556 KHK İLE SINAİ MÜLKİYET KANUNUNUN KARŞILAŞTIRILMASI

556 KHK İLE SINAİ MÜLKİYET KANUNUNUN KARŞILAŞTIRILMASI 2017-01-10T11:55:48+00:00

Sınai Mülkiyet Kanununu ile 556 Sayılı KHK’nın değişen veya önemli olan hükümleri ele alınmıştır.
TPE tarafından paylaşılan karşılaştırmaya göre günceldir.
Kısa süre içerisinde Tasarım ve Patent Hukuku hükümlerinin karşılaştırması da yayımlanacaktır.
Maddelerin altındaki yorumlar bilgi paylaşımı amaçlıdır, hukuki bir uyarı ya da öneri değildir.
Çalışmayı kişisel ve şirket içi kullanımlarınızda çoğaltabilirsiniz ve yayabilirsiniz, internet paylaşımlarınızda lütfen kaynak olarak sertels.av.tr adresine aktif link veriniz.

PDF Olarak İndirmek İçin Tıklayınız.

Son Güncelleme: 10/01/2017

556 SAYILI MARKALARIN KORUNMASI HAKKINDA KANUN HÜKMÜNDE KARARNAME İLE
6769 SAYILI  SINAİ MÜLKİYET KANUNUNUN MARKA HUKUKU HÜKÜMLERİNİN KARŞILAŞTIRILMASI

  556 SAYILI KHK SINAİ MÜLKİYET KANUNU
x KHK m.4: Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası anlaşma hükümlerinin bu Kanun Hükmünde Kararname hükümlerinden daha elverişli olması halinde, 3 üncü maddede belirtilen kişiler, elverişli hükümlerin uygulanmasını talep etme hakkına sahiptir.
  556 Sayılı KHK’nın 4. maddesinde yer alan elverişli hükümleri talep etme hakkı yeni mevzuatta ayrı bir şekilde düzenlenmemiştir.
 

!

MARKA OLABİLECEK İŞARETLER
KHK m.5: Marka, bir teşebbüsün mal veya hizmetlerini bir başka teşebbüsün mal veya hizmetlerinden ayırt etmeyi sağlaması koşuluyla, kişi adları dahil, özellikle sözcükler, şekiller, harfler, sayılar malların biçimi veya ambalajları gibi çizimle görüntülenebilen veya benzer biçimde ifade edilebilen, baskı yoluyla yayınlanabilen ve çoğaltılabilen her türlü işaretleri içerir. Marka, mal veya ambalajı ile birlikte tescil ettirilebilir. Bu durumda mal veya ambalajın tescili marka sahibine mal veya ambalaj için inhisari bir hak sağlamaz. İnhisarî hak sağlamayan bu tür unsurlar tescil belgesi üzerinde açıkça belirtilir. SMK m.4: Marka, bir teşebbüsün mallarının veya hizmetlerinin diğer teşebbüslerin mallarından veya hizmetlerinden ayırt edilmesini sağlaması ve marka sahibine sağlanan korumanın konusunun açık ve kesin olarak anlaşılmasını sağlayabilecek şekilde sicilde gösterilebilir olması şartıyla kişi adları dahil sözcükler, şekiller, renkler, harfler, sayılar, sesler ve malların veya ambalajlarının biçimi olmak üzere her tür işaretten oluşabilir.
  Yönetmelik m.7 f.2: (2) Başvurunun ses markası olarak tescilinin talep edildiği hallerde bunun başvuru formunda açıkça belirtilmesi ve işaretin elektronik ortamda dinlemeye ve saklamaya elverişli kaydının Kuruma sunulması gerekir. Ancak başvuru sahibi nota ile gösterimin mümkün oldug_u hallerde bu gösterimi de başvuruyla birlikte sunabilir. Her bir ses markası başvurusu için sadece bir adet ses kaydı sunulabilir.

Yönetmelik m.7 f.2: (3) Başvurunun üç boyutlu marka olarak tescilinin talep edildiği hallerde bunun başvuru formunda açıkça belirtilmesi, ayrıca koruma konusunun açık ve kesin olarak anlaşılmasını sağlayacak şekilde işaretin tek bir yönden veya farklı açılardan görünümünü içeren gösterimlerinin Kuruma sunulması gerekir. Bu gösterimler, en fazla altı farkı açıdan görünümü içerecek ve markanın bütünlüğünü bozmayacak şekilde olmalıdır.

Yönetmelik m.7 f.2: (4) Başvurunun renk markası olarak tescilinin talep edildiği hallerde bunun başvuru formunda açıkça belirtilmesi, işareti oluşturan renk görselinin sunulması ve Kurum tarafından kabul edilen renk kodunun belirtilmesi gerekir. Renk veya renklerin somutlaşmış, sınırları belli bir şekil, figür, resim veya kelime gibi unsurlar dâhilinde kullanılması durumunda işaretrenk markası olarak değerlendirilmez ve birinci fıkra hükmü uygulanır.

Yönetmelik m.7 f.2: (5) Başvurunun hareket markası olarak tescilinin talep edildiği hallerde bunun başvuru formunda açıkça belirtilmesi ve işareti oluşturan hareketi tasvir eden bir görüntünün veya hareketsiz ya da hareketli görüntü dizisinin Kuruma sunulması gerekir. Gösterimler, markanın bütünlüğünü bozmayacak nitelikte olmalıdır.

Yönetmelik m.7 f.2: (6) Bu madde hükümleri, niteliğine uygun düştüğü ölçüde, yukarıda sayılanlar dışındakalan bir işaretin gösterimi hakkında da uygulanır. Bu durumda, başvuru sahibi,özellikle görüntüler, şekiller, çizgiler veya karakterler yoluyla görsel olarak gösterim, elektronik kayıt,yazılı açıklama veya uygun gördüğü başka bir gösterimi Kuruma sunar.

  Sınai Mülkiyet Kanunu, 556 Sayılı KHK’da yer alan “baskı yoluyla yayınlanabilen” ifadesi kaldırılarak, markaların “grafik gösterimi” zorunluluğu kaldırılmış olduğu görülmektedir. Artık ses markası, grafik hale getirmek için çaba harcamadan olduğu gibi ses olarak tescile edilebilecektir. Bu esnek uygulama oldukça önemli bir gelişmedir. Maddede “her türlü işaret” ifadesi ile sınırsız sayıda marka türünün tescil edilebileceği düzenlenmiştir. Sicilde veritabanı oluşturulabilen her tür marka için kullanılabilecektir. Çünkü Kanun “marka sahibine sağlanan korumanın konusunun açık ve kesin olarak anlaşılmasını sağlayabilecek şekilde sicilde gösterilebilir olması şartıyla” ifadesi ile bir sınır getirmiştir. Daha önemli sınırlama ise önceki uygulamada olduğu gibi ayırt edicilik unsurudur. Bir marka sicilde gösterilebilir olmasına rağmen ayırt edicilik niteliği yoksa tescil edilmeyecektir. Milka’nın mor rengi, BP’nin yeşili, Nokia’nın melodi sesi ayırt ediciliğe sahip bilinen örnekleridir.

Son olarak daha önce bir marka ambalajı ile tescil ettirilebilir fakat KHK’da bu marka sahibine ambalaj üzerinde bir inhisari hak vermez şeklinde bir düzenleme varken, Kanun’da bu hükme yer verilmemiştir. Yeni esnek tanım sebebiyle bir bu ayrıntıya girilmemiş. Fakat ambalaj konusunda ambalajın biçiminin korunacağı düzenlenmiştir.

Yönetmelikte ses, renk, üç boyutlu ve hareket markalarının başvurusunun nasıl olacağı belirtilmiş. Buna ek olarak geleneksel olmayan marka başvurusu yaparken nasıl hareket edileceği ile ilgili sınırlayıcı olmayan genel bir açıklama yapılmıştır.

 

  KHK m.6: Bu Kanun Hükmünde Kararname ile sağlanan marka koruması tescil yoluyla elde edilir.

 

SMK m.7 f.1: Bu Kanunla sağlanan marka koruması tescil yoluyla elde edilir.

 

  MARKA TESCİLİNDE MUTLAK RET NEDENLERİ
+

!

m.5 b) Ayırt edici niteliğe sahip olmayan işaretler.
  Bu fıkra yeni eklenmiştir. 4. maddedeki esnek tanım sebebiyle ihtiyaç duyulmuştur. Bir işaretin sicilde gösterilebilir olması yetmez, aynı zamanda ayırt edici niteliğe sahip olmalıdır. Örneğin ses markaları artık sicilde gösterilebilir olduğu için tescil edilebilecek. Fakat bu sesin ayırt edici niteliği sağlaması gerekecektir.
 

!

KHK m.7, Son Paragraf: Bir marka tescil tarihinden önce kullanılmı__ ve tescile konu mallar veya hizmetlerle ilgili olarak bu kullanım sonucu ayırt edici bir nitelik kazanmı__ ise (a), (c) ve (d) bentlerine göre tescili reddedilemez. SMK m.5 f.2: Bir marka, başvuru tarihinden önce kullanılmış ve başvuruya konu mal veya hizmetler bakımından bu kullanım sonucu ayırt edici nitelik kazanmışsa bu markanın tescili birinci fıkranın (b), (c) ve (d) bentlerine göre reddedilemez.

 

  Kullanım sebebiyle ayırt edicilik kazanmış markaların tescil edilmesindeki istisna farklı şekilde ele alınmıştır. KHK ve Kanun, ticaret alanında herkes tarafından kullanılan işaretler ve cins, vasıf bildiren işaretler açısından aynı atfı yapmıştır. Fakat KHK, markanın içerebileceği işaretlere atıf yaparken; Kanun, ayırt edici niteliği olmayan işaretlere atıf yapmıştır. Esnek tanımdan hareketle ayırt edici niteliği bulunmayan bir işarete kullanım sonucunda ayırt edicilik kazandıran kişiler yine korunmuştur. Fakat bu kişilerin sübjektif marka olarak adlandırdıkları işaretin, Kanun’daki objektif kritere de karşılaması için marka olabilecek işaretler tanımına da uyması aranmıştır.
+

!

SMK m.5 f.3: Bir marka başvurusu, önceki marka sahibinin başvurunun tesciline açıkça muvafakat ettiğini gösteren noter onaylı belgenin Kuruma sunulması halinde birinci fıkranın (ç) bendine göre reddedilemez. Muvafakatnameye ilişkin usul ve esaslar yönetmelikle belirlenir.
  Önceki marka sahibinin başvurunun tesciline yönetmelikle belirlenecek şartlarla açıkça muvafakat ettiğini gösteren noter onaylı belgenin Kuruma sunulması halinde “aynı veya aynı türdeki mal veya hizmetlerle ilgili olarak tescil edilmiş ya da daha önceki tarihte tescil başvurusu yapılmış marka ile aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer” bir başvurunun reddedilemeyeceği şeklinde yeni bir tescil imkanı getirilmiştir. Tescil için başvuran da sicilde tescilli markası olan kişi de piyasada aynı anda bulunmayı (co-existance) göze alarak bu sürece girmektedirler. Yönetmeliğin 10. maddesinde, kayıtsız ve şartsız olan Kuruma sunulduktan sonra geri alınamayan muvafakatnamenin nasıl düzenleneceği belirtilmiştir.

 

  MARKA TESCİLİNDE NİSPİ RED NEDENLERİ
! KHK m.8, a)  Tescil için başvurusu yapılan marka, tescil edilmiş veya tescil için daha önce başvurusu yapılmış bir marka ile aynı ise ve aynı mal veya hizmetleri kapsıyorsa,

KHK m.8, b) Tescil için başvurusu yapılan marka, tescil edilmiş veya tescil için daha önce başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya benzer ise ve tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer ise, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın halk tarafından karıştırılma ihtimali varsa ve bu karıştırılma ihtimali tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile ilişkili olduğu ihtimalini de kapsıyorsa,

SMK m.6 f.1: Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
  KHK m.8, 2. Paragraf: Marka sahibinin ticari vekili veya temsilcisi tarafından markanın kendi adına tescili için, marka sahibinin izni olmadan ve geçerli bir gerekçe gösterilmeden yapılan başvuru, marka sahibinin itirazı üzerine red edilir. SMK m.6 f.2: Ticari vekil veya temsilcinin, marka sahibinin izni olmaksızın ve haklı bir sebebe dayanmaksızın markanın aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kendi adına tescili için yaptığı başvuru, marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
  Ticari vekil veya temsilcisi tarafından yapılan başvurular için aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer kriteri getirilerek işaretlerle ilgili konu açıklığa kavuşturulmuştur.
  KHK m.8, 3. Paragraf: Tescilsiz bir markanın veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaretin sahibinin itiraz etmesi üzerine, tescili istenilen marka, aşağıdaki hallerde tescil edilmez.

a) Markanın tescili için yapılan başvuru tarihinden önce veya markanın tescili için yapılan başvuruda belirtilen rüçhan tarihinden önce bu işaret için hak elde edilmiş ise,

b) Belirtilen işaret, sahibine daha sonraki bir markanın kullanımını yasaklama hakkını veriyorsa.

SMK m.6 f.3: Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.
! KHK m.8, 4. Paragraf: Marka, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu daha önce yapılmış bir markanın aynı veya benzeri olmakla birlikte, farklı mallar veya hizmetlerde kullanılabilir. Ancak, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın, toplumda ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarına zarar verebileceği veya tescil için başvurusu yapılmış markanın ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği durumda, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu daha önce yapılmış bir marka sahibinin itirazı üzerine, farklı mal veya hizmetlerde kullanılacak olsa bile, sonraki markanın tescil başvurusu red edilir. SMK m.6 f.4: Paris Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir.

SMK m.6 f.5: Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hallerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hali saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.

  Mutlak ret nedenleri arasında yer alan tanınmış markalarla ilgili tescil engeli nispi ret nedenleri arasına eklenmiştir. 

Tanınmış markaların önemli mücadele gerekçelerinden markanın sulandırılması ve tanınmış markalardan haksız yarar elde etme konusu  mal veya hizmetlerin aynı, benzer veya farklı olup olmadığına bakılmaksızın düzenlenmiştir. Başvuruyu yapan kişiye itiraza karşı haklı gerekçe sunma imkanı tanınmıştır. Bununla birlikte KHK’da “toplumda ulaştığı tanınmışlık düzeyi” ifadesi Kanunun beşinci fıkrada “Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık” olarak düzenlenmiştir. Kanun gerekçesinde bu “ifadeden markanın tüm Türkiye’de tanınmış olması gerektiği anlamı çıkmamakta, mevcut olayın özelliklerine göre markanın ilgili tüketici kesimi tarafından Türkiye’nin önemli bir kısmında tanınmış olmasının yeterli olduğunun anlaşılması gerekmektedir” gerekçesine yer verilmiştir. Bu gerekçe kapsamındaki tanınmışlığa dayanarak aynı veya benzer markanın, farklı sınıflarda tesciline itiraz imkanı düzenlenmiştir.

 

  KHK m.8, 5. Paragraf: Tescil için başvurusu yapılmış markanın, başkasına ait kişi ismi, fotoğrafı, telif hakkı veya herhangi bir sınai mülkiyet hakkını kapsaması halinde, hak sahibinin itirazı üzerine tescil başvurusu reddedilir. SMK m.6 f.6:  Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi halinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir.
  Fıkra metni önceki düzenleme ile aynı olmakla birlikte değişiklikler mevcuttur. Ticaret unvanı daha önce de kullanma sebebiyle itiraz konusu yapılmaktaydı, artık açık bir mevzuat dayanağı söz konusu oldu. Bununla birlikte maddeye eklenen fikri mülkiyet kavramı, sınai mülkiyeti de kapsayan en üst kavramdır.
  KHK m.8, 7. Paragraf:  Bir markanın yenilenmeme nedeniyle koruma süresinin dolmasından sonra iki yıl içerisinde aynı veya benzer markanın, aynı veya benzer mal ve hizmetler için yapılan tescil başvurusu itiraz üzerine reddedilir. SMK m.6 f.8: Tescilli markanın yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren iki yıl içinde yapılan, bu markayla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki marka sahibinin itirazı üzerine bu iki yıllık süre içinde markanın kullanılmış olması şartıyla reddedilir.
  Madde metni tekrarlanmış olmakla birlikte sona ermeden itibaren iki yıl içerisinde itiraz edebilmek için bu süre içerisinde markanın kullanılmış olması zorunluluğu getirilmiştir.
+ SMK m.6 f.9: Kötüniyetle yapılan marka başvurulan itiraz üzerine reddedilir.
  Daha önce KHK 35. maddede düzenlenen husus olması gerektiği gibi nispi ret sebepleri arasına eklenmiştir. Böylece her ne kadar hükümsüzlük sebeplerinin sayıldığı KHK 42. maddede geçmese de Yargıtay içtihatları ile genel ilkelerle doldurulan boşluk, net bir şekilde çözülmüştür.
MARKA TESCİLİNDEN DOĞAN HAKLARIN KAPSAMI VE İSTİSNALARI
+ KHK m.12: Dürüstçe ve ticari veya sanayi konularıyla ilgili olarak kullanılmaları koşuluyla üçüncü kişilerin, ad ve adresini, mal veya hizmetlerle ilgili cins, kalite, miktar, kullanım amacı, değer, coğrafi kaynak, üretim veya sunuluş zamanı veya diğer niteliklere ilişkin açıklamaları kullanmaları marka sahibi tarafından engellenemez. SMK m.7 f.5: Marka sahibi, üçüncü kişiler tarafından dürüstçe ve ticari hayatın olağan akışı içinde, markasının aşağıda belirtilen biçimlerde kullanılmasını engelleyemez.

a) Gerçek kişilerin kendi ad veya adresini belirtmesi.

b) Malların veya hizmetlerin türüne, kalitesine, miktarına, kullanım amacına, değerine, coğrafi kaynağına, üretim veya sunuluş zamanına ya da diğer niteliklerine ilişkin açıklamalarda bulunulması.

c) Özellikle aksesuar, yedek parça veya eşdeğer parça ürünlerinde, malın ya da hizmetin kullanım amacının belirtilmesinin gerekli olduğu hallerde kullanılması.

  Mehaz mevzuattan tercümesindeki sorunlar sebebiyle doktrinde yoğun olarak eleştirilen KHK’nın 12 maddesi yeniden kaleme alınmış ve 7. Maddeye eklenmiştir. Son yıllarda özellikle internetin de yaygınlaşması ile birlikte çok sık uyuşmazlıklara konu olan meselesinin daha anlaşılır hale getirilmiş olması oldukça önemlidir.  
  MARKANIN KULLANILMASI
! KHK m.14: Markanın, tescil tarihinden itibaren beş yıl içinde, haklı bir neden olmadan kullanılmaması veya bu kullanıma beş yıllık bir süre için kesintisiz ara verilmesi halinde, marka iptal edilir. SMK m.9 f.1: Tescil tarihinden itibaren beş yıl içinde haklı bir sebep olmadan tescil edildiği mal veya hizmetler bakımından marka sahibi tarafından Türkiye’de ciddi biçimde kullanılmayan ya da kullanımına beş yıl kesintisiz ara verilen markanın iptaline karar verilir.
  Doktrin ve içtihatta “ciddi biçimde kullanım” (genuine use) olarak yerleşen husus madde metninde de geçmiştir. Salt kullanıyor gibi görünmek için yapılan göstermelik kullanımlar ciddi kullanım olarak kabul edilmeyecektir. Özellikle yabancı kişilerin sahip olduğu markalar açısından da yurt dışında kullanılsa dahi Türkiye’de kullanım aranmıştır. Sadece ihracat yapılan markalar yine istisnadır. 

 

  MADRİD PROTOKOLÜ KAPSAMINDA YAPILAN ULUSLARARASI MARKA BAŞVURULARI
  SMK m.14: (1) 5/8/1997 tarihli ve 97/9731 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile katılmamız kararlaştırılan Markaların Uluslararası Tescili Konusundaki Madrid Sözleşmesi ile İlgili Protokol kapsamında yapılan bir uluslararası başvuru, Kuruma doğrudan yapılan bir başvuruyla aynı sonuçları doğurur. Bu başvuru, uluslararası başvuru tarihinin ilk saat ve dakikasında yapılmış sayılır. Aynı tarihli birden çok uluslararası başvurunun bulunması halinde uluslararası tescil numarası küçük olan başvuru önce yapılmış sayılır.

(2) Uluslararası başvuru, başvuru veya varsa rüçhan tarihinden sonraki tarihte yapılmış olan ancak kendisinden daha önceki tarihte Kuruma sunulmuş marka başvurusu veya tescilli marka nedeniyle reddedilemez. Sonraki tarihli marka başvurusu, önceki tarihli uluslararası marka başvurusu dikkate alınarak 16 ncı maddenin birinci fıkrası hükmüne göre yeniden değerlendirilir.

(3) Madrid Protokolü kapsamında Kurum tarafından yapılan işlemler için alınan ücretler tebliğle belirlenir.

 

  ÜÇÜNCÜ KİŞİLERİN GÖRÜŞLERİ
  KHK m.34: Marka başvurusunun yayınından sonra, herhangi bir gerçek veya tüzel kişi veya herhangi bir grup veya hizmetleri temin edenler, üreticiler veya imalatçıları temsil eden bir organ, tacir veya tüketiciler, 7 nci maddeye göre, markanın tescil için yeterli nitelikleri taşımadığını belirten yazılı görüşlerini Enstitüye sunabilir. Ancak bu kişiler, Enstitü nezdinde işlemlere taraf olamaz. SMK m.17 f.1: Marka başvurusunun yayımlanmasından sonra herkes, marka başvurusunun 5 inci maddenin birinci fıkrasının (ç) bendi hariç diğer bentleri kapsamında tescil edilemeyeceğini belirten yazılı ve gerekçeli görüşlerini markanın tesciline kadar Kuruma sunabilir. Ancak bu kişiler, Kurum nezdinde işlemlere taraf olamaz.
  Genel olarak KHK ile aynı olmakla birlikte marka tescilinde mutlak ret nedenlerinin düzenlendiği Kanunun 5 inci maddesinin  birinci fıkrasının (ç) bendi, önceki hak sahiplerini ilgilendirdiğinden ve bu kişilere ayrıca itiraz hakkı düzenlendiğinden üçüncü kişi görüşlerine konu olmayacağı açık olarak düzenlenmiştir. 
  YAYIMA İTİRAZ
! KHK m.35: Tescil başvurusu yapılmış markanın 7 nci ve 8 inci madde hükümlerine göre tescil edilmemesi gerektiğine ilişkin itirazlar ile başvurunun kötü niyetle yapıldığına ilişkin itirazlar ilgili kişiler tarafından marka başvurusunun yayınından itibaren üç ay içerisinde yapılır.

8 inci maddenin son fıkrası çerçevesinde yapılacak itiraz, ancak itiraz eden kişinin markasını bu süre içerisinde kullanmaması halinde reddedilir. İtirazlar yazılı ve gerekçeli olarak yapılır.

Enstitü itiraz sahibinden, yönetmelikte öngörülen sürede yerine getirilmek üzere, ek belge, kanıt ve gerekçeler isteyebilir.

Bu süre içerisinde istenilen ek belge, kanıt ve gerekçeler Enstitüye verilmediği takdirde itiraz yapılmamış sayılır.

SMK m.18 f.1: Bültende yayımlanmış bir marka başvurusunun, 5 inci veya 6 ncı maddelere göre tescil edilmemesi gerektiğine ilişkin itirazlar ilgili kişiler tarafından marka başvurusunun yayımından itibaren iki ay içinde yapılır.

SMK m.18 f.2: İtiraz, yazılı ve gerekçeli olarak Kuruma yapılır. İtiraz gerekçelerinin birinci fıkrada belirtilen süre içinde sunulmaması halinde itiraz yapılmamış sayılır. İtirazın incelenmesi için itiraz süresi içinde ücretin ödenmesi ve aynı süre içinde ücretin ödendiğine ilişkin bilginin Kuruma sunulması zorunludur.

  Karara itiraz ve yayıma itiraz ayrımı getirilmiştir. Bu maddede yayıma itirazın şartları düzenlenmiştir. KHK’da yayımdan itibaren üç ay olarak düzenlenen itiraz süresi, Kanun ile iki aya indirilmiştir. İtiraza cevap süresi yine bir aydır.
  YAYIMA İTİRAZIN İNCELENMESİ
! KHK m.36: Enstitü, itirazları incelerken gerekli gördüğü süre ve sıklıkta tarafların itiraz ve karşı görüşlerini ilgili taraflara iletir ve yazılı görüşlerini alır.

Enstitü gerekli görürse tarafları uzlaşmak için biraraya getirir.

Enstitü, yapılan itirazı geçerli bulmazsa reddeder.

İtiraz, başvuruda kullanılacağı belirtilen mallar veya hizmetlerden bir kısmıyla ilgili olarak geçerli bulunursa, bu mallar veya hizmetlere ilişkin olarak kabul edilir.

SMK m.19 f.1: Kurum, başvuru sahibinden itirazlara ilişkin görüşlerini süresi içinde bildirmesini ister. Kurum gerekli gördüğü takdirde taraflardan ek bilgi ve belge sunmalarını isteyebilir. Görüşlerin veya istenilen ek bilgi ve belgelerin süresinde Kuruma sunulmaması halinde itiraz, mevcut bilgi ve belgeler kapsamında değerlendirilir.

SMK m.19 f.2: 6 ncı maddenin birinci fıkrası kapsamında yapılan itirazlarda, itiraz gerekçesi markanın itiraza konu başvurunun başvuru veya rüçhan tarihinde Türkiye’de en az beş yıldır tescilli olması şartıyla, başvuru sahibinin talebi üzerine, itiraz sahibinden, itiraza konu başvurunun başvuru veya rüçhan tarihinden önceki beş yıllık süre içinde itiraz gerekçesi markasını itirazına dayanak gösterdiği mal veya hizmetler bakımından Türkiye’de ciddi biçimde kullanmakta olduğuna ya da kullanmamaya dair haklı sebepleri olduğuna ilişkin delil sunması talep edilir. İtiraz sahibi tarafından bu hususların ispatlanamaması durumunda itiraz reddedilir. İtiraz gerekçesi markanın, tescil kapsamındaki mal veya hizmetlerin sadece bir kısmı için kullanıldığının ispatlanması halinde itiraz, sadece kullanımı ispatlanan mal veya hizmetler esas alınarak incelenir.

SMK m.19 f.3: İnceleme neticesinde markanın, başvuru kapsamındaki mal veya hizmetlerin bir kısmı ya da tamamı için tescil edilemeyeceği sonucuna varılırsa, başvuru bu mal veya hizmetler bakımından reddedilir. Aksi halde itirazın reddine karar verilir.

SMK m.19 f.4: Kurum gerekli görmesi halinde tarafları uzlaşmaya teşvik edebilir. Uzlaşma ile ilgili hususlarda 7/6/2012 tarihli ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu hükümleri uygulanır.

SMK m.19 f.5: Yayıma itiraza ilişkin usul ve esaslar yönetmelikle belirlenir.

   

f.1: Kurum gelen itirazı başvuru sahibine bildirecektir ve gerekçeleri ile cevap imkanı tanıyacaktır. Hatta taraflardan ek bilgi ve belge de isteyebilecektir. Şayet başvuran ilk bildirime cevap vermezse veya taraflar kendilerinden istenen ek bilgi ve belge taleplerine cevap vermezse artık dosya içeriğine göre karar verilecektir. Bu maddenin önemi Kurumun kararlarının iptali için davalarda kendisini göstermektedir. Bu süreçte sunulmayan bir belge mahkemede sunulduğunda mahkeme Kurum açısından itiraz sürecinde verilen belgeler açısından verilen karar yerindeyse davayı reddedecektir.

f.2: Bu fıkra KHK’da bulunmamaktadır. Yine markaların ciddi biçimde kullanılmasını sağlamak ve kullanılmayan markalarla haksız itirazların önüne geçmek için Kanunda yer verilmiştir. Fıkrada bahsedilen m.6 f.1: “Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.” Yani önceye dayalı itirazlarda itiraza dayanak olan bu markanın başvuru veya rüçhan tarihi öncesinde Türkiye’de ciddi şekilde kullanılması gerekmektedir. Türkiye’de kullanım konusu oldukça önemli olup yurt dışı kullanımlar dikkate alınmayacaktır. Bu beş yıllık kullanma durumunun ispatlanmasını başvurusuna itiraz edilen başvuru sahibi isteyecektir. Bu durumda Kurum da itiraz sahibinden ilgili yönetmelikte örnek olarak verilmiş olan delilleri talep edecektir. Bu husus ispatlanamazsa başvuru sahibinin itirazı reddedilecektir. Veya kullanıldığının ispatlanmadığı sınıflar açısından kısmı ret sonucu da çıkabilir.  Fıkranın son cümlesinde itiraz sadece kullanımı ispatlanan mal veya hizmetler bakımından incelenir yazmaktadır. Mefhumun muhalifinden yorum yaparsak; Şayet bir markanın belirli mal ve hizmet açından kullanıldığı ispatlanamazsa inceleme bu mal ve hizmet için yapılmaz, kullanıldığının ispatlandığı sınıflar açısından ise bir itirazda nasıl aynı ve benzer sınıf incelemesi yapılıyorsa, bu yapılacaktır. Aynı husus m.25 f.7 ve m.29.f.2 açısından da mahkemelerce bu şekilde ele alınacaktır. Bu durumun bir başka sonucu da markasına itiraz edilen başvuru sahibi Kuruma kendisine itiraz eden marka sahibinin beş yıldır markasını kullanmadığı gerekçesi ile iptal talebinde bulunabilir. Bu sebeple de bu tür itirazlarda araştırma yapılmasında fayda vardır. Bir uygulama tavsiyesi olarak bu tür itiraz başvurularında daha baştan markanın beş yıldır kullanıldığına dair deliller sunulabilir.

f.4: KHK, Enstitü gerekli görürse tarafları uzlaşmak için bir araya getirir derken; Kanun, Kurum gerekli görmesi halinde uzlaşmaya teşvik edebilir yazılmıştır. Muhtemelen itiraz bildirimlerinde Kurum tarafından bu husus geçirilecektir. Fakat daha önce uzlaşma için bir araya gelmek için karar Kurum tarafından verilirken şimdi teşvik eder denilmiş ve gönüllük esasının geçerli olduğu arabuluculuk hususu tarafların iradesine bırakılmıştır. Arabuluculuk sürecinin başladığının Kuruma bildirimi halinde Kurum karar vermek için arabuluculuk sürecinin tamamlanmasını bekleyecektir. Her iki tarafın kazanma ihtimali sebebiyle uygulama ihtimali olabilir. Bu hususu eleştirenler bu durumun zaman kaybına neden olacağını düşünmektedir.

Yönetmeliğin 29. maddesinde ele alınan konu hakkında taraflara bir er aylık süreler verilmiştir. Ciddi kullanımın ispatı için sunulabilecek delillere örnekler verilmiştir.  KHK’da ciddi kullanımın karşılığı olan 14. madde Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmiştir. Kanun yürürlük tarihinden itibaren mahkemeler 26. Maddeyi uygulayacaktır.
Kurumun direkt talep üzerine, bağımsız işlem yapacağı iptal ile ilgili 26. maddesi 7 yıl sonra uygulanacak olmakla birlikte, 19. Madde kapsamında itiraz üzerine kullanım ispatının gündeme gelmesi halinde Kurum 7 yılı beklemeden yürürlük tarihinden itibaren inceleme yapacaktır.
  KARARA İTİRAZ
  KHK m.47 –  Enstitü kararlarına karşı itiraz edilebilir. Sonuçlanmayan kararlarla ilgili itiraz yapılabilmesi için, söz konusu karara ayrı itiraz yapılmasına izin verilmelidir.

KHK m.48 –  Enstitü tarafından alınacak kararlardan zarar gören kişiler, kararlara karşı Enstitü nezdinde itiraz yapabilir. Alınan kararlarla ilgili işlemlere taraf diğer kişiler doğrudan itiraz yetkisine sahiptir.

KHK m.49 –  İtiraz, kararın bildiriminden sonraki iki ay içerisinde yazılı olarak Enstitüye yapılır. İtirazın değerlendirilmesi için, itiraz ücretinin itiraz sırasında ödenmesi gerekir. Kararın bildiriminden sonraki iki ay içinde, itiraz konusunun gerekçeleri yazılı olarak verilir. Bu süre içinde gerekçelerin verilmemesi halinde itiraz yapılmamış sayılır.

SMK m.20 f.1: Kurum tarafından bu Kitap kapsamında alınan kararlardan zarar gören taraflar, kararlara karşı Kurum nezdinde itiraz edebilir.

SMK m.20 f.2: İtiraz, kararın bildirim tarihinden itibaren iki ay içinde yazılı ve gerekçeli olarak Kuruma yapılır. İtiraz gerekçelerinin bu süre içinde sunulmaması halinde itiraz yapılmamış sayılır. İtirazın incelenmesi için itiraz süresi içinde ücretin ödenmesi ve aynı süre içinde ücretin ödendiğine ilişkin bilginin Kuruma sunulması zorunludur. İtiraz süresinden sonra itiraz gerekçeleri değiştirilemez ve yeni gerekçeler eklenemez.

  Kurumun verdiği karara itiraz konusunda süre değişmemiştir. Süre yine iki aydır. İtirazdaki gerekçelerin değiştirilmesi ve genişletilmesi yasağı söz konusudur. 

 

  KARARA İTİRAZLARIN İNCELENMESİ
! KHK m.50 – Enstitü ilgili dairesi, itirazın haklı olduğuna ve doğruluğuna ikna olursa, kararını düzeltebilir. Bu durum, alınan kararlarla ilgili işlemlere doğrudan taraf olmayan kişilerin itirazı halinde uygulanmaz. Enstitünün ilgili dairesi yapılan itirazı kabul etmezse, itirazı herhangi bir yorumda bulunmaksızın, Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kuruluna gönderir.

KHK m.51 –  İtiraz, incelenebilir nitelikte ise, Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu, itirazın incelenmesi işlemlerini başlatır. Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu, yönetmelikte öngörülen süre içinde, diğer taraf veya makam tarafından ileri sürülen görüşler hakkında, tarafları görüşlerini bildirmeye davet eder.

KHK m.52 –  İtirazın incelenmesinden sonra, Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu, itiraz hakkında kararını verir.

SMK m.21 f.1: Şekli eksiklik içermeyen itirazlar, Kurul tarafından incelenir.

SMK m.21 f.2: Kurul, taraflardan itirazlara ilişkin görüşlerini süresi içinde bildirmelerini ister. Kurum gerekli gördüğü takdirde taraflardan ek bilgi ve belge sunmalarını isteyebilir. İstenilen ek bilgi ve belgelerin veya görüşlerin süresinde Kuruma sunulmaması halinde itiraz, mevcut bilgi ve belgeler kapsamında değerlendirilir.

SMK m.21 f.3: Kurul, 19 uncu maddenin üçüncü fıkrası uyarınca verilen kararlara karşı yapılan itirazlarda, gerekli görürse, tarafları 19 uncu maddenin dördüncü fıkrasına göre uzlaşmaya teşvik edebilir.

SMK m.21 f.4: Kurul, itiraz hakkında yapacağı inceleme ve değerlendirme sonucunda Kurumun nihai kararını verir.

SMK m.172

5000 sayılı Kanuna 15 inci maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki 15/A, 15/B ve 15/C maddeleri eklenmiştir.

Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Dairesi Başkanlığı

MADDE 15/C

Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Dairesi Başkanlığı, sınai mülkiyet hakları ve geleneksel ürün adları ile ilgili işlemlere ilişkin ilgili dairenin nihai olarak almış olduğu kararlara karşı, kararın bildirim tarihinden itibaren iki ay içinde işlemlerin tarafı olan ve karar nedeniyle menfaati etkilenen kişiler tarafından yapılacak itirazların incelenmesi ve değerlendirilmesi işlemlerini yürütür.

…Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Dairesinin kararları Kurumun nihai kararlarıdır. Bu kararlara karşı, kararın bildirim tarihinden itibaren iki ay içinde Ankara Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde dava açılabilir. Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulunun kararlarının iptaline ilişkin ilam kesinleşmedikçe icra edilemez. Bu hüküm ilamın ferileri hakkında da uygulanır. Söz konusu ilamlara ilişkin zamanaşımı süresi kararın kesinleşme tarihinden itibaren başlar.

  Yine 19. maddedeki uzlaşmayı teşvik konusu ele alınmıştır. Her ne kadar 20. madde ile yeni gerekçe eklenemez ve mevcut gerekçeler değiştirilemez ise de, Kurula yapılan itirazda bu gerekçeler çerçevesinde yeni belge, bilgi, delil sunulabilecektir. Kurul bu bilgi ve belgelere göre son kararını verecektir. Şayet bu süreçte sunulmayan bir delil varsa bu daha sonraki Kurum kararının iptali davasında sunulsa da mahkeme bu delilleri Kurum kararı açısından incelemeyecektir. Bu hususa dikkat etmek gerekir. 

 

  TESCİL
  KHK m.39 –  Bu Kanun Hükmünde Kararname ve ilgili yönetmelik hükümlerine göre başvurusunu eksiksiz yapmış veya eksiklerini gidermiş ve süresi içerisinde hakkında itiraz yapılmamış veya yapılan itiraz kesin olarak reddedilmiş bir başvuru, tescil edilerek sicile kaydedilir. Başvuru sahibine “Marka Tescil Belgesi” verilir.

Sicil kaydında; marka örneği, başvuru tarihi, marka tescil numarası, markanın kullanılacağı mallar veya hizmetlerin listesi, mal veya hizmetlerin sınıf veya sınıfları, marka sahibinin ve varsa vekilinin adı, soyadı, uyruğu, tüzel kişilerde ticaret ünvanı ve hangi ülkenin kanunlarına göre kurulu olduğu, adresi, tescil tarihi, marka ve marka hakları ile ilgili bütün değişiklikler ve yönetmelikte öngörülen diğer hususlar yer alır.

Marka sicili alenidir. Talep edilmesi ve yönetmelikte öngörülen ücretin ödenmesi koşuluyla sicil örneği verilir.

Sicil kaydı yapılan marka ile ilgili bilgiler yönetmelikte şekil ve şartları belirtildiği biçimde ve ikinci fıkrada yer alan unsurları da kapsamak üzere yayınlanır.

SMK m.22 f.1: Başvurusu eksiksiz yapılmış veya eksiklikleri giderilmiş, 16 ncı madde uyarınca incelenmiş, yayımlanmış, hakkında itiraz yapılmamış veya yapılan itirazların tümü nihai olarak reddedilmiş ve tescil ücretinin ödendiğine ilişkin bilgi de dahil olmak üzere eksik evrakı, süresi içinde Kuruma sunularak bütün aşamaları tamamlanmış bir başvuru tescil edilerek sicile kaydedilir ve Bültende yayımlanır. Markanın tescil edilmesine ilişkin ücretin ödenmemesi ve ödendiğine ilişkin bilginin süresi içinde Kuruma sunulmaması halinde başvuru işlemden kaldırılır.

SMK m.22 f.2: Birinci fıkrada belirtilen aşamalardan herhangi biri tamamlanmadan tescil edilen marka, tescilli marka olarak kabul edilmez, başvuru işlemleri tamamlanmayan aşamadan devam ettirilir ve bu durum Bültende yayımlanır. Bu başvuruların tekrar tesciline karar verilirse daha önce ödenen tescil ücreti tekrar talep edilmez. Ancak tescil tarihinden itibaren iki yıl geçmiş olması halinde, markanın tescil durumu tamamlanmayan aşamadan etkilenmez.

SMK m.22 f.3: Sicil alenidir. Talep edilmesi ve ücretinin ödenmesi şartıyla sicil örneği verilir.

SMK m.22 f.4: Sicile kayıt, yayım ve tescil işlemlerine ilişkin usul ve esaslar yönetmelikle belirlenir.

  Marka tesciline ilişkin ücretin ödenmemesi halinde yaptırımın ne olacağı belirtilmiştir. Bununla birlikte özellikle zamanaşımı hesaplamalarında önemli olan tescil anın da bütün başvuru aşamalarının tamamlanmış olması şeklinde düzenlenmiştir. Yine de ücretin ödenmemesi halinde askıda bir tescil durumu söz konusu olacaktır. Bir marka başvuru aşamalarından herhangi birisini tamamlanmamasına rağmen tescil edilmiş ve bunun üzerinden de iki yıl geçmişse artık marka bu eksiklikten etkilenmez ve geçerli bir marka olarak işlem görür.

 

  YENİLEME
x

+

KHK m.41 3. Paragraf: Yenileme talebinin yapılması ve yenileme ücretinin ödenmesi, koruma süresinin sona erdiği ayın son gününden önceki altı ay içinde gerçekleştirilir. Bu sürenin kaçırılması durumunda, yenileme talebi, ek bir ücretin ödenmesi koşuluyla, koruma süresinin sona erdiği ayın son gününden itibaren altı aylık süre uzatımı içinde de yapılabilir.

KHK m.41 4. Paragraf: Yenileme süresi mevcut tescilin sona erdiği gün başlar. Yenileme sicile kayıt edilir ve yayınlanır.

KHK m.41 5. Paragraf: Koruma süresinin bitiminden itibaren altı aylık süre içerisinde yenilenmeyen markalar hükümsüz sayılır.

SMK m.23 f.2: Yenileme talebinin marka sahibi tarafından koruma süresinin sona erdiği tarihten önceki altı ay içinde yapılması ve aynı süre içinde yenileme ücretinin ödendiğine ilişkin bilginin Kuruma sunulması gerekir. Bu süre içinde talebin yapılmaması veya yenileme ücretinin ödendiğine ilişkin bilginin Kuruma sunulmaması halinde, yenileme talebi, koruma süresinin sona erdiği tarihten itibaren altı aylık süre içinde ek ücretin ödenmesi şartıyla da yapılabilir.

SMK m.23 f.3:  Marka, tescil kapsamında bulunan mal veya hizmetlerin bir kısmı için de yenilenebilir.

SMK m.23 f.4: Ortak markanın yenilenmesi için gruba dahil işletmelerden birinin talebi yeterlidir.

SMK m.23 f.5: Yenileme, önceki koruma süresinin sona erdiği tarihi izleyen günden itibaren hüküm ifade eder. Yenileme, sicile kaydedilir ve Bültende yayımlanır.

 

GEÇİCİ MADDE 5:

(1) 23 üncü maddenin ikinci fıkrası ile 69 uncu maddenin dördüncü fıkrası yürürlüğe girene kadar yenileme talepleri bakımından, mülga 554 ve 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamelerin ilgili hükümleri uygulanır.

 

YÜRÜRLÜK

MADDE 192:

b) 23 üncü maddesinin ikinci fıkrası ve 69 uncu maddenin dördüncü fıkrasında düzenlenen yenileme taleplerinin yapılması gereken süreye ilişkin hükümleri ile 46 ncı maddesinde düzenlenen amblem kullanım zorunluluğuna ilişkin hükümleri yayımı tarihinden itibaren bir yıl sonra yürürlüğe girer.

  Süre başlangıçları değişmiştir. Kısmi yenileme imkanı getirilmiştir.  

 

  LİSANS
! KHK m. 21 7. Paragraf: Altıncı fıkra hükümlerine göre, markaya tecavüz dolayısıyla dava açma hakkı olmayan bir lisans alan, noter vasıtasıyla yapacağı bir bildirimle, gereken davayı açmasını marka sahibinden isteyebilir. Marka sahibinin, bu talebi kabul etmemesi veya bildirimin alındığı tarihten itibaren üç ay içinde, gerekli davanın açılmaması halinde, lisans alan yaptığı bildirimi de ekleyerek, kendi adına dava açabilir. Lisans alan, ciddi bir zarar tehlikesi karşısında ve söz konusu sürenin geçmesinden önce, ihtiyati tedbire karar verilmesini mahkemeden talep edebilir. Lisans alan, dava açtığını marka sahibine bildirir. SMK m.158 f.2: İnhisari olmayan lisans alan, sınai mülkiyet hakkına tecavüz dolayısıyla dava açma hakkı sözleşmede açıkça sınırlandırılmamışsa, yapacağı bildirimle, gereken davayı açmasını hak sahibinden ister. Hak sahibinin, bu talebi kabul etmemesi veya bildirim tarihinden itibaren üç ay içinde talep edilen davayı açmaması halinde, lisans alan, yaptığı bildirimi de ekleyerek, kendi adına ve kendi menfaatlerinin gerektirdiği ölçüde dava açabilir. Bu fıkra uyarınca dava açan lisans alanın, dava açtığını hak sahibine bildirmesi gerekir.

SMK m.158 f.3: Lisans alan, ciddi bir zarar tehlikesinin varlığı halinde ve söz konusu sürenin geçmesinden önce, ihtiyati tedbire karar verilmesini mahkemeden talep edebilir. Mahkemenin tedbir kararı verdiği hallerde talepte bulunan lisans sahibi dava açmaya da yetkilidir. Bu halde ikinci fıkradaki şartlar yargılama devam ederken tamamlanır.

  Lisans konusu genel olarak aynıdır. Lisans alanın dava açma şartları, lisansın düzenlendiği Kanunun 24. maddesinden ayrı olarak 158. maddede düzenlenmiştir. İlk dikkat çeken husus marka sahibine bildirimin artık noter aracılığı ile yapılmasının zorunlu olmamasıdır. Bu değişiklik özellikle yabancı marka sahiplerine ulaşmanın zorluğu hatta bazen imkansızlığı sebebiyle düzenlenmiştir. Bildirimin ispatlanması açısından yurt içinde yerleşik marka sahiplerine yine noterden bildirim gönderilmesi mahkeme aşamasında sorun yaşamamak için yine de en sağlıklı yol olacaktır. Bildirimin marka sahibince alınması ve cevap verilmesi halinde çok problem çıkmayacaktır. Fakat cevap vermemesi halinde üç ay içerisinde yine dava açma hakkı mevcuttur. İşte bu durumda bildirim konusunun olumsuz sonuçlara sebep olmaması açacağı dava kendi menfaatlerinin gerekliliği ile sınırlandırılmıştır. 

Ciddi bir zarar tehlikesinin varlığı halinde üç aylık süre beklenmeden mahkemeden ihtiyati tedbir talebinde bulunulabilecektir. Fakat bilindiği gibi HMK açısından tedbir talebinde bulunan kişi iki haftalık süre içerisinde esas davayı da açmalıdır. Üç aylık süre beklenirken bu tedbir düşeceği için lisans alana bu süre içerisinde dava açma imkanı verilmiştir. Fakat bildirim prosedürü yargılama sırasında tamamlanacaktır.

 

  HÜKÜMSÜZLÜK ve İPTAL
! KHK Madde 42

Aşağıdaki hallerde markanın hükümsüz sayılmasına yetkili mahkeme tarafından karar verilir:

a) 7 nci maddede sayılan haller. (Ancak, 7 nci maddenin (ı) bendinde belirtilen tanınmış markalarla ilgili davanın tescil tarihinden itibaren 5 yıl içerisinde açılması gerekir. Markanın tescilinde kötü niyet varsa iptal davası süreye bağlı değildir.)

b) 8 inci maddede sayılan haller. (Ancak, 8 inci maddenin son fıkrası çerçevesinde açılan davada önceki hak sahibi koruma süresinin bitiminden itibaren 2 yıl içerisinde markasını kullanmamışsa bu bir hükümsüzlük nedeni sayılmaz.)

c) 14 üncü maddeye aykırılık. (Ancak, 5 yılın dolması ile davanın açıldığı tarih arasında ciddi biçimde kullanma hükümsüzlük nedeni sayılmaz. Dava açılacağı düşünülerek kullanma gerçekleşmiş ise, mahkeme davanın açılmasından önceki üç ay içerisinde gerçekleşen kullanmayı dikkate almaz.)

d) Marka sahibinin davranışları nedeniyle, marka mal ve hizmetler için yaygın bir ad haline gelmiş ise,

e) Hak sahibi veya yetkili kıldığı kişi tarafından kullanım sonucunda tescil edildiği mal ve hizmetlerin niteliği, kalitesi, üretim yeri ve coğrafi kaynağı konusunda halkta yanlış anlama ihtimali var ise,

f) 59 uncu maddeye aykırı kullanım.

Hükümsüzlük nedenleri, markanın tescil edildiği bir kısım mal veya hizmete ilişkin bulunuyorsa, yalnız o mal veya hizmet ile ilgili olarak kısmi hükümsüzlüğe karar verilir.

Bir marka tescil tarihinden önce kullanılmış ve tescile konu mallar veya hizmetlerle ilgili olarak bu kullanım sonucu ayırt edici bir nitelik kazanmış ise 7 nci maddenin birinci fıkrasının (a), (c) ve (d) bentlerine göre tescili hükümsüz sayılamaz.

 

KHK Madde 43

Markanın hükümsüzlüğünü, ilgili mahkemeden, zarar gören kişiler, Cumhuriyet savcıları veya ilgili resmi makamlar isteyebilir.

HÜKÜMSÜZLÜK HALLERİ VE HÜKÜMSÜZLÜK TALEBİ

Madde 25 – Mahkeme

(1) 5 inci veya 6 ncı maddede sayılan hallerden birinin mevcut olması halinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir.

(2) Menfaati olanlar, Cumhuriyet savcıları veya ilgili kamu kurum ve kuruluşları markanın hükümsüzlüğünü mahkemeden isteyebilir.

(3) Marka hükümsüzlük davası, dava tarihinde sicilde marka sahibi olarak kayıtlı kişilere veya hukuki haleflerine karşı açılır. Markanın hükümsüzlüğü davalarında Kurum taraf gösterilmez.

(4) Bir marka, 5 inci maddenin birinci fıkrasının (b), (c) ve (d) bentlerine aykırı olarak tescil edilmiş olup da kullanım sonucunda tescil edildiği mal veya hizmetler bakımından hükümsüzlük talebinden önce ayırt edici nitelik kazanmışsa hükümsüz kılınamaz.

(5) Hükümsüzlük halleri, markanın tescil edildiği bir kısım mal veya hizmete ilişkin bulunuyorsa, sadece o mal veya hizmet yönünden kısmi hükümsüzlüğe karar verilir. Marka örneğini değiştirecek biçimde hükümsüzlük kararı verilemez.

(6) Marka sahibi, sonraki tarihli bir markanın kullanıldığını bildiği veya bilmesi gerektiği halde bu duruma birbirini izleyen beş yıl boyunca sessiz kalmışsa, sonraki tarihli marka tescili kötü niyetli olmadıkça, markasını hükümsüzlük gerekçesi olarak ileri süremez.

(7) 6 ncı maddenin birinci fıkrası uyarınca açılan hükümsüzlük davalarında 19 uncu maddenin ikinci fıkrası hükmü def’i olarak ileri sürülebilir. Bu durumda kullanıma ilişkin beş yıllık sürenin belirlenmesinde dava tarihi esas alınır. Hükümsüzlüğü istenen markanın başvuru veya rüçhan tarihinde, davacının markası en az beş yıldır tescilli ise davacı ayrıca, söz konusu başvuru veya rüçhan tarihinde 19 uncu maddenin ikinci fıkrasında belirtilen şartların yerine getirildiğini ispatlar.

 

İPTAL HALLERİ VE İPTAL TALEBİ

Madde 26 – Kurum

(1) Aşağıdaki hallerde talep üzerine Kurum tarafındanmarkanın iptaline karar verilir.

a) 9 uncu maddenin birinci fıkrasında belirtilen hallerin mevcut olması.

b) Marka sahibinin fiillerinin veya gerekli önlemleri almamasının sonucu olarak markanın, tescilli olduğu mal veya hizmetler için yaygın bir ad haline gelmesi.

c) Marka sahibi tarafından veya marka sahibinin izniyle gerçekleştirilen kullanım sonucunda markanın, tescilli olduğu mal veya hizmetlerin özellikle niteliği, kalitesi veya coğrafi kaynağı konusunda halkı yanıltması.

ç) 32 nci maddeye aykırı kullanımın olması.

(2) İlgili kişiler, Kurumdan markanın iptalini isteyebilir.

(3) Marka iptal talepleri, talep tarihinde sicilde marka sahibi olarak kayıtlı kişilere veya hukuki haleflerine karşı ileri sürülür.

(4) Markanın, beş yıllık sürenin dolması ile iptal talebinin Kuruma sunulduğu tarih arasında tescil edildiği mal veya hizmetler bakımından ciddi biçimde kullanılmış olması halinde, birinci fıkranın (a) bendine ilişkin iptal talepleri reddedilir. İptal talebinde bulunulacağı düşünülerek kullanım gerçekleşmişse talebin Kuruma sunulmasından önceki üç ay içinde gerçekleşen kullanım dikkate alınmaz.

(5) İptal halleri, markanın tescil edildiği bir kısım mal veya hizmete ilişkin bulunuyorsa, sadece o mal veya hizmet yönünden kısmi iptale karar verilir. Marka örneğini değiştirecek biçimde iptal kararı verilemez.

(6) İptal incelemesi sırasında hak sahibinin değişmesi halinde, sicilde hak sahibi olarak görünen kişiye karşı işlemlere devam edilir.

(7) İptal talepleri, iptali istenen markanın sahibine tebliğ edilir. Marka sahibi bir ay içinde talebe ilişkin delillerini ve cevaplarını Kuruma sunar. Söz konusu bir aylık süre içinde talep edilmesi halinde Kurum bir aya kadar ek süre verir. Kurum gerekli gördüğü takdirde ek bilgi ve belge sunulmasını isteyebilir. Kurum iddia ve savunmalar ile sunulan deliller çerçevesinde dosya üzerinden kararını verir.

 

 

GEÇİCİ MADDE 4:

(1) 26 ncı madde hükmü yürürlüğe girene kadar, iptal yetkisi, anılan maddedeki usul ve esaslara göre mahkemeler tarafından kullanılır.

(2) 26 ncı maddenin yürürlüğe girdiği tarihte mahkemeler tarafından görülmekte olan iptal davaları mahkemeler tarafından sonuçlandırılır.

(3) Mahkemelerin bu madde hükmüne göre vermiş olduğu kararlar kesinleşmesinden sonra Mahkeme tarafından Kuruma resen gönderilir.

 

YÜRÜRLÜK

MADDE 192:

a) 26 ncı maddesi yayımı tarihinden itibaren yedi yıl sonra yürürlüğe girer.

  Mahkeme tarafından hükümsüzlük kararı verilebilecek haller ayrıca sayılmıştır.

Yine mutlak ve nispi ret sebepleri varsa marka hakkında hükümsüzlük kararı verilecektir. 5. maddedeki istisnalar tekrar edilmiştir. Sessiz kalma yoluyla hak kaybı konusu süresi ile birlikte netliğe kavuşturulmuştur. Mal ve hizmet açısından kısmi hükümsüzlük kararı verilebileceği tekrar belirtilmiştir. Fakat bir marka örneğindeki bir unsuru değiştirecek şekilde karar verilemeyeceği hüküm altına alınmıştır.

 

25. maddenin 7 fıkrasında 19. maddede olduğu gibi önceye dayalı itirazlarda itiraza dayanak olan bu markanın dava tarihi öncesinde ciddi şekilde kullanılması gerekmektedir. Bu beş yıllık kullanma durumunun ispatlanmasını davalı taraf defi olarak ileri sürecektir. Bu husus ispatlanamazsa dava reddedilecektir. Veya kullanıldığının ispatlanmadığı sınıflar açısından kısmı ret sonucu da çıkabilir. Daha önce def’i olarak ileri sürülemeyen, dava olarak ileri sürülmesi gereken, uygulamada karşı dava olarak karşımıza çıkan bekletici mesele ortadan kaldırılmıştır.

 

m.6 f.1: Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.

m.19 f.2: 6 ncı maddenin birinci fıkrası kapsamında yapılan itirazlarda, itiraz gerekçesi markanın itiraza konu başvurunun başvuru veya rüçhan tarihinde Türkiye’de en az beş yıldır tescilli olması şartıyla, başvuru sahibinin talebi üzerine, itiraz sahibinden, itiraza konu başvurunun başvuru veya rüçhan tarihinden önceki beş yıllık süre içinde itiraz gerekçesi markasını itirazına dayanak gösterdiği mal veya hizmetler bakımından Türkiye’de ciddi biçimde kullanmakta olduğuna ya da kullanmamaya dair haklı sebepleri olduğuna ilişkin delil sunması talep edilir. İtiraz sahibi tarafından bu hususların ispatlanamaması durumunda itiraz reddedilir. İtiraz gerekçesi markanın, tescil kapsamındaki mal veya hizmetlerin sadece bir kısmı için kullanıldığının ispatlanması halinde itiraz, sadece kullanımı ispatlanan mal veya hizmetler esas alınarak incelenir.

 

Kurum tarafından iptal kararı verilebilecek haller ayrıca sayılmıştır.

9. maddede yer alan markanın ciddi bir şekilde kullanılmaması sonucu iptal edilmesine Kurum karar verecektir. Daha önce olduğu gibi iptal başvuru tarihinden önceki üç ay içerisindeki kullanımlar dikkate alınmayacaktır.

Markanın tescilli olduğu mal veya hizmetler için yaygın bir ad haline gelmesi, niteliği, kalitesi veya coğrafi kaynağı konusunda halkı yanıltması halinde iptal kararı verilecektir. 

Kurumdan iptal talebini ancak ilgililer yapabilecektir. Bu noktada husumet itirazı ile karşılaşmamak için bu ilgiliye dilekçede yer vermek yerinde olacaktır.

Yine marka örneğini değiştirecek şekilde kısmi iptal kararı verilemeyeceği düzenlenmiştir.

İptal süreci devam ederken markanın üçüncü şahsa devredilmesi ihtimaline karşı da bu devir gerçekleşse de sürecin devam edeceği hüküm altına alınmıştır.

Kurum iptal başvurunu aldıktan sonra marka sahibine bildirim yapacaktır. Marka sahibi bir ay süre içerisinde iptale cevap verecektir, bu mümkün olmaz ek bir aylık süre talep edilebilecektir. Kurum dosya üzerinden karar verecektir ve gerekli görürse taraflardan ek bilgi ve belge talep edebilecektir. Kurumun direkt talep üzerine, bağımsız işlem yapacağı bu iptal maddesi 7 yıl sonra uygulanacak olmakla birlikte, 19. Madde kapsamında itiraz üzerine gündeme gelmesi halinde Kurum yürürlük tarihinden itibaren inceleme yapacaktır.

 

  HÜKÜMSÜZLÜĞÜN VE İPTALİN ETKİSİ
  KHK madde 44: 

Markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesi halinde, kararın sonuçları geçmişe etkilidir.

Marka sahibinin kötü niyetli olarak hareket etmesinden kaynaklanan, zararın giderilmesine ilişkin tazminat talepleri saklı kalmak üzere, hükümsüzlüğün geriye dönük etkisi, aşağıdaki durumları etkilemez.

a) Markanın hükümsüz sayılmasından önce, bir markaya tecavüz sebebiyle verilen hukuken kesinleşmiş ve uygulanmış kararlar,

b) Markanın hükümsüzlüğüne karar verilmeden önce, yapılmış ve uygulanmış sözleşmeler. (Ancak, hal ve şartlara göre, haklı sebepler ve hakkaniyet düşüncesi ile sözleşme uyarınca ödenmiş bedelin kısmen veya tamamen iadesi mümkündür.)

Bir markanın hükümsüzlüğüne ilişkin kesinleşmiş karar, herkese karşı hüküm doğurur.

Madde 27 

(1) 25 inci madde gereğince markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesi halinde bu karar marka başvuru tarihinden itibaren etkili olup, markaya bu Kanunla sağlanan koruma hiç doğmamış sayılır.

(2) 26 ncı madde gereğince markanın iptaline karar verilmesi halinde ise bu karar, iptal talebinin Kuruma sunulduğu tarihten itibaren etkilidir. Ancak talep üzerine, iptal hallerinin daha önceki bir tarihte doğmuş olması halinde iptal kararının bu tarihten itibaren etkili olacağına karar verilebilir.

(3) Marka sahibinin ağır ihmali veya kötüniyetli olarak hareket etmesi nedeniyle zarar görenlerin tazminat talepleri saklı kalmak üzere, hükümsüzlük ve ikinci fıkranın ikinci cümlesinde düzenlenmiş olan iptal kararının geriye dönük etkisi aşağıdaki durumları etkilemez.

a) Karardan önce, markanın sağladığı haklara tecavüz nedeniyle açılan davada verilen kesinleşmiş ve uygulanmış kararlar.

b) Karardan önce kurulmuş ve uygulanmış sözleşmeler.

(4) Üçüncü fıkranın (b) bendi kapsamındaki sözleşmeler uyarınca ödenmiş bedelin, hakkaniyet gereği kısmen ya da tamamen iadesi istenebilir.

(5) Markanın hükümsüzlüğüne veya iptaline ilişkin kesinleşmiş kararlar, herkese karşı hüküm doğurur.

(6) Hükümsüzlük kararının kesinleşmesinden sonra mahkeme, bu kararı Kuruma resen gönderir.

(7) Hükümsüzlük veya iptal kararının kesinleşmesinden sonra marka sicilden terkin edilir ve durum Bültende yayımlanır.

  Bilindiği gibi hükümsüzlük ve iptal özellikle zaman açısından farklı sonuçları vardır. Bu haliyle madde herkes tarafından anlaşılacak şekilde düzenlenmiştir. Hükümsüzlük geçmişe etkili olarak markanın baştan itibaren hiç doğmamış sayılmasına yol açarken, iptal ise talep tarihinden itibaren etkilidir. Kanun ayrıca iptal dilekçesinde talep edilmişse iptal halinin gerçekleştiği hallerden itibaren de etkili olarak sonuç doğuracağını düzenlemiştir. Kötüniyet ve etkilenmeyecek işlemler tekrar ele alınmıştır. Bununla birlikte hükümsüzlüğüne veya iptaline karar verilen markalara dayanılarak yapılan sözleşmelerin bedelleri kısmen veya tamamen iade edilebileceği düzenlenerek, bu durumdaki haller için açılacak olan davalara hukuksal bir dayanak oluşturulmuştur. Hükümsüzlük dava sonuçlarının tarafların talebi olmadan Kuruma bildirilmemesi durumunu da ortadan kaldırmak için Mahkemelerin kararı Kuruma resen bildirmesi hüküm altına alınmıştır.

 

  MARKA HAKKINA TECAVÜZ SAYILAN FİİLLER
+

!

SMK m.29 f.2: 19 uncu maddenin ikinci fıkrası hükmü tecavüz davalarında def’i olarak ileri sürülebilir. Bu durumda kullanıma ilişkin beş yıllık sürenin belirlenmesinde dava tarihi esas alınır.
  Kanun koyucu markanın kullanımını teşvik etmek ve suiistimalleri önlemek için yine dava tarihinde markanın kullanımını aramıştır. Daha önce def’i olarak ileri sürülemeyen kullanmama hali artık ileri sürülebilecek. Davacının markasına karşı hükümsüzlük davası açılması zorunluluğu ortadan kalkmıştır. Yürürlük tarihinden itibaren 7 yıl sonra bu davacının kullanılmayan markasının iptal talepleri Kuruma yapılacaktır, bu süreye kadar yine mahkemeler inceleme yapacaktır. İşte bu durumda Kurum veya bu süreye kadar Mahkeme nezdinde herhangi bir iptal girişimi olması durumunda mahkemeler yine bu davanın sonucunu beklemeyi tercih etmeleri yüksek ihtimaldir. Bu zamanlama konusuna iddia sahibinin dikkat etmesi gerekecektir.

 

  MARKA HAKKINA TECAVÜZE İLİŞKİN CEZAİ HÜKÜMLER
! KHK m.61/A:   Başkasına ait marka hakkına iktibas veya iltibas suretiyle tecavüz ederek mal veya hizmet üreten, satışa arz eden veya satan kişi bir yıldan üç yıla kadar hapis ve yirmibin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır.

Marka koruması olan eşya veya ambalajı üzerine konulmuş marka koruması olduğunu belirten işareti yetkisi olmadan kaldıran kişi hakkında bir yıldan üç yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adli para cezasına hükmolunur.

Yetkisi olmadığı halde başkasına ait marka hakkı üzerinde satmak, devretmek, kiralamak veya rehnetmek suretiyle tasarrufta bulunan kişi iki yıldan dört yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır.Yukarıdaki fıkralarda tanımlanan suçların bir tüzel kişinin faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde ayrıca bunlara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur.Yukarıdaki fıkralarda tanımlanan suçlardan dolayı cezaya hükmedebilmek için markanın Türkiye’de tescilli olması şarttır.Yukarıdaki fıkralarda tanımlanan suçların soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlıdır.Üzerinde başkasının hak sahibi olduğu marka taklit edilerek üretilmiş malı satışa arz eden veya satan kişinin bu malı nereden temin ettiğini bildirmesi ve bu suretle üretenlerin ortaya çıkarılmasını ve üretilmiş mallara elkonulmasını sağlaması halinde hakkında cezaya hükmolunmaz.

SMK m.30 f.1: Başkasına ait marka hakkına iktibas veya iltibas suretiyle tecavüz ederek mal üreten veya hizmet sunan, satışa arz eden veya satan, ithal ya da ihraç eden, ticari amaçla satın alan, bulunduran, nakleden veya depolayan kişi bir yıldan üç yıla kadar hapis ve yirmibin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır.

(2) Marka koruması olduğunu belirten işareti mal veya ambalaj üzerinden yetkisi olmadan kaldıran kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır.

(3) Yetkisi olmadığı hâlde başkasına ait marka hakkı üzerinde devretmek, lisans veya rehin vermek suretiyle tasarrufta bulunan kişi iki yıldan dört yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır.

(4) Bu maddede yer alan suçların bir tüzel kişinin faaliyeti çerçevesinde işlenmesi hâlinde ayrıca bunlara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur.

(5) Bu maddede yer alan suçlardan dolayı cezaya hükmedebilmek için markanın Türkiye’de tescilli olması şarttır.

(6) Bu maddede yer alan suçların soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlıdır.

(7) Başkasının hak sahibi olduğu marka taklit edilerek üretilmiş malı, satışa arz eden veya satan kişinin bu malı nereden temin ettiğini bildirmesi ve bu suretle üretenlerin ortaya çıkarılmasını ve üretilmiş mallara elkonulmasını sağlaması hâlinde hakkında cezaya hükmolunmaz.

 

  Suç sayılan fiiller artırılmıştır. Üretmek, satmak yine suçtur. Buna yurt içinde satmayıp sadece yurt dışı ithalat veya ihracat faaliyetlerinde bulunan eklenerek tartışmalı konu açıklığa kavuşturulmuştur. Ticari amaçla satın almak, nakletmek ve depolamak da kapsam dahilindedir. Maddede sayılan “bulundurmak” fiili üzerinde en çok tartışmanın yapılmasına aday bir ifadedir. Bilindiği gibi bulundurma ifadesi oldukça geniştir. Ticari alan ile ilgili ihtimal dahilindeki fiiller tek tek sayılmıştır. Fakat bu fiillerin kapsamana girmeyen bir eylem bir şekilde bulundurma kapsamına dahil olabilecektir. Örneğin şu bilinen veya gelecekte ortaya çıkacak bilişim sistemleri aracılığı ile işlenen bir tecavüz eyleminin gerçekleşmesi halinde bu sistemlerde ele geçen veriler bulundurma kapsamına dahil olabilecektir. Diğer fıkralar ceza uygulamasının önemi sebebiyle karşılaştırma kolaylığı için eklenmiştir. 

 

  ORTAK HÜKÜMLER
+ SMK m.146 f.1: Sınai mülkiyet hakkına ilişkin, itirazlar da dahil olmak üzere Kurum nezdinde yapılacak tüm işlemlerde uyulması gereken süre, bu Kanun veya ilgili yönetmelikte belirlenmemişse bildirim tarihinden itibaren iki aydır. Bu sürelere uyulmaması halinde talep yapılmamış sayılır.
  Dikkat edilmesi gereken husus bu maddedeki sürenin sadece Kurumu nezdinde gerçekleştirilecek işlemlere ilişkindir. Kanundaki diğer süreler için kullanılamayacaktır. 
+ SMK m.147 f.1: Sınai mülkiyet hakkının birden çok kişiye ait olması halinde, geri çekme ve vazgeçme talebi hariç olmak üzere, marka veya patent vekili atanmadığı durumlarda Kurum nezdindeki tüm işlemler hak sahiplerince ortak temsilci olarak atanan hak sahibi tarafından yürütülür. Hak sahipleri tarafından ortak temsilci atanmaması durumunda, başvuru formunda adı geçen ilk hak sahibinin, ortak temsilci olduğu kabul edilir.

SMK m.147 f.2: Ortak temsilcinin yerleşim yerinin Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde olmaması durumunda, işlemler marka veya patent vekili vasıtasıyla yapılır.

SMK m.147 f.3: Ortak markalara ilişkin hükümler saklıdır.

  Yeni başvurularda birden çok hak sahibi olan başvurularda ortak temsilci seçilecektir. Seçilmediği durumda veya Kanundan önceki başvurularda başvuru formundaki ilk başvuru sahibi ortak temsilci kabul edilecektir. Böylelikle özellikle tebligat sorunu çözülmüştür.
+

!

KHK m.15: Tescilli bir marka, başkasına devir edilebilir, miras yolu ile intikal edebilir, kullanma hakkı lisans konusu olabilir, rehin edilebilir. Rehin hakkı bakımından Medeni Kanunun rehin hakkına ilişkin hükümleri uygulanır.

Tescilli bir marka üzerindeki sağlararası işlemler yazılı şekle tabidir.

SMK m.148 f.2: Birinci fıkrada belirtilen hukuki işlemler işletmeden bağımsız olarak gerçekleştirilebilir.

SMK m.148 f.3: Sınai mülkiyet hakkının birden fazla sahibi olması durumunda sahiplerden birinin kendisine düşen payı tamamen veya kısmen üçüncü kişiye satması halinde, diğer paydaşların önalım hakkı vardır. Yapılan satış, alıcı veya satıcı tarafından diğer paydaşlara bildirilir. Önalım hakkı, satışın hak sahibine bildirildiği tarihin üzerinden üç ay ve her halde satışın üzerinden iki yıl geçmekle düşer. Tarafların anlaşamaması halinde, önalım hakkı alıcıya karşı dava açılarak kullanılır. Önalım hakkı sahibi, adına payın devrine karar verilmeden önce, satış bedelini, mahkeme tarafından belirlenen süre içinde mahkemenin belirleyeceği yere nakden yatırmakla yükümlüdür. Cebri artırmayla satışlarda önalım hakkı kullanılamaz.

SMK m.148 f.4: Hukuki işlemler, yazılı şekle tabidir. Devir sözleşmelerinin geçerliliği, ancak noter tarafından onaylanmış şekilde yapılmış olmalarına bağlıdır.

SMK m.148 f.5: Hukuki işlemler taraflardan birinin talebi, ücretin ödenmesi ve yönetmelikle belirlenen diğer şartların yerine getirilmesi halinde sicile kaydedilir ve Bültende yayımlanır. 115 inci madde hükümleri saklı kalmak üzere, sicile kaydedilmeyen hukuki işlemlerden doğan haklar iyiniyetli üçüncü kişilere karşı ileri sürülemez.

SMK m.148 f.6: Marka, tescil edildiği mal veya hizmetlerin tümü veya bir kısmı için devredilebilir.

SMK m.148 f.7: Garanti markasının veya ortak markanın devri ya da ortak marka için lisans verilmesi, sicile kayıt halinde geçerlidir.

SMK m.148 f.8: Bu maddede yer alan hükümler, sınai mülkiyet hakkı başvurularında da uygulanır.

  Üzerinde birden fazla hak sahibinin olduğu markalar üzerinde hak sahibi olan bir kişinin payını satması halinde diğer paydaşların önalım hakkını kullanması ve süreleri açıklığa kavuşturulmuştur. Özellikle kötüniyetli işlemlerin önüne geçmek için devir işleminin noterden yapılması geçerlilik şartı olarak düzenlenmiştir.
  SINAİ MÜLKİYET HAKKI TECAVÜZE UĞRAYAN HAK SAHİBİNİN İLERİ SÜREBİLECEĞİ TALEPLER
  KHK m.62: Marka hakkı tecavüze uğrayan marka sahibi, mahkemeden, aşağıdaki taleplerde bulunabilir:

a) Marka hakkına tecavüz fiillerinin durdurulması,

b) Tecavüzün giderilmesi ve maddi ve manevi zararın tazmini,

c) Marka hakkına tecavüz dolayısı ile üretilmesi veya kullanılması cezayı gerektiren eşya ile bu eşyaları üretmeye yarayan araç, cihaz, makine gibi vasıtalara el koyulması talebi,

d) (c) bendi uyarınca el konulan ürünler üzerinde kendisine mülkiyet hakkının tanınması, (Bu durumda, söz konusu ürünlerin değeri, tazminat miktarından düşülür. Bu değer, kabul edilen tazminatı aştığı zaman, marka sahibinin fazlayı karşı tarafa ödemesi gerekir.)

e) Marka hakkına tecavüzün devamını önlemek üzere tedbirlerin alınması, özellikle bu maddenin (c) bendine göre el koyulan ürünlerin ve araçların üzerlerindeki markaların silinmesi veya marka hakkına tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise imhası talebi,

f) Marka hakkına tecavüz eden kişi aleyhine verilen mahkeme kararının, masrafları tecavüz eden tarafından karşılanarak, ilgililere tebliğ edilmesi ve kamuya yayın yoluyla duyurulması.

SMK m.149 f.1:  Sınai mülkiyet hakkı tecavüze uğrayan hak sahibi, mahkemeden aşağıdaki taleplerde bulunabilir.

a) Fiilin tecavüz olup olmadığının tespiti.

b) Muhtemel tecavüzün önlenmesi.

c) Tecavüz fiillerinin durdurulması.

ç) Tecavüzün kaldırılması ile maddi ve manevi zararın tazmini.

d) Tecavüz oluşturan veya cezayı gerektiren ürünler ile bunların üretiminde münhasıran kullanılan cihaz, makine gibi araçlara, tecavüze konu ürünler dışındaki diğer ürünlerin üretimini engellemeyecek şekilde, elkonulması.

e) (d) bendi uyarınca elkonulan ürün, cihaz ve makineler üzerinde kendisine mülkiyet hakkının tanınması.

f) Tecavüzün devamını önlemek üzere tedbirlerin alınması, özellikle masraflar tecavüz edene ait olmak üzere (d) bendine göre elkonulan ürünler ile cihaz ve makine gibi araçların şekillerinin değiştirilmesi, üzerlerindeki markaların silinmesi veya sınai mülkiyet haklarına tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise imhası.

g) Haklı bir sebebin veya menfaatinin bulunması halinde, masrafları karşı tarafa ait olmak üzere kesinleşmiş kararın günlük gazete veya benzeri vasıtalarla tamamen veya özet olarak ilan edilmesi veya ilgililere tebliğ edilmesi.

SMK m.149 f.2: Birinci fıkranın (e) bendinde belirtilen talebin kabulü durumunda, söz konusu ürün, cihaz ve makinelerin değeri, tazminat miktarından düşülür. Bu değerin kabul edilen tazminat miktarını aşması halinde, aşan kısım hak sahibince karşı tarafa ödenir.

SMK m.149 f.3: Birinci fıkranın (g) bendinde belirtilen talebin kabulü durumunda ilanın şekli ve kapsamı kararda tespit edilir. İlan hakkı, kararın kesinleşmesinden sonra üç ay içinde talep edilmezse düşer.

  Tecavüz halinde alınacak tedbirler sınırlı sayıda sayılmamıştır, mahkeme mevcut duruma göre tedbirler uygulayabilecektir. Özellikle el konulan ürün, cihaz gibi araçların akıbeti tekrar ele alınmıştır. El koymada sınırın aşılmaması için sadece ilgili tecavüz eylemi ile sınırlı kalınması sağlanmıştır. İlan yolu ile duyurma konusunda da haklı bir neden veya menfaat sınırı getirilmiştir. İlana karar verilmesi halinde de uygulama için süre sınırı getirilmiştir.
  TAZMİNAT (İTİBAR TAZMINATI)
! KHK m.64: Marka sahibinin izni olmaksızın, marka taklit edilerek üretilen ürünü üreten, satan, dağıtan veya başka bir şekilde ticaret alanına çıkaran veya bu amaçlar için ithal eden veya ticari amaçla elde bulunduran kişi, hukuka aykırılığı gidermek ve sebep olduğu zararı tazmin etmekle yükümlüdür. Taklit markayı herhangi bir şekilde kullanmakta olan kişi, marka sahibinin markanın varlığından ve tecavüzden kendisini haberdar etmesi ve tecavüzü durdurmasını talep etmesi halinde veya kullanmanın kusurlu bir davranış teşkil etmesi halinde, sebep olduğu zararı tazmin etmekle yükümlüdür.

KHK m.65:  Marka sahibi, markanın kendi izni olmaksızın taklit edilerek kullanılması sonucunda uğramış olduğu zarar miktarının belirlenmesi için tazminat yükümlüsünden markanın kullanılması ile ilgili belgeleri vermesini talep edebilir.

KHK m.68:  Marka hakkına tecavüz eden tarafından markanın kötü veya uygun olmayan bir şekilde kullanılması sonucunda, markanın itibarı zarara uğrarsa, marka sahibi, bu nedenle, ayrıca tazminat isteyebilir.

SMK m.150 f.1: Sınai mülkiyet hakkına tecavüz sayılan fiilleri işleyen kişiler, hak sahibinin zararını tazmin etmekle yükümlüdür.

SMK m.150 f.2: Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edilmesi durumunda, hakka konu ürün veya hizmetlerin, tecavüz eden tarafından kötü şekilde kullanılması veya üretilmesi, bu şekilde üretilen ürünlerin temin edilmesi yahut uygun olmayan bir tarzda piyasaya sürülmesi sonucunda sınai mülkiyet hakkının itibarı zarara uğrarsa, bu nedenle ayrıcatazminat istenebilir.

SMK m.150 f.3: Hak sahibi, sınai mülkiyet hakkının ihlali iddiasına dayalı tazminat davası açmadan önce, delillerin tespiti ya da açılmış tazminat davasında uğramış olduğu zarar miktarının belirlenebilmesi için, sınai mülkiyet hakkının kullanılması ile ilgili belgelerin, tazminat yükümlüsü tarafından mahkemeye sunulması konusunda karar verilmesini mahkemeden talep edebilir.

  Marka hakkına tecavüz sayılan fiiller m.30’da sayıldığı tekrar zikredilmemiş. İtibar tazminatı hususu tekrar ele alınmış fakat markanın kötü kullanılması ifadesi yerine ürün ve hizmetlerin kötü kullanılması yazılmış. Yine ayrıca tazminat istenebilir ifadesine dikkat etmek gerekiyor, dava dilekçelerinde eskiden olduğu gibi ayrıca dile getirilmelidir. Delil tespiti aşamasında da tazminat yükümlüsünün tecavüz ile ilgili belgelerin mahkemeye sunulmasının talep edilebileceği ifade edilmiştir. Adreste yapılan delil tespiti işlemleri bilirkişi aracılığıyla adrese gidilerek yapılıyordu. Buna ek olarak belge toplanması da talep edilebilir. Veya belgenin denince ilk akla gelen ticari defterler üzerinde delil tespiti aşamasında bir inceleme de olabilir, fakat bunun habersiz yapılması da her zaman mümkün olmayabilir. Yine de yapılabilirse dava açılırken talep edilecek tazminata katkısı olacaktır.

 

  YOKSUN KALINAN KAZANÇ
  KHK m.66:  Marka sahibinin uğradığı zarar, sadece fiili kaybın değerini değil, ayrıca marka hakkına tecavüz dolayısıyla yoksun kalınan kazancı da kapsar.

Yoksun kalınan kazanç, zarar gören marka sahibinin seçimine bağlı olarak, aşağıdaki değerlendirme usullerinden birine göre hesap edilir:

a) Marka hakkına tecavüz edenin rekabeti olmasaydı, marka sahibinin markanın kullanması ile elde edebileceği muhtemel gelire göre,

b) Marka hakkına tecavüz edenin, markayı kullanmak yoluyla elde ettiği kazanca göre,

c) Marka hakkına tecavüz edenin, markayı bir lisans anlaşması ile hukuka uygun şekilde kullanmış olması halinde ödemesi gereken lisans bedeline göre.

Yoksun kalınan kazancın hesaplanmasında, özellikle markanın ekonomik önemi, marka hakkına tecavüz edildiği anda geçerlilik süresi ve tecavüz sırasında markaya ilişkin lisansların sayısı ve çeşidi gibi etkenler göz önünde tutulur.

KHK m.67:  Marka üzerinde tasarruf yetkisi olan kişi, yoksun kalınan kazancın hesaplanmasında, 66 ncı maddenin ikinci fıkrasının (a) veya (b) veya (c) bendlerinde belirtilen değerlendirme usullerinden birini seçmişse; mahkeme, ürünün satışında markanın ekonomik bakımdan önemli bir katkısının bulunduğu kanaatına vardığı takdirde, kazancın hesaplanmasında makul bir payın daha eklenmesine karar verir.

Markanın ilgili ürüne ekonomik bakımdan önemli bir katkısının olduğunun kabul edilebilmesi için, ilgili ürüne olan talebin oluşmasında markanın belirleyici etken olduğunun anlaşılmış olması gerekir.

SMK m.151 f.1: Hak sahibinin uğradığı zarar, fiili kaybı ve yoksun kalınan kazancı kapsar.

SMK m.151 f.2: Yoksun kalınan kazanç, zarar gören hak sahibinin seçimine bağlı olarak, aşağıdaki değerlendirme usullerinden biri ile hesaplanır.

a) Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin rekabeti olmasaydı, hak sahibinin elde edebileceği muhtemel gelir.

b) Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin elde ettiği net kazanç.

c) Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin bu hakkı bir lisans sözleşmesi ile hukuka uygun şekilde kullanmış olması halinde ödemesi gereken lisans bedeli.

SMK m.151 f.3: Yoksun kalınan kazancın hesaplanmasında, özellikle sınai mülkiyet hakkının ekonomik önemi veya tecavüz sırasında sınai mülkiyet hakkına ilişkin lisansların sayısı, süresi ve çeşidi, ihlalin nitelik ve boyutu gibi etkenler göz önünde tutulur.

SMK m.151 f.4: Yoksun kalınan kazancın hesaplanmasında, ikinci fıkranın (a) veya (b) bentlerinde belirtilen değerlendirme usullerinden birinin seçilmiş olması halinde, mahkeme ürüne ilişkin talebin oluşmasında sınai mülkiyet hakkının belirleyici etken olduğu kanaatine varırsa, kazancın hesaplanmasında hakkaniyete uygun bir payın daha eklenmesine karar verir.

 

 

  Genel olarak düzenleme aynıdır fakat tazminatın belirlenmesinde yenilikler getirilmiştir. KHK (b) bendindeki “markayı kullanmak yoluyla” ifadesi tecavüz edenin net kazancı olarak değiştirilmiştir. Daha önce elde edilen net kazanca (kar) markanın katkısına göre bir indirim yapılabilmekteydi. Değişiklikle Türk Ticaret Kanunundaki haksız rekabet halinde kar üzerinden hesaplamasına uyum sağlanmıştır. Bu hesaplamalar yapılırken uyuşmazlığın özelliği de dikkate alınacaktır. Karıştırılma ihtimali sonucu belirlenen tazminat miktarı ile taklit sonucu belirlenen tazminat miktarı aynı olmayacaktır. Buna bağlı olarak taklit edilen markayı lisans olarak üretenlerin sayısı gibi diğer faktörler de dikkate alınacaktır. Bu uyuşmazlık taklit edilen markanın ekonomik öneminden kaynaklanıyorsa bunun da tazminatı artırıcı etkisi olacaktır.

 

  HAKKIN TÜKETİLMESİ
! KHK. m.13:  Tescilli bir markanın tescil kapsamındaki mal üzerine konularak, marka sahibi tarafından veya onun izni ile Türkiye’de piyasaya sunulmasından sonra, mallarla ilgili fiiller marka tescilinden doğan hakkın kapsamı dışında kalır.

Marka sahibinin, birinci fıkra hükmüne girmesine rağmen, malın piyasaya sunulmasından sonra, üçüncü kişiler tarafından değiştirilerek veya kötüleştirilerek ticari amaçlı kullanmalarını önleme yetkisi vardır.

SMK m.152 f.1:  Sınai mülkiyet hakkı korumasına konu ürünlerin, hak sahibi veya onun izni ile üçüncü kişiler tarafından piyasaya sunulmasından sonra bu ürünlerle ilgili fiiller hakkın kapsamı dışında kalır.

SMK m.152 f.2:  Marka sahibi, birinci fıkra hükmü kapsamına giren ürünlerin üçüncü kişiler tarafından değiştirilerek veya kötüleştirilerek ticari amaçlı kullanılmasını önleme hakkına sahiptir.

  Özellikle paralel ithalat konusunda sürekli gündeme gelen konu da önemli bir değişiklik yapılmıştır. KHK’da Türkiye’de piyasaya sunulmasından sonra hakkın tükeneceği belirtilmişken Kanun uluslararası tükenme ilkesini kabul etmiştir. Daha önce Türkiye’de piyasaya sunulmayan bir marka için hak tükenmiş olarak kabul edilmiyordu. Artık bir marka sahibi veya lisans verdiği üçüncü şahıslar tarafından Türkiye’de piyasaya sunulmasına bakılmaksızın, yurt dışında da piyasaya sunulmuşsa artık hakkın tükenmesi ilkesi kapsamında değerlendirilecektir. Hakkın tükenmesinin piyasaya sunulan ürünlerle sınırlı olduğu da belirtilerek çerçeve netleştirilmiştir. 
  DAVA AÇILAMAYACAK KİŞİLER
! KHK m.69: Marka sahibi, sebep olduğu zarardan dolayı marka sahibine tazminat ödemiş olan kişi tarafından piyasaya sürülmüş ürünleri kullanan kişilere karşı, Kanun Hükmünde Kararnamenin bu bölümünde yer alan davaları açamaz. SMK m.153 f.1: Sınai mülkiyet hakkı sahibi, hakkına tecavüz eden tarafından piyasaya sürülmüş ürünleri kişisel ihtiyaçları ölçüsünde elinde bulunduran veya kullanan kişilere karşı, bu Kanunda yer alan hukuk davalarını açamaz veya ceza davası açılması için şikâyette bulunamaz.

SMK m.153 f.2: Sınai mülkiyet hakkı sahibi, sebep olduğu zarardan dolayı kendisine tazminat ödeyen kişi tarafından, sınai mülkiyet hakkı sahibinin elkoymaması nedeniyle piyasaya sürülmüş ürünleri ticari amaçla kullanan kişilere karşı, bu Kanunda yer alan hukuk davalarını açamaz veya ceza davası açılması için şikâyette bulunamaz.

  Doktrinde kabul edilen kişisel ihtiyaç kriteri Kanunda açıkça yer almıştır. Bu durumda örneğin Fransa’nın ülke girişinde taklit ürünler için kestiği cezanın ülkemizde yaşanmayacağı netleşmiştir. 

Tazminat ödeyen kişinin elindeki ürünlerin piyasaya sürülmesi konusu net değildir. Bu üçüncü şahıs tacirin eline ürün geçme zamanı tedbir olarak davanın başında el koymaması sebebiyle elinde bulundurması mıdır? Yoksa dava sonucunda tazminat ödendikten sonra davalının elinde kalan ürünlerin piyasaya sürülmesi midir? Burada kullanmak ifadesi de önemlidir. Burada bahsedilen tacir, bu ürünü ticarete konu etmek için elinde bulunduran mı yoksa işletmesinde kullanmak için elinde bulunduran mı net değildir. m.30’da kullanma ifadesinin geçmediğine dikkat çekmek gerekiyor. Dava sonrasında zaten davalı tazminatı da ödemiştir. Bu durum birinci fıkrada kişisel ihtiyaç olarak elde bulunduran kişilere tanınan istisna gibi eğer tazminat ödenmişse ticari olarak elde bulunduran kişi bir istisnadan mı yararlanacaktır? Aksi düşünce ile tazminat ödenmemişse bu defa kullanan tacirlere dava açılabilecek midir? Bütün bunlarla birlikte arabuluculuk çözülen olaylara dikkat edilmesi gerekmektedir.

  TECAVÜZÜN MEVCUT OLMADIĞINA İLİŞKİN DAVA VE ŞARTLARI
! KHK m.74:  Menfaatı olan herkes, marka sahibine karşı dava açarak, fiillerinin marka hakkına tecavüz teşkil etmediğine karar verilmesini talep edebilir.

Birinci fıkrada belirtilen davanın açılmasından önce, kendisinin Türkiye’de giriştiği veya girişeceği sınai faaliyeti sonucu üretilen ürünlerde kullanacağı markanın, başkasına ait bir marka hakkına tecavüz teşkil edip etmediği hakkında, marka sahibinden görüşlerini bildirmesini noter aracılığı ile talep eder.

Bu talebin marka sahibine tebliğinden itibaren bir ay içinde marka sahibinin cevap vermemesi veya verilen cevabın menfaat sahibi kişi tarafından kabul edilmemesi halinde, menfaat sahibi birinci fıkraya göre dava açar.

Birinci fıkrada belirtilen dava, marka hakkına tecavüzden dolayı kendisine karşı dava açılmış bir kişi tarafından açılamaz.

Dava, marka üzerinde hak sahibi bulunan ve Marka Siciline kayıt edilmiş olan bütün hak sahiplerine tebliğ edilir.

Bu maddede belirtilen dava, markanın hükümsüzlüğü davasıyla birlikte de açılabilir

SMK m.154 f.1: Menfaati olan herkes, Türkiye’de giriştiği veya girişeceği ticari veya sınai faaliyetin ya da bu amaçla yapmış olduğu ciddi ve fiili girişimlerin sınai mülkiyet hakkına tecavüz teşkil edip etmediği hususunda, hak sahibinden görüşlerini bildirmesini talep edebilir. Bu talebin tebliğinden itibaren bir ay içinde cevap verilmemesi veya verilen cevabın menfaat sahibi tarafından kabul edilmemesi hâlinde, menfaat sahibi, hak sahibine karşı fiillerinin tecavüz teşkil etmediğine karar verilmesi talebiyle dava açabilir. Bildirimin yapılmış olması, açılacak davada dava şartı olarak aranmaz. Bu dava, kendisine karşı tecavüz davası açılmış bir kişi tarafından açılamaz.

SMK m.154 f.2: Birinci fıkra uyarınca açılan dava, sicile kayıtlı tüm hak sahiplerine tebliğ edilir.

SMK m.154 f.3: Birinci fıkra uyarınca açılan dava, hükümsüzlük davasıyla birlikte de açılabilir.

 

  Yabancı marka sahiplerine bildirimin zorluğu sebebiyle madde metinden çıkartılmıştır fakat mahkeme yine karşı tarafa bildirildiğinin ispatını arayacaktır. Ortak hak sahipliği ve tebligatın öncelikli olarak kime yapılacağı m.147’de düzenlenmiştir. Bu düzenlemeye rağmen her bir marka sahibine bildirim yapılmasının düzenlenmiş olması konuya verilen önemi göstermektedir. Ayrıca bu husus ön incelemede safhasında dikkate alınacaktır.

 

  ÖNCEKİ TARİHLİ HAKLARIN ETKİSİ
+

!

SMK m. 155 f:1: Marka, patent veya tasarım hakkı sahibi, kendi hakkından daha önceki rüçhan veya başvuru tarihine sahip hak sahiplerinin açmış olduğu tecavüz davasında, sahip olduğu sınai mülkiyet hakkını savunma gerekçesi olarak ileri süremez.
  Bu madde daha önce 551 sayılı KHK’nın 78. maddesinde yer almaktaydı. Aynı madde markalar için kabul edilmiştir. Uygulamada marka hakkına tecavüz eden kişiler, marka hakkından daha sonraki bir tarihte yaptıkları başvuru aşamasındaki markaya veya uyuşmazlık konusu benzer marka ile tescile dayanmalarının önü kapatılmıştır. Bilindiği gibi bu durum bir hukuka uygunluk nedeni olarak görülmekteydi. Hatta 551 sayılı KHK’da bulunmasına rağmen özellikle faydalı model tescillerinde karşımıza çıkıyordu. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E. 2012/13497 K. 2014/3531 T. 25.2.2014 kararında konuya faydalı model olarak ele almıştır. Bu aşamada marka için içtihat oluşana kadar, marka için de emsal olarak bir süre kullanılabilir. Yine de mevcut göre yorum yapmak da yerinde olacaktır. Örneğin bu başvuru ihtarnameden sonra yapılmışsa uygulanabilir, tecavüz için bedel de buna göre taktir edilebilir. Bir başka örnek olarak dava açılan bir markanın devredilmesi halinde markayı iyi niyetle noterden devralan kişinin davadan haberi olmayacaktır. Kullanmaya başlaması halinde de yine bu davanın muhatabı olabilir. Belki bu durumda yine tecavüz ile ilgili tedbirler alınır fakat tazminat hususunda indirim yapılabilir.
  GÖREVLİ ve YETKİLİ MAHKEME
  KHK m.71:  Bu Kanun Hükmünde Kararnamede öngörülen davalarda, görevli mahkeme ihtisas mahkemeleridir. Bu mahkemeler tek hâkimli olarak görev yaparlar. Asliye hukuk ve asliye ceza mahkemelerinden hangilerinin ihtisas mahkemesi olarak görevlendirileceği ve bu mahkemelerin yargı çevresini, Adalet Bakanlığının teklifi üzerine Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu belirler.

Enstitünün bu Kanun Hükmünde Kararname hükümlerine göre aldığı bütün kararlara karşı açılacak davalarda ve Enstitünün kararlarından zarar gören üçüncü kişilerin Enstitü aleyhine açacakları davalarda görevli ve yetkili mahkeme, bu maddenin birinci fıkrasında belirtilen mahkemelerden Ankara ihtisas mahkemeleridir.

SMK m.156 f.1: Bu Kanunda öngörülen davalarda görevli mahkeme, fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi ile fikri ve sınai haklar ceza mahkemesidir. Bu mahkemeler, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun olumlu görüşü alınarak, tek hâkimli ve asliye mahkemesi derecesinde Adalet Bakanlığınca lüzum görülen yerlerde kurulur. Bu mahkemelerin yargı çevresi, 26/9/2004 tarihli ve 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun hükümlerine göre belirlenir. Fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi kurulmamış olan yerlerde bu mahkemenin görev alanına giren dava ve işlere, o yerdeki asliye hukuk mahkemesince; fikri ve sınai haklar ceza mahkemesi kurulmamış olan yerlerde bu mahkemenin görev alanına giren dava ve işlere, o yerdeki asliye ceza mahkemesince bakılır.

SMK m.156 f.2: Kurumun bu Kanun hükümlerine göre aldığı bütün kararlara karşı açılacak davalarda ve Kurumun kararlarından zarar gören üçüncü kişilerin Kurum aleyhine açacakları davalarda görevli ve yetkili mahkeme, Ankara Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesidir.

SMK m.156 f.3: Sınai mülkiyet hakkı sahibi tarafından, üçüncü kişiler aleyhine açılacak hukuk davalarında yetkili mahkeme, davacının yerleşim yeri veya hukuka aykırı fiilin gerçekleştiği yahut bu fiilin etkilerinin görüldüğü yer mahkemesidir.

SMK m.156 f.4: Davacının Türkiye’de yerleşim yeri bulunmaması hâlinde yetkili mahkeme, davanın açıldığı tarihte sicilde kayıtlı vekilin işyerinin bulunduğu yerdeki ve eğer vekillik kaydı silinmişse Kurum merkezinin bulunduğu yerdeki mahkemedir.

SMK m.156 f.5: Üçüncü kişiler tarafından sınai mülkiyet hakkı sahibi aleyhine açılacak davalarda yetkili mahkeme, davalının yerleşim yerinin bulunduğu yer mahkemesidir. Sınai mülkiyet hakkı başvurusu veya sınai mülkiyet hak sahibinin Türkiye’de yerleşim yeri bulunmaması hâlinde, dördüncü fıkra hükmü uygulanır.

  Görevli mahkemeler ve Kurum işlemleri ile ilgili Ankara Mahkemeleri’nin görevleri ile ilgili yeni bir hüküm olmamakla birlikte konu netleştirilmiştir. Marka sahibi tarafından üçüncü kişi aleyhine açılacak davalarda davacının ikameti veya fiilin gerçekleştiği yer veya etkililerinin görüldüğü yer mahkemesi yetkilendirilmiştir. Yine üçüncü şahısların marka sahibi aleyhine açacağı davalarda eskiden olduğu gibi davalının yerleşim yeri yetkili kılınmıştır.

 

  ZAMANAŞIMI
  KHK m.70:  Marka hakkına tecavüzden doğan özel hukuka ilişkin taleplerde, zamanaşımı süresi için, Borçlar Kanununun zamanaşımına ilişkin hükümleri uygulanır. SMK m.157 f.1: Sınai mülkiyet hakkı veya geleneksel ürün adından doğan özel hukuka ilişkin taleplerde, 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun zamanaşımına ilişkin hükümleri uygulanır.
  Kanunun atıf yaptığı 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunun ilgili maddesi şöyledir: TBK m.72- Tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her halde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Bilindiği gibi tecavüz sürdüğü sürece zamanaşımı işlemeyecektir. İspatlanabilen son fiil tarihinden itibaren iki yıl içerisinde ve herhalde on yıl içerisinde dava açılması gerekecektir. 

 

  LİSANS ALANIN DAVA AÇMASI VE ŞARTLARI
  KHK m.73:  Aksi sözleşmede kararlaştırılmamışsa, inhisari lisansa sahip olan kişi, üçüncü bir kişi tarafından marka sahibinin marka hakkına tecavüz edilmesi durumunda, marka sahibinin bu Kanun Hükmünde Kararname uyarınca açabileceği davaları, kendi adına açabilir. İnhisari olmayan lisans sahibi olanların, dava açma hakları yoktur.

Birinci fıkra uyarınca, marka hakkına tecavüz dolayısıyla dava açma hakkı olmayan bir lisans alan, noter vasıtasıyla yapacağı bir bildirimle, gereken davayı açmasını marka sahibinden isteyebilir.

Marka sahibinin, yukarıdaki fıkrada belirtilen talebi kabul etmemesi veya bildirimin alındığı tarihten itibaren üç ay içinde gerekli davanın açılmaması halinde, lisans alan yaptığı bildirimi de ekleyerek, kendi adına dava açabilir.

Lisans alan, ciddi bir zarar tehlikesi karşısında ve söz konusu sürenin geçmesinden önce, ihtiyati tedbire karar verilmesini mahkemeden talep edebilir.

Üçüncü fıkra uyarınca dava açan lisans alanın, dava açtığını marka sahibine bildirmesi gerekir.

SMK m.158 f.1: Sözleşmede aksi kararlaştırılmamışsa inhisari lisansa sahip olan kişi, üçüncü bir kişi tarafından sınai mülkiyet hakkına tecavüz edilmesi durumunda, hak sahibinin bu Kanun uyarınca açabileceği davaları, kendi adına açabilir.

SMK m.158 f.2: İnhisari olmayan lisans alan, sınai mülkiyet hakkına tecavüz dolayısıyla dava açma hakkı sözleşmede açıkça sınırlandırılmamışsa, yapacağı bildirimle, gereken davayı açmasını hak sahibinden ister. Hak sahibinin, bu talebi kabul etmemesi veya bildirim tarihinden itibaren üç ay içinde talep edilen davayı açmaması hâlinde, lisans alan, yaptığı bildirimi de ekleyerek, kendi adına ve kendi menfaatlerinin gerektirdiği ölçüde dava açabilir. Bu fıkra uyarınca dava açan lisans alanın, dava açtığını hak sahibine bildirmesi gerekir.

SMK m.158 f.3: Lisans alan, ciddi bir zarar tehlikesinin varlığı hâlinde ve söz konusu sürenin geçmesinden önce, ihtiyati tedbire karar verilmesini mahkemeden talep edebilir. Mahkemenin tedbir kararı verdiği hâllerde talepte bulunan lisans sahibi dava açmaya da yetkilidir. Bu hâlde ikinci fıkradaki şartlar yargılama devam ederken tamamlanır.

  Marka sahibine bildirim artık noter aracılığı ile yapılması zorunlu değildir. Bu değişiklik özellikle yabancı marka sahiplerine ulaşmanın zorluğu hatta bazen imkansızlığı sebebiyle düzenlenmiştir. Bildirimin ispatlanması açısından yurt içinde yerleşik marka sahiplerine yine noterden bildirim gönderilmesi mahkeme aşamasında sorun yaşamamak için yine de en sağlıklı yol olacaktır. Bildirimin marka sahibince alınması ve cevap verilmesi halinde çok problem çıkmayacaktır. Fakat cevap vermemesi halinde üç ay içerisinde yine dava açma hakkı mevcuttur. İşte bu durumda bildirim konusunun olumsuz sonuçlara sebep olmaması açacağı dava kendi menfaatlerinin gerekliliği ile sınırlandırılmıştır. 

Ciddi bir zarar tehlikesinin varlığı halinde üç aylık süre beklenmeden mahkemeden ihtiyati tedbir talebinde bulunulabilecektir. Fakat bilindiği gibi HMK açısından tedbir talebinde bulunan kişi iki haftalık süre içerisinde esas davayı da açmalıdır. Üç aylık süre beklenirken bu tedbir düşeceği için lisans alana bu süre içerisinde dava açma imkanı verilmiştir. Fakat bildirim prosedürü yargılama sırasında tamamlanacaktır.

 

  İHTİYATİ TEDBİR TALEBİ VE İHTİYATİ TEDBİRİN NİTELİĞİ
 

İhtiyati tedbir talebi, dava açılmadan önce veya dava ile birlikte veya daha sonra yapılabilir. İhtiyati tedbir talebi, davadan ayrı olarak incelenir.

 

b) Marka hakkına tecavüz edilerek üretilen veya ithal edilen şeylere Türkiye sınırları içinde veya gümrük ve serbest liman veya bölge gibi olanlar dahil, bulundukları her yerde el konulması ve bunların saklanması,

.

SMK m.159. f.1:

b) Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edilerek üretilen veya ithal edilen tecavüze konu ürünlere, bunların üretiminde münhasıran kullanılan vasıtalara ya da patenti verilmiş usulün icrasında kullanılan vasıtalara, tecavüze konu ürünler dışındaki diğer ürünlerin üretimini engellemeyecek şekilde, Türkiye sınırları içinde veya gümrük ve serbest liman veya bölge gibi alanlar dâhil, bulundukları her yerde elkonulması ve bunların saklanması.

 

  Genel olarak KHK ile aynı olmakla birlikte 2. maddenin b fıkrası değiştirilmiştir. Değişiklikle, tecavüze konu ürünlerin üretiminde münhasıran kullanılan vasıtalara el konulması, bunun dışında kalan işletmenin nakil araçları vs. gibi diğer vasıtalara el konulmasının önüne geçilmesi amaçlanmıştır. Bunu da vurgulamak için “tecavüze konu ürünler dışındaki ürünlerin üretimini engellemeyecek şekilde ifadesine” yer verilmiştir. İhtiyati tedbirin kapsamını aşacak şekilde genişletilmesinin önüne geçilmesi amaçlanmıştır. Hak sahibi münhasır kullanılan vasıtaları ve diğer ürünlerin üretimini engellemeyeceğini ispatlayabilirse mahkemeler çerçevesi netleşmiş konu hakkında tedbir kararı verebileceklerdir.

 

  GÜMRÜKLERDE EL KOYMA
x

!

KHK 79 – Hak sahibinin yetkilerine tecavüz oluşturması nedeniyle cezayı gerektiren taklit markalı mallara, ithalat veya ihracat sırasında hak sahibinin talebi üzerine, gümrük idareleri tarafından ihtiyati tedbir niteliğinde el konulabilir. 

El koyma ile ilgili uygulama bu konuda çıkarılacak mevzuatta düzenlenir.

Gümrük İdarelerindeki tedbir, el koyma kararının tebliğinden itibaren on gün içinde esas hakkında ihtisas mahkemesinde dava açılmaz veya mahkemeden tedbir niteliğinde karar alınmazsa idarenin el koyma kararı ortadan kalkar.

  Online başvurudaki kolayla birlikte son dönemde yurt dışı giriş çıkış yapan markaların tespiti açısından oldukça yoğun şekilde kullanılan gümrükte el koyma Kanun’da yer almamaktadır. Yine de gümrükteki bir transfer ile ilgili bir şüphe varsa ihtiyati tedbir talebi ile bu işlem yapılabilecektir.

 

  İŞLEM YETKİSİ OLAN KİŞİLER VE TEBLİGAT
  KHK m.80 – Aşağıda belirtilen kişiler marka konuları ile ilgili olarak Enstit__ nezdinde işlem yapabilir:
a) Gerçek veya tüzel kişiler, Tüzel kişiler, yetkili organları tarafından tayin edilen kişi veya kişilerce temsil edilir.
b) Marka vekilleri.
İkametgâhı yurt dışında bulunan kişiler ancak marka vekilleri vasıtasıyla temsil edilir.
Marka vekili tayin edilmesi halinde, tüm işlemler marka vekili vasıtasıyla yapılır. Marka vekiline yapılan tebligat asile yapılmı__ sayılır.
SMK m.160 f.1: Gerçek veya tüzel kişiler ile bu kişiler tarafından yetkilendirilmiş sicile kayıtlı marka veya patent vekilleri Kurum nezdinde işlem yapabilir.

SMK m.160 f.2: Tüzel kişiler, yetkili organları tarafından tayin edilen gerçek kişi veya kişilerce temsil edilir.

SMK m.160 f.3: Yerleşim yeri yurt dışında bulunan kişiler ancak marka veya patent vekilleri tarafından temsil edilir. Vekille temsil edilmeksizin asil tarafından gerçekleştirilen işlemler, yapılmamış sayılır.

SMK m.160 f.4: Marka veya patent vekili tayin edilmesi hâlinde, tüm işlemler vekil tarafından yapılır. Vekile yapılan tebligat asile yapılmış sayılır.

SMK m.160 f.5: Kurum gerekli gördüğü hâllerde vekilin yetkisini gösteren vekaletnamenin aslı ya da onaylı suretinin sunulmasını isteyebilir.

SMK m.160 f.6: Bu Kanunun uygulanması kapsamında yapılacak tebligatlar, 11/2/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanununun 7/a maddesinde düzenlenen elektronik tebligata ilişkin usullere bağlı olmaksızın, tebligat yapılacak kişinin onayı alınmak şartıyla ve Kurum tarafından gerçek veya tüzel kişi için tahsis edilen elektronik posta kutusuna konulmak suretiyle elektronik ortamda tebliğ edilir. Bu şekilde yapılan tebligatlar, tebligat konusu belgenin posta kutusuna konulmasını müteakip muhatabın, posta kutusuna ilk giriş yaptığı tarihte ve her hâlde belgenin posta kutusuna konulduğu tarihi izleyen onuncu günün sonunda yapılmış sayılır.

SMK m.160 f.7: Bu Kanunun uygulanması kapsamında yapılacak ilanen tebligatlar, 7201 sayılı Kanunun ilanen tebligatın şekline ilişkin 29 uncu maddesi hükmüne bağlı kalmaksızın ilgili Bülten üzerinden yapılır. Bu şekilde yapılan tebligatlar, Bültenin yayımı tarihinden yedi gün sonra yapılmış sayılır.

SMK m.160 f.8: Kurum, elektronik ortamda yapılacak başvuru ve tebligatla ilgili her türlü teknik altyapıyı kurmaya veya kurulmuş olanları kullanmaya, başvuruların, taleplerin ve tebligatların elektronik ortamda yapılması zorunluluğu getirmeye, elektronik ortamda tebliğ yapılacaklar ile elektronik ortamdaki başvuru ve tebligata ilişkin diğer usul ve esasları belirlemeye yetkilidir.

  Yurtiçinde yerleşim yeri bulunmayan kişilerin vekille temsil edilmeksizin bizzat yapmış oldukları işlemlerin yapılmamış sayılacağı hüküm altına alınmıştır.
Maddedeki en önemli yenilik getirdiği yeni tebligat usulüdür. Muhatabın önceden kabul etmesi şartıyla tebligat elektronik ortamda yapılabilecektir. Madde açıkça 2011 yılında gündeme gelen e-tebligat ile usullere bağlı olunmadığı yazılmıştır. Kurum kendisi elektronik tebligat usulü geliştirebilecektir. Kurumun geliştirdiği usule göre tebliğ edilecek belge ilgili kişilerin elektronik posta kutusuna koyulacak ve kişinin elektronik posta kutusuna giriş yaptığı tarih tebliğ tarihi sayılacaktır. Birden çok vekille çalışan tüzel kişilerin posta kutularına tüm vekiller için ortak olması halinde posta kutusuna konulan belgenin tebliğ tarihi, vekillerden herhangi birinin belgenin elektronik posta kutusuna konulmasını takiben elektronik posta kutusuna girdiği tarihtir. Ancak ilgili kişinin elektronik posta kutusuna giriş yapmaması halinde, belgenin elektronik posta kutusuna Enstitü tarafından konulduğu tarihi izleyen onuncu günün sonunda belge tebliğ edilmiş sayılacaktır. Gün hesabı olduğu için belgenin bırakıldığı tarih sayılmadan ertesi günden itibaren başlayarak hesaplanacak ve onuncu gün sonunda tebliğ edilmiş sayılacaktır. Bu durumda 02/01/2017’de vekilin posta kutusuna bırakılan belge 13/01/2017 gün sonunda tebliğ edilmiş sayılacaktır. 
Madde ilanen tebligatlar konusunda da yenilik getirmiştir. Buna göre ilanen yapılacak tebligatlar da Bülten aracılığı ile yapılacaktır ve Bülten de ilan tarihinden itibaren 7 gün sonra tebligat yapılmış sayılacaktır. Varsa ilgili süreler de bu tarihten itibaren başlayacaktır.Bununla birlikte başvuru ve tebligatlarla ilgili Kurum her türlü elektronik usulü geliştirmeye ve uygulamaya da yetkili kılınmıştır.Bir süredir uygulanan bu maddenin ayrıntıları yönetmeliklerde yer alacaktır. 
  KARARLARIN UYGULANMASI
+ SMK m.162 f.1: Kurul kararlarının iptali veya hükümsüzlük istemli davalarda verilen kararlar kesinleşmedikçe icra edilemez. Bu hüküm, ilamın ferileri hakkında da uygulanır.

 

  HIZLI İMHA PROSEDÜRÜ
+

!

SMK m.163 f.1: Bu Kanunda yer alan suçlar sebebiyle elkonulan veya muhafaza altına alınan suça konu eşyanın sayısı, ebadı veya niteliği gibi nedenlerle emanet bürosunda muhafaza edilemeyecek olması hâlinde, Cumhuriyet savcısının talimatı doğrultusunda numune alınması mümkün olan eşyadan yeteri kadar numune alınmasını müteakip geri kalan suç eşyası mahallin maliye teşkilatına gönderilir. Numunelerle birlikte elkonulan eşyanın miktarı, cinsi, ebadı gibi tüm bilgilerini içeren tutanak Cumhuriyet başsavcılığına teslim edilir.

SMK m.162 f.2: Birinci fıkra uyarınca numune alınmak suretiyle mahallin maliye teşkilatına teslim edilen suça konu eşyanın, zarara uğraması veya değerinde esaslı ölçüde kayıp meydana gelme tehlikesinin varlığı ya da muhafazasının ciddi külfet oluşturması hâlinde bilirkişi incelemesi yaptırıldıktan sonra, soruşturma aşamasında Cumhuriyet savcısının talebi üzerine hâkim, kovuşturma aşamasında hükümden önce mahkeme tarafından imhasına karar verilir. İmha işlemleri Cumhuriyet savcısının başkanlığında maliye teşkilatınca oluşturulan üç kişilik komisyon huzurunda yapılır ve buna dair tutanak tanzim edilir.

  Uygulamadaki suça konu eşyaların muhafazasındaki sorunların çözümü için getirilmiş yeni bir düzenlemedir. Mevcut eşyalarla ilgili geçici 3. maddede düzenleme yapılmıştır.

 

  DİSİPLİN CEZALARI, CEZA UYGULANACAK FİİLLER VE DİSİPLİN KURULU
+ SMK m.182 – 5000 sayılı Kanuna 30 uncu maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki 30/A maddesi eklenmiştir.

“Disiplin cezaları, ceza uygulanacak fiiller ve disiplin kurulu

MADDE 30/A- Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğinin ve en fazla üyesi bulunan vekillikle ilgili kuruluşun görüşü alınarak Kurum tarafından hazırlanan ve Kurumun resmî internet sitesinde yayımlanan patent vekilliği ve marka vekilliği meslek kurallarına uymayan tutum ve davranışlarda bulunanlar ile vekilliğin gerektirdiği görevleri yapmayanlar hakkında bu Kanunda yazılı disiplin cezaları uygulanır.

Patent vekillerine ve marka vekillerine verilecek disiplin cezaları ile disiplin cezası uygulanacak fiil ve hâller şunlardır:

a) Uyarma: Vekilliğin icrasında ve mesleki tutum ve davranışlarda daha dikkatli davranılması gerektiğinin yazı ile bildirilmesidir. Meslek kurallarına uymayan tutum ve davranışta bulunan vekiller hakkında uyarma cezası uygulanır.

b) Kınama: Vekilliğin icrasında ve mesleki tutum ve davranışlarda kusurlu olunduğunun yazı ile bildirilmesidir. Uyarma cezası alıp da iki yıl içinde aynı cezayı gerektiren fiilde bulunan veya vekilliğin gerektirdiği yükümlülükleri yerine getirmeyen veya Kurum nezdinde yürütülen herhangi bir işlemde menfaati zıt olan taraflara vekillik edenler hakkında kınama cezası uygulanır.

c) Geçici olarak vekillik faaliyetinden alıkoyma: Üç aydan az ve bir yıldan çok olmamak üzere vekillik faaliyetinden yasaklanmadır. Kınama cezası alıp da beş yıl içinde aynı cezayı gerektiren fiilde bulunan veya vekaletname aslına aykırı örnek ile vekillik hak ve yetkilerini kullanan veya Kuruma ait unvan, internet alan adı ya da diğer tanıtma vasıtalarını iltibasa meydan verecek şekilde kullanan vekiller hakkında geçici olarak vekillik faaliyetinden alıkoyma cezası uygulanır.

d) Vekillikten çıkarma: Vekillik faaliyetinden süresiz olarak yasaklanmadır.  Geçici olarak vekillik faaliyetinden alıkoyma cezası alıp da beş yıl içinde aynı cezayı gerektiren fiilde bulunanlar hakkında vekillikten çıkarma cezası uygulanır.

İkinci fıkrada sayılan fiil ve hâlleri işleyenler hakkında bu fiil ve hâllerin işlendiğinin öğrenildiği andan itibaren üç ay içinde soruşturmaya başlanmadığı, her hâlde cezayı gerektiren fiil ve hâllerin işlendiği tarihten itibaren iki yıl içinde disiplin cezası verilmediği takdirde disiplin cezası verme yetkisi zamanaşımına uğrar.

İkinci fıkra kapsamındaki cezaların soruşturmanın tamamlandığı günden itibaren otuz gün içinde verilmesi zorunludur.

Vekiller hakkında savunması alınmadan disiplin cezası verilemez. Soruşturma yapanın yedi günden az olmamak üzere verdiği süre içinde veya belirtilen tarihte savunmasını yapmayan vekil, savunma hakkından vazgeçmiş sayılır.

Disiplin cezaları verildiği tarihten itibaren hüküm ifade eder ve derhâl uygulanır.

Disiplin cezası verilmesi veya verilmemesi kararına karşı idari yargıya başvurulabilir. Kesinleşmiş disiplin kararı sonucunda patent vekilliğinden veya marka vekilliğinden çıkarılanlar, bir daha patent vekili veya marka vekili olamaz.

Patent ve Marka Vekilleri Disiplin Kurulu; Bakanlıktan bir üye, Kurumdan üç üye ile mesleğini en az beş yıl bilfiil icra eden ve Disiplin Kurulunca verilen bir kararla ikinci fıkrada belirtilen cezalardan birini almamış olan patent vekillerinden veya marka vekillerinden üç üye olmak üzere toplam yedi kişiden oluşur. Aynı sayıda ve aynı esasla yedek üye belirlenir. Tüm üyeler Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı tarafından atanır. Kurum Başkanı, patent vekilleri veya marka vekilleri arasından seçilecek üyeleri Bakanlığa önerirken en fazla üyeye sahip iki ticaret odası ile en fazla üyesi bulunan vekillikle ilgili iki dernekten görüş alır.

Disiplin Kurulu üyelerinin görev süresi üç yıldır. Üyelerden biri hakkında 30 uncu maddenin ikinci fıkrasının (d) bendinde belirtilen bir suçtan dolayı dava açılması hâlinde dava sonuna kadar bu üye toplantılara katılamaz ve yerine yedek üye gelir. Geçerli bir mazereti nedeniyle toplantıya katılamayacak üyenin, toplantı tarihinden önce mazeretini bildirmesi gerekir. Mazereti olmaksızın üst üste iki toplantıya katılmayan veya seçilme yeterliliğini kaybeden üyenin üyeliği sona erer ve yerine yedek üye gelir.

Disiplin Kuruluna, disiplin cezasını gerektirir fiillerin tespitinde izlenecek usule ve disiplin konusundaki diğer hususlara ilişkin usul ve esaslar yönetmelikle düzenlenir.”

 

  556 SAYILI KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERİN HÜKÜMLERİNİN UYGULANMASI
! GEÇİCİ MADDE 1

(1) Bu Kanunun yayımı tarihinden önce Enstitüye yapılmış olan ulusal ve uluslararası marka ve tasarım başvuruları ile coğrafi işaret başvuruları, başvuru tarihinde yürürlükte olan mevzuat hükümlerine göre sonuçlandırılır. Ancak bu Kanunun yayımı tarihinden önce Enstitüye yapılmış olup yayımlanmamış coğrafi işaret başvuruları, itiraz süresi bakımından mülga 555 sayılı Kanun Hükmünde Kararname hükümleri saklı kalmak şartıyla Bültende yayımlanır.

(4) Önceki mevzuat hükümlerine göre verilmiş patent ve faydalı modeller için 99 uncu, 138 inci ve 144 üncü maddeler ile 113 üncü maddenin beşinci fıkrası ve 121 inci maddenin sekizinci fıkrası hariç olmak üzere bu Kanun hükümleri uygulanır.

 

  Geçiş hükümlerine yer verilmiştir. Genel olarak başvurular KHK’ya göre sonuçlandırılacaktır.

Tescil edilmiş patent ve faydalı modeller ile ilgili itiraz, hükümsüzlük, bedel ile ilgili maddeler için Kanun hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir. Bu fıkrada markalar için özel bir hüküm yazılmadığı için tescil edilmiş markaların hükümsüzlüğü ve itirazı için Kanun uygulanacaktır.

 

  MEVCUT YÖNETMELİKLERİN UYGULANMASI
  GEÇİCİ MADDE 2

(1) Bu Kanunda öngörülen yönetmelikler yürürlüğe girinceye kadar mevcut yönetmeliklerin bu Kanuna aykırı olmayan hükümlerinin uygulanmasına devam edilir.

  SUÇ EŞYALARININ İMHASI
  GEÇİCİ MADDE 3 

(1) 1/1/2009 tarihinden önce işlediği suç nedeniyle mülga 551, 554, 555 veya 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamelerin ceza hükümleri uygulanarak haklarında suça konu eşyanın müsaderesine dair verilen ve kesinleşen kararın infazı gerçekleşmemiş kişilere; eşyanın adli emanette veya müştekide bulunmasına ya da 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 132 nci maddesinin beşinci fıkrası gereğince muhafaza edilmek üzere diğer bir kişiye teslim edilmiş olmasına bakılmaksızın, kararı veren mahkemenin yargı çevresindeki Cumhuriyet başsavcılığınca resen, sonuçları açıklanan usulüne uygun meşruhatlı tebligat çıkarılır. Bu kişilere bir ay içinde mahkemeye başvurarak eşyanın iadesini talep etme hakları olduğu bildirilir. Bu süre içinde sahipleri tarafından iade talebinde bulunulmaması veya iade talebinde bulunulmakla beraber mahkemece verilen iade kararının tebliğinden itibaren bir ay içinde eşyanın teslim alınmaması hâlinde Cumhuriyet başsavcılığının istemi üzerine kararı veren mahkeme tarafından eşyanın imhasına karar verilir. İmha kararı derhâl yerine getirilmek üzere Cumhuriyet başsavcılığına gönderilir.

(2) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce mülga 551, 554, 555 veya 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamelerin ceza hükümleri uygulanarak haklarında eşyanın iadesi yönünde verilen kesinleşmiş karar bulunduğu hâlde eşyayı teslim almayan kişilere, eşyanın adli emanette veya müştekide bulunmasına ya da Ceza Muhakemesi Kanununun 132 nci maddesinin beşinci fıkrası gereğince muhafaza edilmek üzere diğer bir kişiye teslim edilmiş olmasına bakılmaksızın, kararı veren mahkemenin yargı çevresindeki Cumhuriyet başsavcılığı tarafından resen, sonuçları açıklanan usulüne uygun meşruhatlı tebligat çıkarılarak iadesine karar verilen eşyayı bir ay içinde teslim almaları istenir. Bu süre içinde sahipleri tarafından teslim alınmayan eşya hakkında, Cumhuriyet başsavcılığının istemi üzerine kararı veren mahkeme tarafından imha kararı verilir. İmha kararı derhâl yerine getirilmek üzere Cumhuriyet başsavcılığına gönderilir.

(3) Bu madde gereğince yapılacak imha işlemleri, Cumhuriyet savcısı başkanlığında, emanet memuru ve iki zabıt kâtibinden oluşan komisyon tarafından yerine getirilir ve buna ilişkin tutanak tanzim olunur. Komisyonda hangi zabıt kâtiplerinin yer alacağı adalet komisyonlarınca belirlenir. İmha edilen eşya için hak sahibine herhangi bir ödeme yapılmaz. İmha masrafları, eşya sahibinden tahsil edilmek şartıyla yargılama gideri olarak Hazine tarafından karşılanır

 

  İPTAL YETKİSİNİN MAHKEMELER TARAFINDAN KULLANILMASI
! GEÇİCİ MADDE 4

(1) 26 ncı madde hükmü yürürlüğe girene kadar, iptal yetkisi, anılan maddedeki usul ve esaslara göre mahkemeler tarafından kullanılır.

(2) 26 ncı maddenin yürürlüğe girdiği tarihte mahkemeler tarafından görülmekte olan iptal davaları mahkemeler tarafından sonuçlandırılır.

(3) Mahkemelerin bu madde hükmüne göre vermiş olduğu kararlar kesinleşmesinden sonra mahkeme tarafından Kuruma resen gönderilir.

 

  Kanunun 26. Maddesi kapsamında kalan ve mahkemelerce sürdürülen iptal davaları ile ilgili boşluk oluşmaması için düzenlenmiştir.

 

  YENİLEME TALEPLERİ
  GEÇİCİ MADDE 5

(1) 23 üncü maddenin ikinci fıkrası ile 69 uncu maddenin dördüncü fıkrası yürürlüğe girene kadar yenileme talepleri bakımından, mülga 554 ve 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamelerin ilgili hükümleri uygulanır.