Reklam ve kişisel bilgiler… İnternet reklamlarının pastadan gittikçe daha büyük pay alması nedeniyle, bu iki kavram arasındaki dengeyi kurmak gün geçtikçe zorlaşıyor. Peki firmalar ne tür bilgilerin peşinde? Kişisel bilgilerimizin gizliliğinden ödün vermeden, bilgi avcılarından korunmak için neler yapmalıyız?</p>
<p align="JUSTIFY"><span id="more-982"></span></p>
<p align="JUSTIFY">İnternet veri avcıları, bir kişi açtıkları bilgi kartına öncelikle isim, yer, cinsiyet, yaş gibi temel bilgileri girerler. Sonra devlete ait internet sitelerinde kayıtlarımıza bakarlar, sigorta şirketlerine açılan veri tabanından menkul ve gayrimenkul varlıklarımıza, sağlık durumumuza kadar bilgilerin peşine düşerler. Kişisel verilerin alıcıları olan reklamcılar da ne tür ürünler için para harcadığınızı, sigortalanacak nelerinizin olduğunu, bankalar için ne kadar iyi bir müşteri olduğunuzu bilmek istiyorlar. Bu bilgiler ne kadar çok olursa olsun, tek başına yeterli değil. Çünkü kişinin harcama alışkanlıkları, ilgi alanları, hangi reklama ilgi gösterdiği kısaca online davranışlarını da bilmek gerekiyor.</p>
<p align="JUSTIFY">Bazen de bu bilgileri biz kendi rızamızla paylaşırız.<a title="Posts tagged with Facebook" href="http://www.efbes.com/etiket/facebook/" rel="tag">Facebook</a> üzerinden fotoğraflarımızı, ilişki durumuzu paylaşıp hem kendi hakkımızda bilgi veririz, hem de arkadaşlarımız neler yapıyor gözetleriz. FourSquare ile bazen kupon kapmak için, ama daha çok bulunduğumuz yer ile ilgili hava atmak için yer bilgimizi paylaşırız. Hatta bu bilgileri toplamak için tuzak kampanyalar düzenlerler. Örneğin klasik saadet zincirleri gibi, bu sistemlerde kişisel verilerinizden öte sistemde kazandığınız paraların aktarılabilmesi için banka hesap bilgilerinizi dahi kendi elinizle verirsiniz. Akaryakıt indirimden faydalanmak istiyorsanız, aracınızın plaka bilgilerini verirsiniz. Ama en önemlisi, saadet zincirinin ilk halkasını aileniz oluşturacağı için, bütün ailenizin bilgisini vatandaşlık numarasıyla birlikte bir daha silinmemek üzere kendi ellerinizle sisteme verirsiniz.</p>
<p align="JUSTIFY">Kişisel bilgilerimizin izlenmesi konusunda henüz kurallar net değil. Fakat her şeyin kişiselleşmeye doğru gittiği dünyamızda, reklamcılar da doğrudan pazarlamaya yönelmiş durumdalar. İşte bu durum kişisel veriler üzerinden yapılan ticareti gündeme getiriyor.<a title="Posts tagged with google" href="http://www.efbes.com/etiket/google/" rel="tag">Google</a> kişisel verilerin kullanımı ile ilgili sözleşmelerini güncelledi, arama sonuçlarını izleme hususunda yeni kurallar belirledi ve tarayıcısı Chrome için uygulama başladı. Firefox’u üreten Mozilla firması ise kişisel bilgileri korumaya yönelik, otomatik çıkma (automatic opt-out) uygulamasının beta versiyonunu uygulamaya koydu.</p>
<p align="JUSTIFY">Bir kısmı doğrudan pazarlamaya ayrılmış olan Elektronik Ticaret Kanunu ve Kişisel Verilerin Korunması Kanunlarının yasalaşması ile ülkemizde de konu yasal alanda tartışmaya açılacak. Şu an bizim için çok anlam ifade etmeyen bu kavramların sitelerin kullanıcı sözleşmelerine girmesi ve ısrarcı spam mesajlarının artmasıyla hukukçular da bu meseleye giriş yapacak. Tamamen sizi ilgilendiren etkinliğe telefonla davet aldığınız gün, “bu adamlar benim bilgilerimi nereden buldu?” sorusuyla siz de kendinizi tartışmanın içinde bulacaksınız.</p>
<p>Öncelikle tuzak sistemlere girip kendi kendimize bilgilerimizi vermemek için dikkatli olmalıyız. Facebook, Twitter, FourSquare gibi mecralarda paylaştıklarımızın derlenip toplanıp ticari olarak kullanılacağını unutmamalıyız. Tarayıcılarımızdaki basit ayarlarla çerezleri kabul etmeyebiliriz, arama motorlarının geçmişimizi arşivleyen özelliklerini kapatabiliriz ve ayrıca tarayıcılarımıza izlemeyi önleyen eklentiler kurabiliriz. Elbette kişisel bilgi avcıları yeni yöntemler bulacaklardır, ama o zamana kadar bu tür basit yöntemlerle kişisel verilerimizi koruyabiliriz.<br />
<h3>Etiketler</h3>
<p>imar bankası f shore ödemeleri,bilgi KARTLARI,offshore imar bankası danıştay kararı 2011,ortak ağ kullanımında benim girdiğim siteler görünürmü,imarofshore</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sertels.av.tr/avukat/hukuk/bilisim-hukuku/reklamcilar-ve-kisiler-veriler.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Anayasa Mahkemesi Kararı &#8211; FSEK EK 2. madde son fıkranın İptali</title>
		<link>http://www.sertels.av.tr/avukat/hukuk/fsek-yargitay-kararlari/anayasa-mahkemesi-karari-fsek-ek-2-madde-son-fikranin-iptali.html</link>
		<comments>http://www.sertels.av.tr/avukat/hukuk/fsek-yargitay-kararlari/anayasa-mahkemesi-karari-fsek-ek-2-madde-son-fikranin-iptali.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 16 Mar 2012 23:23:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Av. Sertel Şıracı</dc:creator>
				<category><![CDATA[FSEK Yargıtay Kararları]]></category>
		<category><![CDATA[animatörler]]></category>
		<category><![CDATA[diyalog yazarı]]></category>
		<category><![CDATA[fsek]]></category>
		<category><![CDATA[mülkiyet hakkı]]></category>
		<category><![CDATA[sinema]]></category>
		<category><![CDATA[sinema eseri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sertels.av.tr/?p=979</guid>
		<description><![CDATA[ANAYASA MAHKEMESİ KARARI Anayasa Mahkemesi Başkanlığından: Esas Sayısı    : 2010/73 Karar Sayısı : 2011/176 Karar Günü : 29.12.2011 İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN : İstanbul 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi İTİRAZIN KONUSU : 5.12.1951 günlü, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun, 21.2.2001 günlü, 4630 sayılı Kanun’un 35. maddesi ile değiştirilen Ek 2. maddesinin son fıkrasının, Anayasa’nın 10., 35. ve 64. maddelerine &#8230; <a href="http://www.sertels.av.tr/avukat/hukuk/fsek-yargitay-kararlari/anayasa-mahkemesi-karari-fsek-ek-2-madde-son-fikranin-iptali.html">Continue reading <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<table width="586" border="0" cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td colspan="3" width="586">
<p align="center"><strong>ANAYASA MAHKEMESİ KARARI</strong></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td colspan="3" width="586"><span style="text-decoration: underline;">Anayasa Mahkemesi Başkanlığından:</span></p>
<p><strong>Esas Sayısı    : 2010</strong><strong>/73</strong></p>
<p><strong>Karar Sayısı : 2011/176</strong></p>
<p><strong>Karar Günü : 29.12.2011</strong></p>
<p><strong>İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN : İstanbul</strong> 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi</p>
<p><strong>İTİRAZIN KONUSU : </strong>5.12.1951 günlü, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun, 21.2.2001 günlü, 4630 sayılı Kanun’un 35. maddesi ile değiştirilen Ek 2. maddesinin son fıkrasının, Anayasa’nın 10., 35. ve 64. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptali istemidir.</p>
<p><span id="more-979"></span></p>
<p><strong>I- OLAY</strong><strong></strong></p>
<p>Davacının, bir televizyon kuruluşunca yayınlanan bazı sinema eserlerinin sahibi olduğu iddiasıyla açtığı eser sahipliğinin tespiti, mali ve manevi haklara tecavüzün önlenmesi ve ref’i ile telif ücreti ve tazminat davasında, sinema eseri sahipliğine ilişkin hükümlerin zaman bakımından uygulanmasını düzenleyen kuralın Anayasa’ya aykırılığı iddiasını ciddi bulan Mahkeme, iptali için başvurmuştur.</p>
<p><strong>II- İTİRAZIN GEREKÇESİ</strong><strong></strong></p>
<p>Başvuru kararının gerekçe bölümü şöyledir:</p>
<p>“ (…) 5846 sayılı Yasanın ek 2. maddesinin Anayasaya aykırılığı iddia olunan son paragrafı şu şekildedir;</p>
<p>“Bu kanunun sinema eseri sahipliği ile ilgili hükümleri, 4110 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 12/06/1995 tarihinden sonra yapımına başlanan sinema eserlerine uygulanır.”</p>
<p>5846 sayılı Yasanın sinema eseri sahipliği ile ilgili 8. maddesi ise şu şekildedir;</p>
<p>“Bir eserin sahibi, onu meydana getirendir.</p>
<p>Bir işlenmenin ve derlemenin sahibi, asıl eser sahibinin hakları mahfuz kalmak şartıyla onu işleyendir.</p>
<p>Sinema eserlerinde; yönetmen, özgün müzik bestecisi, senaryo yazarı ve diyalog yazarı, eserin birlikte sahibidirler. Canlandırma tekniğiyle yapılmış sinema eserlerinde, animatör de eserin birlikte sahipleri arasındadır.”</p>
<p>İptali istenen ek 2. madde hükmü ilk bakışta sinema eserleri sahipleri yönünden yasa koyucunun takdiri kapsamında ve yasaların, yürürlük tarihinden itibaren ortaya çıkacak hukuki ilişkilere uygulanması bakımından yerinde bir düzenleme gibi görünmekte ise de, gerek sinema eserleri gerekse diğer eserler ve bağlantılı haklar yönünden koruma sürelerinin uzatılması ve sinema eseri sahipliği ile diğer eser ve bağlantılı hak sahipliği bakımından eşitsizlik ve mülkiyet hakkına müdahale oluşturması ile sanatın ve sanatçının korunmasına dair Anayasa hükmünün ihlali bakımından Anayasaya aykırıdır.</p>
<p>Anayasamızın 10. maddesinde düzenlenen “eşitlik ilkesi”nin uygulanması bakımından aynı hukuki statüde bulunan, müzik eserleri, güzel sanat eserleri, ilim edebiyat eserleri sahiplerinden farklı olarak, 5846 sayılı Yasanın ek 2/son maddesinde sinema eserleri yönünden eser sahipliği konusunda 12/06/1995 tarihli Yasa değişikliği öncesi ve sonrası bakımından bir ayrım yapılmıştır. Bu tarihten sonra yapımına başlanan sinema eserleri bakımından “senaryo yazarı”, “diyalog yazarı”, “yönetmen” ve “özgün müzik bestecisi” ile canlandırma varsa “animatör” birlikte eser sahibi sayılırken, bu tarihten önce yapımına başlanan filmler yönünden yegane eser sahibi ilgili sinema filmini imal ettiren”dir. Görüleceği üzere yasa koyucu ilim edebiyat eserlerini, müzik eserlerini, güzel sanat eserlerini ve sinema eserlerini bir arada düzenlerken ve diğer eserler yönünden süre bakımından herhangi bir yürürlük tarihi belirlemez iken, sadece sinema eserleri bakımından farklı bir düzenleme yapmıştır. Bağlantılı haklar için de herhangi bir süre sınırı yoktur. Sözgelimi 1995 yılından önce yapılan sinema filmlerinde rol alan oyuncular için bu tür bir sınırlama getirilmemiştir. İlk bakışta, yapılan yeni düzenlemenin doğal ve olması gereken bir düzenleme olduğu izlenimi uyansa da, esasında düzenlemeden önce 20 yıl olan koruma süresinin 70 yıla çıkarılması nedeniyle ciddi bir eşitsizliğin ve mülkiyet hakkıihlalinin  meydana geldiği anlaşılmaktadır. Bunun bir sonucu olarak müzik eserleri, ilim edebiyat eserleri, güzel sanat eserleri bakımından eser sahipliği için farklı, sinema eserleri bakımından farklı hukuki sonuçlar meydana gelebilmektedir.</p>
<p>Yapılan yasal düzenleme ile 1995 yılından önce bir sinema filmini imal ettiren yapımcı, ek 2. madde nedeniyle hem 50 yıl daha eser sahibi olarak kalmaya devam ederken, hem de aynı Yasanın 80. madde gereğince bir de film yapımcısı olmasından dolayı “bağlantılı hak sahibi” durumuna gelmektedir. Böylece film yapımcıları hem 50 yıl daha eser sahibi olmaya devam edip, ayrıca birde yapımcı sıfatını elde ederek bağlantılı hak sahipliğine de sahip olurken, yönetmen, senaryo yazarı, diyalog yazarı, özgün müzik bestecisi gibi sinema eserinin gerçek sahipleri, ilave 50 yıl daha hak sahibi olamamakta ve hemen her gün televizyonlarda yayınlanan filmlerden dolayı herhangi bir gelir elde edememektedir.</p>
<p>Benzer şekilde 5846 sayılı Yasanın 80. maddesinde yapılan düzenleme ile film yapımcıları, filmlerinin ilk tespitini gerçekleştiren kişiler yönünden bağlantılı hak ihdas edilmiş ve ayrıca bir sinema filminde rol alan icracı sanatçılar ve sinema eserinin sahipliği bakımından yürürlük için her hangi bir süre sınırlaması getirilmemiştir. Bu nedenle söz gelimi bir sinema filminde rol alan bir icracı sanatçı ya da sinema filminde kullanılan müzik eserleri, özgün müzik bakımından, bu sinema eseri 12/06/1995 tarihinden önce yapımına başlanmış olsa dahi Yasanın 43. maddesi gereğince böyle bir sinema eserinin televizyonda, internet ortamında yayınlanması nedeniyle eser icra fonogram ve yapımlar için bazı hallerde bedel talebi mümkün iken, sadece sinema eserleri yönünden bunun mümkün olmaması gibi bir sonuç ile karşılaşılması ihtimal dahilindedir. Oysa 4110 sayılı Yasanın yürürlüğe girdiği tarihte sinema eserleri yönünden koruma süresi 20 yıl iken, halen sinema eserleri ve diğer eserler bakımından koruma süresi 5846 sayılı Yasanın 27. maddesi gereğince eser sahibinin yaşadığı müddetçe ve ölümünden itibaren 70 yıldır. Böylece 12/06/1995 tarihine kadar bir sinema eserinin yapımcısı ancak 20 yıl süre ile sinema eserinden dolayı telif hakkı geliri elde edebilmekte iken, 4630 sayılı Yasanın 16. maddesi ile yapılan değişiklikten sonra filmin aleniyet tarihinden itibaren 70 yıl süre ile gelir elde edebilecektir. Bu durumda söz gelimi 12/06/1975 tarihinde alenileşen bir sinema eseri bakımından sinema filminin yapımcısı 12/06/1995 tarihine kadar koruma ve bedel talep hakkına sahip iken, bu süre yasa değişikliği sonucunda 2045 yılına kadar uzamıştır. Buna bağlı olarak 1995 yılında sinema eseri sahibi olarak kabul edilen senaryo yazarı, yönetmen gibi kimseler 2045 yılına kadar bu filmin televizyonlarda yayınından dolayı gelir elde edememek durumu ile karşı karşıyadır. 20 yıllık koruma süresi 70 yıla çıkarılmış ve sinema eseri için yönetmen, senaryo yazarı gibi kimseler sinema eseri sahibi olarak kabul edilmiş olmakla birlikte bu kimseler iptali istenen yasa hükmü nedeniyle koruma sürelerinin uzatılmasından yararlanamamaktadır. Gerek sinema filmlerinde gerekse fonogramlarda rol alan ya da icrada bulunan sanatçılar yönünden böyle bir sınırlama mevcut değil iken, sinema eserleri sahipleri yönünden bu şekilde bir sınırlama getirilmesi Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 10. maddesinde yer alan “herkes dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebepler ile ayrım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.” hükmüne aykırı olup yasa hükmünün bu nedenle iptali gerekir.</p>
<p>Öte yandan bir sinema filminin yapım tarihinden daha sonra yapılan yasa değişikliği ile koruma süresi 20 yıldan 70 yıla çıkarılmış olmasına, filmin yapımcısının sinema eseri sahibi olmaktan çıkarılıp bağlantılı hak sahibi sayılmasına, daha önce eser sahibi sayılmayan senaryo yazarı, yönetmen, diyalog yazarı, özgün müzik bestecisi gibi kimselerin sinema eseri sahibi sayılmasına rağmen sonradan uzatılan koruma sürelerinden dolayı sadece halen mevcut yasaya göre eser sahibi sayılmayan film yapımcısı telif hakkı geliri elde edebilir iken, koruma süresinin sonradan uzatılmış olması ve bu nedenle ortaya çıkan yeni durum nedeniyle ve yasadaki değişiklikten dolayı eser sahibi sayılan kimselerin telif hakkı nedeniyle gelir elde edememeleri nedeniyle Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının “sanatın ve sanatçının korunması” başlıklı 64. maddesine aykırılık söz konusu olup ilgili yasa hükmünün bu nedenle dahi iptali gerekir.</p>
<p>Nihayet aynı yasa hükmü Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 35. maddesinde düzenlenen “mülkiyet hakkı” başlıklı Anayasa hükmüne dahi aykırıdır. Zira 70 yıla uzatılan koruma süresi nedeniyle ortaya çıkan ek koruma dönemine bağlı gelirden filmin yapımcısı yararlanır iken, mevcut Yasaya göre sinema eserinin sahipleri olan kimselerin yararlanamaması, 20 yıldan 70 yıla uzatılan koruma süresinin 50 yıllık ilave çok uzun bir dönemi kapsaması ve bunun filmin yapımı anında mevcut olmayıp sonradan düzenlenmiş olması nedeniyle geçmişe yönelik olarak sinema eseri sahiplerinin mülkiyet hakkının da sınırlanması söz konusudur. Zira bir yandan koruma süresi 70 yıla çıkarılırken ve daha önceden eser sahibi olarak kabul edilmeyen yönetmen, senaryo yazarı gibi kimseler eser sahibi olarak kabul edilirken, bu tarihten itibaren uzatılmış olan koruma süresi içinde eser sahipliğinden dolayı gelir elde etmesi gereken bu gibi kimselerin bu hakları ortadan kaldırılmaktadır. Böylece 1995 yılından itibaren 50 yıl daha gelir getirecek olan ve hemen her gün televizyonlarda yayınlanan eski sinema filmleri sadece yapımcıya gelir sağlamakta, eserin gerçek sahipleri bu haktan ve gelirden 50 yıl daha mahrum kalmaktadır. Bu sınırlamada her hangi bir kamu yararı mevcut olmadığından 5846 sayılı Yasanın ek 2. maddesinin son fıkrasının bu nedenle dahi iptali gerekir. (…)”.<strong></strong></p>
<p><strong>III- YASA METİNLERİ</strong></p>
<p><strong>A- İtiraz Konusu Yasa Kuralı</strong><strong></strong></p>
<p>İtiraz konusu kuralın da yer aldığı 5846 sayılı Kanun’un, 4630 sayılı Kanun’un 35. maddesi ile değiştirilen Ek 2. maddesi şöyledir:</p>
<p>“<em>Bu Kanunla sağlanan koruma, bu madde ile getirilen değişikliğin yürürlüğe girdiği sırada;</em></p>
<p><em>1. T.C. vatandaşı eser sahipleri ve eser sahiplerinin hakları ile bağlantılı hak sahipleri tarafından üretilmiş Türkiye’de mevcut bütün eserlere, tespit edilmiş icralara ve fonogramlara,</em></p>
<p><em>2. Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelere ve anlaşmalara taraf diğer ülkelerde üretilmiş ve bu ülkelerde koruma süresi dolmadığı için kamuya mal olmamış yabancı eserlere, tespit edilmiş icralara vefonogramlara,</em></p>
<p><em>Uygulanır.</em></p>
<p><em>Birinci fıkranın uygulanması sonucu koruma kapsamına alınan eserlerin, tespit edilmiş icraların vefonogramların yasal kopyalarının mülkiyetini elinde bulunduran kişiler, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihi takip eden altı aylık sürenin sonuna kadar yazılı bir izne gerek kalmaksızın bu kopyaları satabilir veya elden çıkarabilir.</em></p>
<p><em>Bununla birlikte, eserler, tespit edilmiş icralar ve fonogramlara ilişkin olmak üzere bu Kanun çerçevesinde eser sahipleri ve diğer hak sahiplerine sağlanan hakların kullanılması eser veya bağlantılı hak sahiplerinin iznine tabidir.</em></p>
<p><strong><em>Bu Kanunun sinema eseri sahipliği ile ilgili hükümleri, 4110 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 12/6/1995tarihinden sonra yapımına başlanan sinema eserlerine uygulanır.</em></strong>”.</p>
<p>B- İlgili Yasa Kuralları</p>
<p>1-<strong> </strong>5846 sayılı Kanun’un ilk hâliyle 8. maddesinin dördüncü fıkrası şöyledir:</p>
<p>“<em>Bir sinema eserinin sahibi onu imâl ettirendir.</em>”.</p>
<p>2<strong>-</strong> 5846 sayılı Kanun’un 4110 sayılı Kanun ile değiştirilen 8. maddesinin beşinci fıkrası şöyledir:</p>
<p>“<em>Sinematografik eserlerde; yönetmen, özgün müzik bestecisi ve senaryo yazarı, eserin birlikte sahibidirler. Eserin birlikte sahipleri, mali hakları, yapacakları bir sözleşmeyle ve uygun bir bedel karşılığında yapımcıya devredebilirler.</em>”.</p>
<p>3- 5846 sayılı Kanun’un 4630 sayılı Kanun ile değiştirilen 8. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:</p>
<p>“<em>Sinema eserlerinde; yönetmen, özgün müzik bestecisi, senaryo yazarı ve diyalog yazarı, eserin birlikte sahibidirler. Canlandırma tekniğiyle yapılmış sinema eserlerinde, animatör de eserin birlikte sahipleri arasındadır.</em>”.</p>
<p><strong>C- Dayanılan Anayasa Kuralları</strong></p>
<p>Başvuru kararında, Anayasa’nın 10., 35. ve 64. maddelerine dayanılmıştır.</p>
<p><strong>IV- İLK İNCELEME</strong><strong></strong></p>
<p>Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 8. maddesi gereğince Haşim KILIÇ, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Fulya KANTARCIOĞLU, Ahmet AKYALÇIN, Mehmet ERTEN, Fettah OTO, Serdar ÖZGÜLDÜR, Şevket APALAK,Serruh KALELİ, Zehra Ayla PERKTAŞ ve Engin YILDIRIM’ın katılımlarıyla 22.9.2010 gününde yapılan ilk inceleme toplantısında, dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.</p>
<p><strong>V- ESASIN İNCELENMESİ</strong></p>
<p>Başvuru kararı ve ekleri, işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu kural, ilgili yasa kuralları, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:</p>
<p>Başvuru kararında, 4630 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik sonucu sinema eserlerinde koruma süresinin yirmi yıldan yetmiş yıla çıkarılmasından, 4110 ve 4630 sayılı Kanunlar ile yapılan değişikliklerle sinema eseri sahibi olarak kabul edilenlerin yararlandırılmadıkları, sinema eserleri dışındaki eser türlerinin sahipleri ile bağlantılı hak sahipleri yönünden zaman bakımından uygulamaya ilişkin düzenleme yapılmadığı, bu nedenle eşitlik ilkesi, mülkiyet hakkı ve devletin sanatçıyı koruma görevinin ihlal edildiği belirtilerek kuralın, Anayasa’nın 10., 35. ve 64.  maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.</p>
<p>6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 43. maddesine göre, ilgisi nedeniyle itiraz konusu kural Anayasa’nın 2. maddesi yönünden de incelenmiştir.</p>
<p>5846 sayılı Kanun’un 8. maddesinin ilk hâli uyarınca “<em>imal ettiren (yapımcı)</em>” sinema eseri sahibiyken, anılan maddede 4110 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikle “<em>yönetmen</em>”, “<em>özgün müzik bestecisi</em>” ve “<em>senaryo yazarı</em>” sinema eseri sahibi olarak kabul edilmiş ve 4630 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikle bu eser sahiplerine “<em>diyalog yazarı</em>” ve canlandırma (animasyon) tekniğiyle yapılmış sinema eserlerinde “<em>animatör</em>” eklenmiştir.</p>
<p>İtiraz konusu kuralla, sinema eseri sahipliğine ilişkin hükümlerin 4110 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği 12.6.1995 tarihinden sonra yapımına başlanan sinema eserlerine uygulanacağı düzenlenerek, değişiklikler nedeniyledoğacak ihtilafların önlenmesi ve imal ettirenin (yapımcının) kazanılmış haklarının korunması amaçlanmıştır. Kuralın, başvuru kararında belirtildiğinin aksine koruma sürelerine ilişkin hükümlerin zaman bakımından uygulanmasıyla ilgisi olmayıp, bu husus 5846 sayılı Kanun’un Ek 2. maddesinin kuraldan önceki fıkralarında düzenlenmektedir.</p>
<p>Anayasa’nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti, insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, hukuk güvenliğini sağlayan, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa ve yasalarla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devlettir.</p>
<p>Hukuk devletinin korumakla yükümlü olduğu evrensel ilkelerden birisi hukuk güvenliği ilkesidir. Hukuk güvenliği ilkesi, hukuk normlarının öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılan ortak değerdir. Kural olarak hukuk güvenliği yasaların geriye yürütülmemesini zorunlu kılar. Kanunların geriye yürümezliği ilkesi uyarınca kamu yararı ve kamu düzeni, kazanılmış hakların korunması, mali haklarda iyileştirme gibi kimi ayrıksı durumlar dışında kanunlar, ilke olarak yürürlük tarihlerinden sonraki olay, işlem ve eylemlere uygulanmak üzere çıkarılırlar.</p>
<p>Anayasa’nın 35. maddesinde “<em>Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz</em>.” biçimindeki hükme yer verilerek, mülkiyet hakkı, miras hakkıyla birlikte bir temel hak olarak güvence altına alınmıştır. Mülkiyet hakkı, kişiye başkasının hakkına zarar vermemek ve kanunların koyduğu sınırlamalara uymak koşuluyla, sahibi olduğu şeyi dilediği gibi kullanma, ürünlerinden yararlanma ve tasarruf olanağı veren bir haktır.</p>
<p>Mülkiyet hakkının konusunu, maddi ve gayrimaddi mallar oluşturmaktadır. Taşınır ve taşınmaz mallar, maddi mallar kapsamında iken, fikrî ve sınai mülkiyet hakları gayrimaddi mallar kapsamında yer almaktadır. Dolayısıyla, sinema eserleri üzerindeki<strong> </strong>fikrî haklar da mülkiyet hakkı kapsamındadır.</p>
<p>Kuralla sinema eseri sahipliğine ilişkin hükümlerin geriye yürütülüp yürütülmediğinin belirlenebilmesi için, öncelikle sinema eseri sahipliğini doğuran olayın ne zaman gerçekleştiğinin tespit edilmesi gerekir. Sinema eserlerinde eser sahipliği, herhangi bir hukuki işleme gerek olmadan eserin meydana getirilmesiyle birlikte kendiliğinden doğar. Kuralla, 4110 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği<strong> </strong>12.6.1995 gününden önce sinema eseri sahibi olan imal ettiren (yapımcı) ile bu tarihten itibaren sinema eseri sahibi olarak kabul edilen yönetmen, özgün müzik bestecisi ve senaryo yazarı yönünden sinema eseri sahipliğine ilişkin hükümler geriye yürütülmemektedir. Ancak diyalog yazarı veanimatör, 3.3.2001 gününde yürürlüğe giren 4630 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikle sinema eseri sahipleri arasına eklendiği hâlde, kuralla bunlar yönünden de sinema eseri sahipliğine ilişkin hükümlerin 4110 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği 12.6.1995 gününden sonra yapımına başlanan sinema eserlerine uygulanacağı düzenlenmektedir. Buna göre kural, 12.6.1995 gününden sonra yapımına başlanıp 3.3.2001 gününe kadar meydana getirilerek eser sahipliği ortaya çıkmış olan sinema eserlerinde, “<em>diyalog yazarı</em>” ve “<em>animatör</em>” yönünden eser sahipliğine ilişkin hükümleri geriye yürütmektedir.</p>
<p>Diğer taraftan, eser sahipliği sadece bir hukuki statüden ibaret değildir. Eser sahipliği ile birlikte ve ona bağlı olarak eser üzerindeki fikrî haklar da kendiliğinden kazanılır. 5846 sayılı Kanun’un 8. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca sinema eseri sahipleri birlikte eser sahibi olduklarından, eser üzerindeki haklara da birlikte sahip olurlar. Anılan Kanun’un 10. maddesinin ikinci fıkrasının atfıyla uygulanması gereken adi şirkete ilişkin hükümler uyarınca ise sinema eseri sahipleri, eser üzerindeki haklardan elde edilen bütün kazançları aralarında eşit olarak paylaşmak ve bunlara ilişkin kararları oybirliğiyle almakla yükümlüdürler. Buna göre, kuralla diyalog yazarı ve animatör yönünden eser sahipliğine ilişkin hükümler geriye yürütülerek 12.6.1995 gününden sonra yapımına başlanıp 3.3.2001 gününe kadar meydana getirilmiş olan sinema eserlerinin üç kişiden oluşan eser sahipleri beş kişiye çıkarılmakta ve daha önce sinema eseri sahibi olan yönetmen, özgün müzik bestecisi ve senaryo yazarının eserin meydana getirilmesiyle birlikte kazanmış oldukları mülkiyet hakkı kapsamında yer alan fikrî hakları üzerindeki kullanma, ürünlerinden yararlanma ve tasarruf yetkileri azaltılmaktadır. Dolayısıyla kural, diyalog yazarı ve animatörler yönünden sinema eseri sahipliğine ilişkin hükümleri geriye yürütüp, eser sahipliği statüsünden doğan, kesinleşmiş ve kişisel niteliğe dönüşmüş olan fikrî haklar üzerindeki yetkileri azaltmak suretiyle kazanılmış hak ve hukuk güvenliği ilkelerini ihlal etmekte ve mülkiyet hakkını zedelemektedir.</p>
<p>Açıklanan nedenlerle kural, “<em>diyalog yazarı ve animatörler</em>” yönünden Anayasa’nın 2. ve 35. maddelerine aykırıdır. İptali gerekir.</p>
<p>Kural, Anayasa’nın 2. ve 35. maddelerine aykırı görülerek iptal edildiğinden, ayrıca 10. ve 64. maddeleri yönünden incelenmesine gerek görülmemiştir.</p>
<p><strong>VI- SONUÇ</strong></p>
<p>5.12.1951 günlü, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun  21.2.2001 günlü, 4630 sayılı Kanun’un 35. maddesi ile değiştirilen Ek 2. maddesinin “Bu Kanunun sinema eseri sahipliği ile ilgili hükümleri, 4110 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 12/6/1995 tarihinden sonra yapımına başlanan sinema eserlerine uygulanır.” biçimindeki son fıkrasının, “diyalog yazarı ve animatörler” yönünden Anayasa’ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, 29.12.2011 gününde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<h3>Etiketler</h3>
<p>anayasa mahkemesi fsek ek madde 2,jerk com profil silme,fsek ek 2,yutube belgesel,oyunculuk sözleşmesi</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sertels.av.tr/avukat/hukuk/fsek-yargitay-kararlari/anayasa-mahkemesi-karari-fsek-ek-2-madde-son-fikranin-iptali.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İZİNSİZ FOTOĞRAF YAYINLANMASI</title>
		<link>http://www.sertels.av.tr/avukat/hukuk/fsek-yargitay-kararlari/izinsiz-fotograf-yayinlanmasi.html</link>
		<comments>http://www.sertels.av.tr/avukat/hukuk/fsek-yargitay-kararlari/izinsiz-fotograf-yayinlanmasi.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 21 Feb 2012 16:19:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Av. Sertel Şıracı</dc:creator>
				<category><![CDATA[FSEK Yargıtay Kararları]]></category>
		<category><![CDATA[bk 49]]></category>
		<category><![CDATA[fotoğraf]]></category>
		<category><![CDATA[fsek 86]]></category>
		<category><![CDATA[izin]]></category>
		<category><![CDATA[reklam]]></category>
		<category><![CDATA[resim]]></category>
		<category><![CDATA[TAZMİNAT]]></category>
		<category><![CDATA[ticari amaç]]></category>
		<category><![CDATA[zarar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sertels.av.tr/?p=940</guid>
		<description><![CDATA[T.C. YARGITAY Hukuk Genel Kurulu Esas: 1990/4-275 Karar: 1990/459 Karar Tarihi: 03.10.1990 ÖZET: Borçlar Kanununun 49. maddesine dayanan isteklerde, kişilik hakkına &#8220;hukuka aykırı bir saldırı&#8221; olması ve bu saldırı ile kusurun da ağır bulunması (olay tarihindeki yürürlükteki şekliyle) gerekir. FSEK.nun 86. maddesi; &#8220;eser niteliğinde olmasalar bile kişinin resmini kişisel değer&#8221; &#8230; <a href="http://www.sertels.av.tr/avukat/hukuk/fsek-yargitay-kararlari/izinsiz-fotograf-yayinlanmasi.html">Continue reading <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>T.C. YARGITAY<br />
Hukuk Genel Kurulu</p>
<p>Esas: 1990/4-275<br />
Karar: 1990/459<br />
Karar Tarihi: 03.10.1990</p>
<p>ÖZET: Borçlar Kanununun 49. maddesine dayanan isteklerde, kişilik hakkına &#8220;hukuka aykırı bir saldırı&#8221; olması ve bu saldırı ile kusurun da ağır bulunması (olay tarihindeki yürürlükteki şekliyle) gerekir. FSEK.nun 86. maddesi; &#8220;eser niteliğinde olmasalar bile kişinin resmini kişisel değer&#8221; olarak kabul etmiştir. Kişinin resminin her ne şeklide olursa olsun izinsiz olarak yayınlanması, hukuka uygunluk sebepleri bulunmadıkça hukuka aykırıdır. Davacılara ait resmin, önüne gelen her türlü iletişim araçlarıyla ve ticari amaçla kullanılması ağır saldırı (zarar) niteliğindedir.</p>
<p>(818 S. K. m. 49) (5846 S. K. m. 86)<br />
<span id="more-940"></span><br />
Dava: Taraflar arasındaki &#8220;manevi tazminat&#8221; davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Ankara Asliye 8. Hukuk Mahkemesince davanın reddine dair verilen 21.4.1988 gün ve 1987/755 E. 1988/215 K. sayılı kararın incelenmesi davacılar tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi`nin 12.12.1988 gün ve 1988/7504 &#8211; 10628 sayılı ilamı :</p>
<p>(Davacılar kendilerine ait resmin davalıya ait Tempo Dergisi`ne ait reklamlarda izinsiz ve ticari amaçla kullanıldığını ileri sürerek 1.000.000 lira manevi tazminat talep etmiştir.</p>
<p>Mahkeme, &#8220;resmin çekilmesindeki amacın Anıtkabir`in görüntüsünü tespit olduğu ve davacıların resimde ikinci planda kaldıkları&#8221; gerekçesiyle eylemin hukuka aykırı olmadığını kabul ederek isteğin reddine karar vermiştir.</p>
<p>Bir kimsenin dış görünümü üzerinde kişilik hakkı vardır. Resim ise bir kimsenin dış görünüşünü ve o kimsenin tanınmasını sağlayack biçimde yansıtan yüzey bir cisimdir. Bu nedenle kişinin dış görünümünü yansıtma, onu tanıtan resmi üzerinde kişilik hakkı bulunmaktadır. Kural olarak, kişinin rızası olmadan resminin yayınlanması hukuka aykırı olarak kabul edilmektedir (Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu m.86). Ne var ki, bu kural mutlak değildir; kanun toplum hayatının gereği toplumun haber alma ihtiyacı gibi hallerde, resmin izinsiz yayınlanabileceğini kabul etmiştir (m.86/11). Fakat bu yayın amaca uygun olarak yapılmalıdır; resmin haber verme dışında ticari amaçlarla kullanılması kişilik hakkına saldırıdır. Bu konudaki Yargıtay uygulaması süreklilik kazanmıştır.(Y.2.H.D. 29.1.1976-9403/625; Y.4 H.D. 11.2.1985-1985/ 9517 &#8211; 958, 1.11.1988/6227/9120 sayılı kararları)</p>
<p>Davaya konu işte davacılara ait ve Anıtkabir içinde çekilmiş resim davalıya ait derginin reklamlarında kullanılmıştır. Kullanılmanın izinsiz ve ticari amaçla olduğu tartışmasızdır. FSEK`nun 86. maddesinde açıkça &#8220;resim ve portrelerin izinsiz yayınlanması&#8221; yasaklanmıştır. Bu nedenle sorumluluk için resim çekmenin amacı önemli değildir. Davacıların dış görünüşleri resimde yer aldığına göre eylemin yasanın emredici kuralına açıkça aykırı olduğu kabul edilmelidir. Davacıların dış görünüşünün resim için ikinci planda kalıp kalmaması da önemli değildir. Asıl olan kişinin dış görünüşünün yayınlanan resimde yer almış olmasıdır.</p>
<p>O halde mahkemenin Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu`nun 86. maddesinde getirilen emredici kuralı gözetmeden ve hatalı yazımla hüküm kurması yasaya aykırıdır. Hüküm davacılar yararına uygun bir manevi tazminata hükmedilmek üzere bozulmalıdır) gerekçesiyle bozularak, dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.</p>
<p>Karar: Hukuk Genel Kurulu`nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:</p>
<p>Dava, davacılara ait resimlerin davalıya ait derginin tanıtımında kullanılmasından kaynaklanmıştır. Davacıların resimlerinin davalıya ait derginin tanıtımı için çeşitli gazetede, dergi ve duvar panolarında reklam amacıyla ve davacıların izni alınmadan kullanıldığında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Diğer taraftan ana oğul davacıların Anıtkabir arslanlı yolun başında bulunan &#8220;Kadın heykel topluluğu&#8221; önündeki merdivenlerden inerken çekilmiş resimlerin davacıların dış görünüşlerini tanıtacak biçimde olduğu da<br />
tartışmasızdır. Başka bir anlatımla resme bakıldığında Anıtkabir merdivenlerinden kol kola inen kişilerin davacılar olduğu yolunda duraksama söz konusu değildir.</p>
<p>Davacıların isteği, Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu`nun (FSEK) 86 ve Borçlar Kanunu`nun 49. maddesine dayanmaktadır. Bu nedenle olayımızda manevi tazminat isteğiyle ilgili sorumluluğun unsurlarının gerçekleşip gerçekleşmediği üzerinde durulmalıdır. Borçlar Kanunu`nun 49. maddesine dayanan isteklerde kişilik hakkına &#8220;hukuka aykırı bir saldırı&#8221; olması ve bu saldırı ile kusurun da ağır bulunması (olay tarihindeki yürürlükteki şekliyle) gerekir.</p>
<p>A &#8211; Kişilik Hakkına Hukuka Aykırı Bir Saldırı,</p>
<p>a) Kişilik hakkı, kişinin maddi ve manevi değerleri (varlıkları) üzerinde şahsa bağlı bir mutlak haktır. Kişilik hakkından söz edebilmek için öncelikle kişisel değerin ne olduğu belirlenmelidir.</p>
<p>b) Kişisel değerler, Medeni Kanun`un 24. maddesinde genel olarak &#8220;şahsi menfaatler&#8221; sözcükleriyle anlatılmış ancak bunların neler olduğu teker teker sayılmamıştır. Hukuk öğretisinde ve uygulamada kişinin yaşam ve sağlığı gibi maddi değerleri ile onur, saygınlık, özgürlükler, özel yaşam, isim, resim gibi manevi değerleri kişisel değerler olarak kabul edilmektedir.</p>
<p>Yasa koyucu, bazı özel durumlarda, kişisel değerin ne olduğunu açıkça belirlemektedir. Örneğin FSEK`nun 86. maddesinde &#8220;eser niteliğinde olmasalar bile kişinin resmini kişisel değer&#8221; olarak kabul etmiştir.</p>
<p>c) Hukuka aykırı saldırı, kişilerin şahıs ve malvarlıklarını doğrudan doğruya koruyan emredici &#8220;hukuk kuralları&#8221;nın ihlali halinde söz konusu olur. FSEK`nun 86. maddesinde açıkça &#8220;eser mahiyetinde olmasalar bile resim ve portreler tasvir edilenin, ölmüşse 19. maddenin 1. fıkrasında sayılanların izni olmadan tasvir edilenin ölümünden on yıl geçmedikçe, teşhir ve diğer suretlerde umuma arz edilemez&#8221; kuralını getirmiştir. Diğer taraftan 86. maddenin 2. fıkrasında izin almadan yayınlanacak durumlar da açıklanarak<br />
hukuka uygunluk sebepleri de belirtilmiştir :</p>
<p>Memleketin siyasi ve sosyal hayatında rol oynayan kimselerin resimleri; tasvir edilen kimselerin iştirak ettikleri geçit resmi veya resmi tören yahut genel toplantıları gösteren resimler; günlük olaylarla ilgili resimlerle radyo ve filim haberleri için izin alınmasına gerek yoktur.</p>
<p>O halde kişinin resminin her ne şekilde olursa olsun izinsiz olarak yayınlanması, hukuka uygunluk sebepleri bulunmadıkça, hukuka aykırıdır. Çünkü, resmin izinsiz yayınlanması emredici nitelikte bir kuralla yasaklanmıştır. Burada tartışılması gereken sorun, davacılara ait görüntünün resim içinde &#8220;ayrıntı niteliğinde&#8221; olup olmamasının sonuca etkisidir.</p>
<p>Gerek direnme kararı veren yerel mahkeme ve gerekse Hukuk Genel Kurulu`na katılan yüksek hakimlerin bir kısmı resim içinde davacıların görüntüsünün ayrıntı niteliğinde olduğunu öne sürerek hukuka aykırılığın gerçekleşmediğini savunmuşlardır. Hukuk öğretisinde de &#8220;hukuken korunmaya değer bir çıkarın bulunmaması&#8221; halinde kişinin şahsiyet hakkına saldırının varlığının kabul<br />
edilmesinde bazı özgürlüklerin kısıtlanabileceği öne sürülmektedir : Özellikle FSEK`nun 86. maddesinin mutlak anlamda uygulanmasının fotoğrafçılığa ilgi duyanların, fotoğrafçılığı meslek edinenlerin özgürlüklerinin kısıtlanabileceği üzerinde durularak; belli bir yerin fotoğrafı çekilirken bir rastlantı sonucu bir başka kimsenin de dahil labileceği, yani kişinin ayrıntı olarak fotoğrafa dahil olduğu hallerde izin aranmasına gerek olmadığı savunulmaktadır. Bu görüşe göre bir tarihi anıtın resmi alınırken orada bulunan diğer kimselerin görüntülerinin de fotoğraf içinde kalmaları halinde hukuka aykırılık yoktur (Prof.Dr. Duygun Yarsuvat, Türk Hukukunda Eser ve Hakları İkinci bası sh.99).</p>
<p>Doktrinde ileri sürülen ve Yargıtay denetimi yapılırken de tartışmaya getirilen bu görüşün dayandığı &#8220;kıstas&#8221; Medeni Kanun`un 2. maddesinde öngörülen doğruluk ve güven kurallarıyla (objektif hüsnüniyet) ilgilidir. FSEK` nun 86. maddesinin izin alınmadan resmin kamuya sunulmasını yasaklamıştır; 86. maddenin mutlak ve emredici olan bu kuralına dayanarak izin alınmadığını ileri sürmenin hakkın kötüye kullanılması olarak nitelendirilebilir; Somut olayın özelliği içinde bu emredici kuralı yumuşatmak hakkaniyet açısından da yararlı olabileceği gözardı edilemez. Yalnız bu görüşün fotoğrafçılığa ilgi duyanların ve meslek edinenlerin özgürlüğünü korumak için savunulduğu bu olayda resim üzerinde kişilik hakkı bulunanın korumaya değer bir çıkarın bulunup bulunmadığı somut olay içinde iyi değerlendirilmelidir.</p>
<p>Bir kişinin bir rastlantı sonucu, ayrıntı olarak içinde bulunduğu bir fotoğrafın bir sergide veya sanatla ilgili yayınlarda umuma arz edilmesi halinde izin alınmadığının öne sürülmesi &#8220;hakkın kötüye kullanılması&#8221; olarak nitelendirilebilir (M.K. m.2/2). Ancak, kişinin dış görünüşünün ayrıntı olarak da olsa içinde bulunduğu fotoğrafın &#8220;ticari amaçlarla, reklam yoluyla kamuya sunulmasında izin alınmaması hukuka aykırılığı oluşturulmadır; iznin alınmadığını ileri sürme hakkın kötüye kullanılması olarak nitelendirilemez. Çünkü bu nitelikteki bir olayda &#8220;kişinin korunmaya değer bir çıkarı olmadığını&#8221; söylemek olanağı yoktur.</p>
<p>Olayımızda davacıların da içinde bulunduğu resim poşet içinde satılan dergiler dahil çeşitli basın organlarında, duvar panolarında ticari amaçları gerçekleştirmek için reklam aracı olarak kullanılmıştır. Bu nedenle resmin izinsiz olarak ve ticari amaçlarla yayınlanması kişilik hakkına hukuka aykırı olarak bir saldırı niteliğindedir. Davacıların somut olayın içinde gerçekleşen<br />
olgulara göre hukuken korunmaya değer çıkarları vardır.</p>
<p>Kaldı ki, davacıların görüntülerinin bu fotoğraf içinde bulunması ayrıntı niteliğinde de değildir. Amaç Anıtkabir`in &#8220;Atatürk için yas tutan kadınları simgeleyen kadın heykeller&#8221; topluluğunu göstermek ise bunu davacıların bulunmadığı bir durumda objektif içine almak olanağı da vardır. Böyle bir anıt heykeller topluluğu önünde davacıların da bulunmasının özel bir amacı vardır :<br />
Ana oğul olan davalıların, Atatürk için yas tutan kadınları simgeliyen kadın heykel topluluğu önünde çağdaş bir görünüm içinde el ele mutlu bir görünüm içinde bulunmaları ile &#8220;Türkiye`nin Atatürk`le eriştiği çağdaş yaşam tarzı&#8221; kamuya anlatılmak amaç edinilmiştir. Fotoğraf içinde davacıların bu görüntülerinin bulunmaması halide kamuya verilmek istenen mesaj eksik kalırdı. Başka bir anlatımla reklam panolarında yalnız Anıtkabir`deki kadın heykeller topluluğunun bulunması reklamın amacına yardımcı bir araç olarak kabul<br />
edilemez.</p>
<p>B &#8211; Ağır Kusur : Borçlar Kanununun 49. maddesinin olay tarihinde yürürlükte bulunan şekliyle manevi tazminat için zorunlu olan &#8220;kusurun ağır olması&#8221; gerekir. Olayda ağır kusur (ihmal) bulunup bulunmadığının belirlenmesi için öncelikle ağır kusur tanımı üzerinde durulmalıdır. Hukuk öğretisinde ve uygulamada yerleşmiş görüşe göre ağır kusur aynı şartlar altında gösterilmesi gereken en basit dikkat ve özenin gösterilmemesidir. Emredici bir kuralla resmin kamuya sunulması yasaklandığına göre,olayımızda ağır kusurun varlığı kabul edilmelidir. Çünkü davacının bu yasak kural getiren normu gözeterek davacıların resmini yayınlanmaması için en basit dikkat ve özeni göstermesi yeterlidir. Başka bir anlatımla emredici nitelikteki hukuk normunu uygun bir davranışı için en basit dikat ve özenin gösterilmesi yeterlidir.</p>
<p>Kural olarak hukuka aykırılık ve kusur ayrı ayrı kavramlardır. Ne var ki çoğunlukla bu iki kavramın iç içe bulundukları gerçeği de gözardı edilemez. O halde kusurun ağırlığında hukuka aykırılığı oluşturan davranışın kapsam ve niteliği de gözetilmelidir. Davalının davacıların resmini ticari amaçlarla kullanması da ağır kusurun varlığını gösterir.</p>
<p>C &#8211; Ağır Zarar (Ağır Saldırı) : Borçlar Kanununun 49. maddesi yalnız kusurun ağırlığından söz etmiş zararın ağırlığı koşulunu şeklen öngörmemiştir. Ancak, bu gün, Türk Hukuk öğretisi ve uygulamasında madde içeriğindeki &#8220;zarar sözcüğü&#8221; maddenin İsviçre`deki aslına uygun olarak &#8220;saldırının ağırlığı&#8221; şeklinde anlaşılmaktadır. Saldırının ağırlığı her olayın koşullarına göre<br />
belirlenmelidir. Saldırının ağırlığının belirlenmesinde ise her şeyden önce kullanılan araç üzerinde durulmalıdır. Olayımızda davacılara ait resmin önüne gelene her türlü iletişim araçlarıyla ve ticari amaçla kullanılması ağır saldırı (zarar) niteliğindedir.</p>
<p>O halde davacılara ait resmin ticari amaçlarla kamuya sunulması FSEK`nun 86/1. maddesine göre hukuka aykırı olduğu gibi, olayımızda Borçlar Kanunu`nun 49. maddesinde belirlenen tüm unsurlar da gerçekleşmiştir. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.</p>
<p>Sonuç: Davacıların temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında ve yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı HUMK.nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 26.9.1990 günü yapılan ilk görüşmede çoğunluk sağlanamadığı için, 3.10.1990 gününde yapılan ikinci görüşmede oyçokluğuyla karar verildi.<br />
<h3>Etiketler</h3>
<p>resmin izinsiz yayınlanması,bk 49 mirasçılar,ölümlü inşaat kazalarında dava örnekleri,haber fotoğrafının izinsiz kullanılması fsek 68,ölümlü inşaat kazalarında dava</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sertels.av.tr/avukat/hukuk/fsek-yargitay-kararlari/izinsiz-fotograf-yayinlanmasi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>KURUMLAR İÇİN ONLİNE İTİBAR</title>
		<link>http://www.sertels.av.tr/avukat/hukuk/online-itibar/sirketler-icin-online-itibar.html</link>
		<comments>http://www.sertels.av.tr/avukat/hukuk/online-itibar/sirketler-icin-online-itibar.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 19 Feb 2012 16:12:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Av. Sertel Şıracı</dc:creator>
				<category><![CDATA[Online 

İtibar]]></category>
		<category><![CDATA[facebook]]></category>
		<category><![CDATA[google sil]]></category>
		<category><![CDATA[içerik silme]]></category>
		<category><![CDATA[internet itibar]]></category>
		<category><![CDATA[kaldırma]]></category>
		<category><![CDATA[kurum itibarı]]></category>
		<category><![CDATA[kurumlar içi online itibar]]></category>
		<category><![CDATA[şikayet]]></category>
		<category><![CDATA[silme]]></category>
		<category><![CDATA[şirketler için]]></category>
		<category><![CDATA[temizle]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sertels.av.tr/?p=925</guid>
		<description><![CDATA[1. Kurum İtibarı Nedir? Kurum itibarı, bugün büyük olsun, küçük olsun, yerel olsun, uluslararası olsun şirketlerin sahip olabilecekleri en önemli ve değerli sermayedir. Şirket sahibi için bunun parayla ölçülmesi mümkün değildir. Şirketin var olma amacıdır, gelecekte nerede olacağının göstergesidir. Kurum itibarı öyledir ki şirketin başına bir iş gelmeden bunun kıymeti &#8230; <a href="http://www.sertels.av.tr/avukat/hukuk/online-itibar/sirketler-icin-online-itibar.html">Continue reading <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><a href="http://www.sertels.av.tr/wp-content/uploads/2012/02/onlinerep.jpg" rel="prettyPhoto[925]"><img class="alignleft  wp-image-928" title="Person and check symbol" src="http://www.sertels.av.tr/wp-content/uploads/2012/02/onlinerep-270x300.jpg" alt="Avukat onlinerep 270x300 KURUMLAR İÇİN ONLİNE İTİBAR" width="162" height="180" /></a>1. Kurum İtibarı Nedir?<br />
</strong><br />
Kurum itibarı, bugün büyük olsun, küçük olsun, yerel olsun, uluslararası olsun şirketlerin sahip olabilecekleri en önemli ve değerli sermayedir. Şirket sahibi için bunun parayla ölçülmesi mümkün değildir. Şirketin var olma amacıdır, gelecekte nerede olacağının göstergesidir.<br />
<span id="more-925"></span></p>
<p>Kurum itibarı öyledir ki şirketin başına bir iş gelmeden bunun kıymeti fark edilmez. Bir olay olduğunda bir anda şirkette büyük bir krize dönüşür. Bu kriz öyle ya da böyle bir iz bırakır ve şirkete yapışan bir leke olarak sonsuza kadar kalır.</p>
<p><strong>2. Online İtibar Neden Önemli?</strong></p>
<p>İtibar bir iletişim işi olduğu için her zaman çok önemlidir. İnternetin yaygınlaşmasıyla birlikte herkesin bilinçli/bilinçsiz, doğru/yanlış ayırt etmeden bilgi üretmesi ve bilgiyi yayması nedeniyle internetteki itibar her mecradan daha önemli hale geldi. Bugün kurum itibarını en çok tehdit eden içerikler internette üretilmektedir.</p>
<p>Kişiler gün geçtikçe internet üzerinden kurumları tanımakta bu süreç içerisinde itibarı olumsuz etkileyen her türlü içerik müşterilerin karşısına çıkmaktadır.</p>
<p><strong>3. Online İtibarı Etkileyen Örnek İçerikler</strong><br />
Facebook, Twitter üzerinden paylaşılan yorumlar<br />
Şirketi direkt hedef alan internet siteleri<br />
Şikayet hakkının aşılarak gerçek dışı olayların aktarılması<br />
Online alışveriş sitelerindeki ürün yorumlarına gerçek dışı olumsuz tecrübeler yazmak<br />
E-mail grupları üzerinden kurum hakkında gerçek dışı bilgilerin yayılması</p>
<p><strong>4. Alınacak Önlemler ve Çözümler<br />
</strong><br />
Kurum Online İtibarı sürekli takip edilmeli, raporlanmalıdır.</p>
<p>Online itibar hususu krize dönüşmeden ilk yapılması gereken firma markasının kesinlikle tescil edilmesidir. Tecilli marka sayesinde itibarının zedelendiğini iddia eden firmanın kimliğinin tespiti kolaylaşacak, muhtemel uyuşmazlıkta marka hukukunun da kullanılması hakkını verecektir.</p>
<p>Krizleri kurumların kendi işlemleri de çıkartabildiği için internetteki çalışmaların ciddiye alınarak bu hususta yetkili bir birim oluşturulmalı, internette yayınlanacak her türlü içeriğin gözden geçirilerek yayınlanması sağlanmalıdır. Kampanya gibi faaliyetler için kurum dışından destek alınması birçok riski azaltacaktır.</p>
<p>Kriz halinde önce uzlaşma yöntemleri denenmekte, gerekli hukuksal yazışmalar yapılmaktadır.</p>
<p>Ardından internet ortamında arama motoru sonuçlarındaki sonuçlarının düzenlenmesi için geliştirilen yöntemler devreye sokulmaktadır.</p>
<p>Tüm bunlarla birlikte mahkemeler nezdinde hukukun verdiği tüm yetki kullanılmaktadır.<br />
<h3>Etiketler</h3>
<p>facebook sayfa resimleri,facebook sayfa resmi,itibarlı kurumları,facebook resmi,face resimleri sayfa</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sertels.av.tr/avukat/hukuk/online-itibar/sirketler-icin-online-itibar.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İp Adresim kullanılarak kredi kartı dolandırıcılığı yapılmış ne yapmam gerekir ?</title>
		<link>http://www.sertels.av.tr/avukat/hukuk/bilisim-avukat-soru/ip-adresim-kullanilarak-kredi-karti-dolandiriciligi-yapilmis-ne-yapmam-gerekir.html</link>
		<comments>http://www.sertels.av.tr/avukat/hukuk/bilisim-avukat-soru/ip-adresim-kullanilarak-kredi-karti-dolandiriciligi-yapilmis-ne-yapmam-gerekir.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 12 Feb 2012 12:45:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Av. Sertel Şıracı</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilişim Avukat Soru]]></category>
		<category><![CDATA[avukat]]></category>
		<category><![CDATA[bilişim 

avukatı]]></category>
		<category><![CDATA[bilişim]]></category>
		<category><![CDATA[BİLİŞİM SUÇU]]></category>
		<category><![CDATA[ip numarası]]></category>
		<category><![CDATA[kredi kartı]]></category>
		<category><![CDATA[suç]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sertels.av.tr/?p=916</guid>
		<description><![CDATA[Merhaba, Durumunuz sık karşılaşılan bir sıkıntı maalesef, Asıl failler çeşitli yöntemlerle sizin IP numaranızı kullanmaktadır, (Uzaktan erişim, zombi bilgisayarlar, şifresiz internet modem gibi) İşte sizin bu durumunuzu ispatlamanız gerekecektir. Mevcut dosya içeriğinden benzer durumlar anlaşılmaktadır çünkü muhtemelen bu olayda bir kaç sanık var, birisi de çalınan para hesabına gönderilen kişi &#8230; <a href="http://www.sertels.av.tr/avukat/hukuk/bilisim-avukat-soru/ip-adresim-kullanilarak-kredi-karti-dolandiriciligi-yapilmis-ne-yapmam-gerekir.html">Continue reading <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Merhaba,</p>
<p>Durumunuz sık karşılaşılan bir sıkıntı maalesef,<br />
Asıl failler çeşitli yöntemlerle sizin IP numaranızı kullanmaktadır,<br />
(Uzaktan erişim, zombi bilgisayarlar, şifresiz internet modem gibi)</p>
<p>İşte sizin bu durumunuzu ispatlamanız gerekecektir.<br />
Mevcut dosya içeriğinden benzer durumlar anlaşılmaktadır çünkü muhtemelen bu olayda bir kaç sanık var, birisi de çalınan para hesabına gönderilen kişi olacaktır. Bu şahısta sizin gibi olaydan habersizdir.</p>
<p>Durumunuzu net şekilde anlatmanız gerekecektir.<br />
<h3>Etiketler</h3>
<p>facebook şifresi kırmak suçmu,sanal bahis oynayanlara verilecek ceza,marka patent şire kırma,face şifresi çalma suçmu,eşinin mail şifresini kırma suçmu</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sertels.av.tr/avukat/hukuk/bilisim-avukat-soru/ip-adresim-kullanilarak-kredi-karti-dolandiriciligi-yapilmis-ne-yapmam-gerekir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sosyal Medya’da İşçi Mesajları</title>
		<link>http://www.sertels.av.tr/avukat/hukuk/bilisim-hukuku/sosyal-medyada-isci-mesajlari.html</link>
		<comments>http://www.sertels.av.tr/avukat/hukuk/bilisim-hukuku/sosyal-medyada-isci-mesajlari.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 15 Jan 2012 19:17:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Av. Sertel Şıracı</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilişim Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[avukat]]></category>
		<category><![CDATA[facebook]]></category>
		<category><![CDATA[hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[mesajlar]]></category>
		<category><![CDATA[twitter]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sertels.av.tr/?p=918</guid>
		<description><![CDATA[İş dünyasında sosyal medya daha çok kullanılır hale geldi ve kaçınılmaz olarak sosyal medyadaki uyuşmazlıklar mahkemelere taşınmaya başlandı. Norwich Apple Mağazası’nda çalışan Samuel Crisp, bir iş arkadaşının Facebook’ta yaptığı yorumları görmesi ve bunları mağaza müdürüne aktarması sonrasında işten çıkarılmıştı. Crisp, yorumunda iPhone’unun bu hafta üçüncü kere zaman dilimini mahvederek onu &#8230; <a href="http://www.sertels.av.tr/avukat/hukuk/bilisim-hukuku/sosyal-medyada-isci-mesajlari.html">Continue reading <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İş dünyasında sosyal medya daha çok kullanılır hale geldi ve kaçınılmaz olarak sosyal medyadaki uyuşmazlıklar mahkemelere taşınmaya başlandı.</p>
<p>Norwich Apple Mağazası’nda çalışan Samuel Crisp, bir iş arkadaşının Facebook’ta yaptığı yorumları görmesi ve bunları mağaza müdürüne aktarması sonrasında işten çıkarılmıştı.</p>
<p>Crisp, yorumunda iPhone’unun bu hafta üçüncü kere zaman dilimini mahvederek onu sabahın üçünde uyandırdığını söylüyor ve küfrediyordu.</p>
<p>Dava mahkemeye taşındı ve Suffolk’daki oturumda yorumların “Apple’ın başarısı için hayati önem taşıyan imajını” zedelediği gerekçesiyle, işten çıkarmanın meşru olduğuna karar verildi.</p>
<p><span id="more-918"></span></p>
<p>Crisp bu kararla insan haklarının ihlal edildiğini, Facebook mesajlarının kişiye özel olması nedeniyle özel hayatının ihlal edildiğini ve bu mesajların ifade özgürlüğü olduğunu savunarak karara itiraz etti ancak İngiliz yetkililer Apple&#8217;ı haklı buldu.</p>
<p>Mahkeme kararında Apple tarafından işçilere imzalatılan sosyal medya politikalarına atıf yaptı. Mahkeme ayrıca Facebook mesajlarının gizli olmasıyla ilgili bir beklentinin yerinde olmadığını çünkü internetin ve Facebook’un doğası gereği bir kullanıcı tarafından paylaşılan bir mesajın kolaylıkla yayılabildiği ve bu ihtimalinde teknoloji sektöründe çalışan bir kişi tarafından bilinmesi gerektiği sonucuna varıldı. Mahkeme insan haklarının ihlal edildiği ile ilgili itiraza da 1998’de yeniden düzenlenen Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 9. maddesi ile cevap verdi ve Apple’ın bu şekilde bir sınırlamaya hakkının olduğu belirtildi.</p>
<p>Bu olay hem şirketlerin hem de çalışanların internet ortamındaki paylaşımları daha ciddiye almalarının vaktinin geldiğinin göstergesidir. Şirket çalışanlarının sosyal medyadaki ifadeleri şirketin itibarına zarar verebilir, şirket ile ilgili gizli bilgiler sızabilir ve bunu yaparken işçi farkında olmayabilir. İhmali bir davranış sonucu şirket büyük maddi zararlara uğrayabilir.</p>
<p>Bu olayda Apple firmasını haklı yapan tüm çalışanlarına sosyal medyada şirket hakkında olumsuz açıklama yapılmasını yasaklayan bir sözleşme imzalatmış olmasıdır. Buna karşılık Google’ın şirketi yerden yere vuran mühendisi hakkında gösterdiği anlayış da bir şirket politikası olabiliyor.</p>
<p>Apple gibi online itibarına önem veren, eleştiriyi hazmedemeyen, şirket içerisinde çok fazla gizli bilginin olduğu işverenler, çalışanlarını sosyal medya konusunda önce eğitmelidir. Tereddütte yer vermemek için iş sözleşmelerine yavaş yavaş sosyal medya maddelerinin eklenmesinde fayda var.</p>
<p>Bizim için konuyu kısaca değerlendirirsek işyerinde düzenlemeler, ürünlerle ilgili duyurular işverenin yönetim alanındadır. Bu nedenle, ürünlerde indirime gidileceği, veya zam yapılacağı, prim verilmediği, yeni ekipmanların alındığı, ihaleye girileceği, işçi alımı yapılacağı gibi insanın içinden çevresini haberdar etmek için tetikleyen konularda sosyal medyada işçilerin beyanda bulunması işverenin yönetim hakkının ihali anlamına gelebilecektir.</p>
<p>Bu nedenle haklı iken haksız duruma düşmemek için işçilerin haklarını kanunun yol gösterdiği şekilde ilgili makamlarda araması yerinde olacaktır.<br />
<h3>Etiketler</h3>
<p>işçi mesajları,sertel hukuk,danıştay 4 dairesi 2009/8882e 2011/269 k sayılı kararı,imar bankası offshore danıştay kararı 2012,devlete küfür suçmu</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sertels.av.tr/avukat/hukuk/bilisim-hukuku/sosyal-medyada-isci-mesajlari.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İMAR BANKASI ALACAKLILARINI BEKLİYOR</title>
		<link>http://www.sertels.av.tr/avukat/hukuk/uncategorized/imar-bankasi-alacaklilarini-bekliyor.html</link>
		<comments>http://www.sertels.av.tr/avukat/hukuk/uncategorized/imar-bankasi-alacaklilarini-bekliyor.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 15 Dec 2011 06:17:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Av. Sertel Şıracı</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[alacak]]></category>
		<category><![CDATA[imar bankası]]></category>
		<category><![CDATA[imarzede]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sertels.av.tr/?p=904</guid>
		<description><![CDATA[22 Nisan 1928 tarihinde 1.000.000 Türk Lirası sermaye ile kurulan İmar Bankası 1984 Ekim ayında Uzan Grubu tarafından satın alınmıştır. 90’lı yıllarda yüksek faiz oranları nedeni ile her ne kadar tartışılsa da birçok kişi bankayla çalışmaya devam etmiştir. 90&#8242;lı yıllarda etkili olan ancak 1999 ve 2001 Türkiye ekonomik krizlerinden sonra &#8230; <a href="http://www.sertels.av.tr/avukat/hukuk/uncategorized/imar-bankasi-alacaklilarini-bekliyor.html">Continue reading <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>22 Nisan 1928 tarihinde 1.000.000 Türk Lirası sermaye ile kurulan İmar Bankası 1984 Ekim ayında Uzan Grubu tarafından satın alınmıştır. 90’lı yıllarda yüksek faiz oranları nedeni ile her ne kadar tartışılsa da birçok kişi bankayla çalışmaya devam etmiştir.</p>
<p><span id="more-904"></span></p>
<p>90&#8242;lı yıllarda etkili olan ancak 1999 ve 2001 Türkiye ekonomik krizlerinden sonra sorun oluşturan <em>off-shore</em> sistemiyle yüksek kazanç sağlayacak iken iç açık oluşmuştur. Bunun üzerine bankacılık işlemleri yapma ve mevduat kabul etme izninin kaldırılmasına gerekçe oluşturan Bankacılık Kanunu&#8217;nun 14. maddesinin 3. fıkrası gereğince banka tarafından istenen tedbirlerin kısmen ya da tamamen alınmaması ve yükümlülüklerin vadesinde yerine getirilmemesi nedeniyle 3 Temmuz 2003 tarihinde Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) tarafından Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’&#8217;na (TMSF) devredilerek bankanın etkinliğine son verildi. Bu olaydan sonra paralarını alamayarak mağdur edilen banka müşterileri “imarzede” olarak anılmaya başlamışlardır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>İmar Bankası T.A.Ş&#8217; den karşılıksız hazine bonosu alıp Fon&#8217;a başvuruda bulunmuş olan 22 bin 357 adet hak sahibine bugüne kadar 38 etap halinde 925 milyar 759 milyon 921 bin 35 liralık ödeme yapılmıştır. TMSF&#8217;ye henüz başvuruda bulunmamış olan 152 kişiye ilişkin, işlem tutarı (anapara), net faiz ve gelir vergisi yükümlülüğü toplamı 7 milyon 820 bin 344 lira bulunurken, İmar Bankası mevduat sahiplerine bugüne kadar yaklaşık 8 milyar 623 milyon lira ödeme yapan Fon, 1.671 mevduat sahibinin de gelip toplam 6 milyon 8 bin lirasını almasını bekliyor.</p>
<p>&nbsp;<br />
<h3>Etiketler</h3>
<p>imar bankası off shore zedeler,imar bankası off shore 2012,imar bankası off shore zedeler 2011,imarbank offshore 2011,imarbank offshore 2012</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sertels.av.tr/avukat/hukuk/uncategorized/imar-bankasi-alacaklilarini-bekliyor.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>BİREYSEL EMEKLİLİK SİGORTA PRİMLERİNDEN VERGİ KESİNTİSİ YAPILMAYACAĞINA DAİR KARAR</title>
		<link>http://www.sertels.av.tr/avukat/hukuk/uncategorized/bireysel-emeklilik-sigorta-primlerinden-vergi-kesintisi-yapilmayacagina-dair-karar.html</link>
		<comments>http://www.sertels.av.tr/avukat/hukuk/uncategorized/bireysel-emeklilik-sigorta-primlerinden-vergi-kesintisi-yapilmayacagina-dair-karar.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 09 Dec 2011 05:36:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Av. Esma Cihangir</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[bireysel emeklilik]]></category>
		<category><![CDATA[emeklilik]]></category>
		<category><![CDATA[kesinti]]></category>
		<category><![CDATA[sigorta]]></category>
		<category><![CDATA[vergi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sertels.av.tr/?p=901</guid>
		<description><![CDATA[Son dönemde bireysel emeklilik ya da hayat sigortası sosyal sigortalı olunsa dahi tercih edilir olmuştur. Bu sigorta şirketleri ile görüşme sonrasında durum o kadar abartılmaktadır ki ikna olunmaması mümkün değildir. Primlerinizi yatırmaya başladınız, aradan iki, üç yıl geçti. Bireysel emeklilik ya da birikim sigortanızın bağlandığı yatırım enstrümanlarının pek de fazla &#8230; <a href="http://www.sertels.av.tr/avukat/hukuk/uncategorized/bireysel-emeklilik-sigorta-primlerinden-vergi-kesintisi-yapilmayacagina-dair-karar.html">Continue reading <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Son dönemde bireysel emeklilik ya da hayat sigortası sosyal sigortalı olunsa dahi tercih edilir olmuştur. Bu sigorta şirketleri ile görüşme sonrasında durum o kadar abartılmaktadır ki ikna olunmaması mümkün değildir. Primlerinizi yatırmaya başladınız, aradan iki, üç yıl geçti. Bireysel emeklilik ya da birikim sigortanızın bağlandığı yatırım enstrümanlarının pek de fazla getirisi olmadığını fark ettiniz. Ayrıca vergi avantajı boyutunun da öyle ilk anlatıldığı gibi olmadığını gördünüz. (Eğer asgari ücretli iseniz 2011 yılı ilk yarısı için ne kadar bireysel emeklilik primi öderseniz ödeyin avantajınız 12,00-TL civarı bir tutar olacaktır.)</p>
<p>Sigorta şirketine sistemden çıkmak istediğinizi bildirdiniz. Bu durumda başınıza gelecekler şu şekilde olacaktır. Poliçeye dayanarak yapılan kesintilerin tamamından yani anapara ve seçmiş olduğunuz fon sisteminden elde ettiğiniz gelirin tamamı üzerinden 193 Sayılı Gelir Vergisi Kanununun 94.maddesinde belirtilen gelir vergisi oranlarına göre vergi kesintisi yapılıyor. Burada sigorta şirketlerini hedef göstermemek adına özellikle belirtmek istediğim husus yapılan kesintinin vergi kesintisi olduğu, bunun daha sonra gelirler idaresine aktarıldığıdır.</p>
<p>Bireysel emeklilik ve hayat sigortası sistemlerinde gelir unsurunun yalnızca nemalar olduğuna dair; İstanbul 3. Vergi Mahkemesinin, 30.01.2009 tarih ve E:2007/782, K:2009/398 sayılı kararı mevcuttur. Bu kararlar bölge İdare Mahkemesi’nin onaması ile kesinlik kazanmıştır. Ancak daha sonra Gelirler idaresi konuyu Danıştay’a götürerek kararın bozulmasını istemiştir. Danıştay 4. Dairesi, 08.04.2011 tarihli ve 27899 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan E: 2011/269 sayılı Kararında Gelirler İdaresinin talebini oybirliğiyle reddetmiş, Vergi Mahkemesi ve Bölge İdare Mahkemesinin anapara üzerinden gelir vergisi kesintisi yapılamayacağı yönündeki kararını kabul etmiştir. Söz konusu kararın özeti aşağıdaki gibidir.</p>
<p>Danıştay 4. Daire Başkanlığından 2009/8882 E. 2011/269 Karar Numaralı Dosya<br />
<strong><span style="text-decoration: underline">Kanun Yararına Temyiz Eden :</span></strong> Danıştay Başsavcılığı - ANKARA<br />
<strong><span style="text-decoration: underline">Davacı                                 :</span></strong>Max Anthony Steinbuchel<br />
<strong><span style="text-decoration: underline">Vekili                                   :</span></strong> Av. H.İsmet Köymen - Av. Hüseyin Erden Atatürk Cd., No:380, K:5506 Alsancak/İZMİR<br />
<strong><span style="text-decoration: underline">Karşı Taraf                       : </span></strong>Anadolu Kurumlar<strong> </strong>Vergi Dairesi Müdürlüğü/İSTANBUL<br />
<strong><span style="text-decoration: underline">İstemin Özeti                 :</span></strong> Aviva Hayat ve Emeklilik Anonim Şirketi ile davacı arasında yapılan hayat sigortası poliçesi kapsamında 3 yıl süreyle ödenen ve poliçenin sonlandırılması üzerine davacıya iade edilen tutar üzerinden 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 75 inci maddesinin 15/a bendi ve 94 üncü maddesinin 15/a bendi uyarınca yapılan gelir vergisi tevkifatının, ödenen prim tutarına isabet eden kısmının yasal faiziyle iadesi istemiyle dava açılmıştır. İstanbul 3.Vergi Mahkemesinin 30.1.2009 günlü ve E:2007/782, K:2009/398 sayılı kararıyla, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 75 nci maddesinin 15/a bendinde tüzel kişiliği haiz emekli sandıkları, yardım sandıkları ile emeklilik ve sigorta şirketleri tarafından on yıl süreyle prim, aidat veya katkı payı ödemeden ayrılanlara yapılan ödemelerin menkul sermaye iradı olduğu hükme bağlanmış ise de; maddede ödemelerden kastedilenin davacıya ödenen tutarın (anapara dahil) tamamı değil, elde edilen gelir olduğu, dolayısıyla elde edilen gelirin menkul sermaye iradı kabul edilmesi ve tevkifatın bu miktar üzerinden yapılması gerektiği anlaşıldığından davacıya yapılan ödeme tutarı üzerinden 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesinin 15/a bendi uyarınca yapılan kesintide hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle yapılan  tevkifatın davacının ödediği pirim tutarına isabet eden kısmının iadesine, vergi kanunlarında fazladan ödenen vergilerin faizi ile birlikte iade edilmesi gerektiği yönünde bir yasal düzenleme bulunmadığından yasal faiz isteminin reddine karar vermiştir. Vergi Mahkemesi kararı Bölge İdare Mahkemesine itiraz edilmeyerek kesinleşmiştir. Gelir İdaresi Başkanlığınca 18.9.2009 tarihinde Danıştay Başsavcılığına yapılan başvuru üzerine Danıştay Başsavcılığı tarafından bu kararın 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 51 inci maddesi uyarınca kanun yararına bozulması istenilmektedir.<strong> </strong>Sonuç olarak kanun yararına bozma isteminin reddine karar verilmiştir.<strong></strong><br />
<h3>Etiketler</h3>
<p>danıştay 4 daire´nin 2009/8882e 2011/269 k sayılı kararı,danıştay 4 daire´nin 2009/8882e 2011/269k sayılı kararı,avivasa vergi dairesi,av esma cihangir,bireysel emeklilik vergi kesintisi</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sertels.av.tr/avukat/hukuk/uncategorized/bireysel-emeklilik-sigorta-primlerinden-vergi-kesintisi-yapilmayacagina-dair-karar.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İstanbul için Fikri ve Sınai Haklar Mahkemeleri&#8217;nin Yetki Bölgeleri</title>
		<link>http://www.sertels.av.tr/avukat/hukuk/marka-hukuk/istanbul-icin-fikri-ve-sinai-haklar-mahkemelerinin-yetki-bolgeleri.html</link>
		<comments>http://www.sertels.av.tr/avukat/hukuk/marka-hukuk/istanbul-icin-fikri-ve-sinai-haklar-mahkemelerinin-yetki-bolgeleri.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 07 Dec 2011 15:29:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Av. Sertel Şıracı</dc:creator>
				<category><![CDATA[Fikri Haklar]]></category>
		<category><![CDATA[Marka Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Patent Hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Tasarım]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sertels.av.tr/?p=899</guid>
		<description><![CDATA[Aşağıda sık sorulan bir meslektaş sorusu olan İstanbul yetkili mahkeme meselesinin cevabı yer almaktadır. 18.09.2007 tarih ve 386 sayılı H.S.Y.K. Kararı ile Kartal Fikri ve Sınai Haklar Ceza Mahkemelerinin yargı çevresinin İstanbul Anadolu Yakası olarak, Bakırköy Fikri ve Sınai Haklar Ceza Mahkemesinin yargı alanının Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesi Yargı çevresi &#8230; <a href="http://www.sertels.av.tr/avukat/hukuk/marka-hukuk/istanbul-icin-fikri-ve-sinai-haklar-mahkemelerinin-yetki-bolgeleri.html">Continue reading <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Aşağıda sık sorulan bir meslektaş sorusu olan İstanbul yetkili mahkeme meselesinin cevabı yer almaktadır.</p>
<p><strong>18.09.2007 tarih ve 386 sayılı H.S.Y.K. Kararı ile</p>
<p></strong>Kartal Fikri ve Sınai Haklar Ceza Mahkemelerinin yargı çevresinin İstanbul Anadolu Yakası olarak,</p>
<p>Bakırköy Fikri ve Sınai Haklar Ceza Mahkemesinin yargı alanının Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesi Yargı çevresi olarak,</p>
<p>Beyoğlu Fikri ve Sınai Haklar Ceza Mahkemesinin yargı alanının Beyoğlu Ağır Ceza Mahkemesi Yargı çevresi olarak,<br />
(Beyoğlu kapatıldı)</p>
<p>İstanbul Fikri ve Sınai Haklar Hukuk ve Ceza Mahkemelerinin yargı çevresinin Beyoğlu, Bakırköy, Kartal Fikri ve Sınai Haklar Hukuk ve Ceza Mahkemelerinin yargı çevresi dışında kalan İstanbul ili mülki hududu olarak belirlenmiştir.</p>
<p>&nbsp;<br />
<h3>Etiketler</h3>
<p>fikri ve sınai haklar ceza mahkemesi,FİKRİ VE SINAİ HAKLAR MAHKEMESİ,bakirköy ağir ceza mahkemesi yargi çevresi,fikri sınai haklar mahkemesi,fikri sınai mahkemesi anadolu yakası</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sertels.av.tr/avukat/hukuk/marka-hukuk/istanbul-icin-fikri-ve-sinai-haklar-mahkemelerinin-yetki-bolgeleri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

