Yargıtay 19. Hukuk Dairesi
2015/2014 E.  ,  2015/15391 K., 24.11.2015

Davacı vekili, çantasından cüzdanının çalındığını fark eden müvekkilinin davalı bankayı arayarak kartının iptalini talep edip, polise şikayette bulunduğunu, söz konusu karttan nakit para çekimi ve alışveriş yapılmak suretiyle toplam 7.830,00 TL harcama yapıldığını, bankaya başvuru yaparak mağduriyetinin giderilmesini istediğini, ancak bankanın herhangi bir ödeme yapılmayacağını ve zararın karşılanmayacağını söylediğini, birer dakika aralıklarla yapılan işlemlerin hiç bir şekilde davacıya bildirilmediğini, davalı bankanın ağır ihmalinin olduğunu iddia ederek toplam 7.830,00 TL’nin 14/12/2012 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, harcamaların çalıntı bildiriminden önce yapılan harcamalar olması ve söz konusu harcama işlemlerinin şifre kullanılmak suretiyle gerçekleştirilmiş olması nedeniyle müvekkiline husumet yönetilemeyeceğini, davaya konu hırsızlık olayının tamamen davacının kusurlu eylemleri sonucu gerçekleştiğini, kredi kartı sorumluluğunun kart hamiline ait olduğunu, olayın hiçbir aşamasında müvekkili bankanın ihmalinden, sorumluluğunu yerine getirmediğinden bahsedilemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia savunma, toplanan deliller ve bilirkişi raporuna göre, davacıya ait cüzdanın çalındığı, davalı bankaya ait kredikartı ile toplam 7.830,00 TL tutarında şifreli işlem yapıldığ,ı kart şifresinin davacının doğum tarihinin gün ve ay bilgisinin tersi şeklinde belirlendiği, saat 12.12.17’deki hatalı şifre ile saat 12.46.41’de gerçekleşmiş olan ilk para çekme işlemi arasındaki sürede başka bir deneme gözükmediği, ikinci denemede davacıya ait şifrenin çözülmesinin başarıldığı, 5464 Sayılı Kanunda, banka kartları ve kredi kartları ile şifrelerin özenle korunması, bilgilerin saklanması hususunda kart sahiplerine görev ve sorumluluk yüklendiği, kart hamilinin şifrenin muhafazasından ve güvenliğinden sorumlu olduğu, şifreyi seçerken kolay bulunan rakamların seçilmemesi gerektiği, davacının kredi kartının şifresinin doğum tarihinden belirlenmesi sebebiyle kısa sürede ulaşılmış olmasının şifrenin güvenli bir şekilde seçilmediğini ya da muhafaza edilmediğini gösterdiği, davacının olayda ağır kusurunun olduğu, ancak hayatın olağan akışı içerisinde ne kadar özen gösterilirse gösterilsin, kartın ve şifrelerin çalınma olasılığının bulunduğu, bankalarda şifre yönetiminin olduğu, bazı rakamların şifre olarak kullanılmasının engellenebildiği, doğum tarihi veya doğum tarihi bilgisinden esinlenmiş olan şifrelerin müşterilerine tahsis edilmesini engelleme imkanının da bankaların elinde olduğu, davacı tarafından doğum tarihinden esinlenmiş bir şifre belirlenirken, davalı bankanın da bu duruma engel olmadığı, taraflar arasındaki sözleşmenin 19.8 maddesinde “… bu şifreleri yazılı olarak saklamayacak” şeklindeki hüküm dışında bir düzenleme bulunmadığı, davacının da şifresini bir yere yazmış olduğu gibi bir durum gözükmediği, çalıntı kartla yapılmış olan harcamaların çalıntı ihbarından önceki 24 saatlik zaman dilimi içerisinde gerçekleşmiş olduğu, olayda tarafların müterafik kusurlarının bulunduğu, yarı yarıya kusurlu oldukları gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, 24.11.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Önceki yazıyı okuyun:
Bankanın Şifre Sorumluluğu – 19 HD 2015

Yargıtay 19. Hukuk Dairesi 2015/6084 E.  ,  2015/16582 K. , 09.12.2015 Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankanın kredi kartı müşterisi olduğunu, müvekkiline...

Kapat