ATM’ler ve bilişim suçu Değerli okurlarımız birkaç haftadır sizlerle Bilişim Hukuku ile ilgili konulara değiniyoruz. Bilgisayarlar artık hayatımızın her noktasına girmiş durumda ve insanın olduğu yerde ne yazık ki uyuşmazlıklar eksik olmamaktadır. ATM'nin kart konulan bölümüne önceden kâğıt yerleştiren kişilerin, işlem yapmak isteyen kart sahibinin kartının sıkışmasını sağlayıp, böylelikle sistemle iletişimi ve işleme geçilmesini engellediği, yardımcı olmak bahanesiyle kredi kartları merkezini arıyor izlenimi verip önceden anlaştığı arkadaşını cep telefonu ile arayarak kart sahibi ile görüşmesini sağlayan…

kartını geri alabilmek, olmazsa kartın kullanımını iptal ettirebilmek umuduyla görüşen kart sahibine banka görevlisi gibi davranan arkadaşının yaptırdığı şifre kodlama işlemi sırasında şikâyetçinin şifresini öğrendiği, onun ayrılmasından sonra da kredi kartını yuvadan çıkartıp para çekmektedirler. Bu anlattığımız hikaye o kadar sık yaşanmıştır ki artık hukuk çevrelerince konu tartışılır olmuştur. Yargıtay Genel Kurulu’nun ATM cihazlarından bu şekilde çekilen paraların bilişim suçu çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği şeklindeki açıklama bu tartışmaları alevlendirmiştir.
“Eski TCK'nın 525 b/2. maddesi, bilgileri otomatik işleme tabi tutmuş bir sistemi – bilişim sistemini kullanarak kendisi veya başkası yararına hukuka aykırı çıkar sağlamayı yaptırıma bağlamıştır. Burada öne çıkan "bilişim sistemini kullanmak" maddi öğesidir.” denilmiş ve “sistemi harekete geçirmede kullanılan kartların geleneksel hırsızlık suçları bakımından "sair alet" olarak kabul edilmesi de olanaklı değildir.” Şeklinde karar verilmiştir.
Yargıtay’ın bu kararına katılamıyoruz çünkü her ne kadar bilişim suçlarının tanım ve tarifi üzerinde ulusal ve uluslararası hukuk alanlarında çok farklı ve değişik düşünceler ileri sürülmüş, bu suçları geleneksel suçlardan ayıracak kriterler bakımından dahi görüş birliğine ulaşılmamışsa da enformatik sistemin kötüye kullanılması olarak adlandırılan ve bir bilgisayar sisteminin kullanılmasını zorunlu kılan bilişim suçlarının ancak enformatik teknoloji hakkında bilgi sahibi olan kişiler tarafından işlenebileceği kabul edilmelidir. Bu itibarla bilişim suçundan bahsedebilmek için sisteme yanlış veriler yükleyerek ya da bilgi işlem sürecinin aşamalarından birine müdahale edilerek sistemin yönlendirilmesi gerekmektedir, ATM'lerin kullanılmasında ise bilgi işlem sürecinin aşamalarından birine müdahale edilmeden, başkalarının sahip olduğu ve bilgi işlem sürecini başlatmayı sağlayan bir kart ve şifreden yararlanılarak basit bir manipülasyonla eylem gerçekleştirilmektedir, bu nedenle ATM'lere yönelik eylemleri bilişim suçu kapsamında değerlendirme olanağı bulunmamaktadır. Konu hırsızlık olarak değerlendirilmelidir. Haftaya yine farklı konularla sizlerle olacağız.

2016-11-05T22:49:57+00:00 05/10/2007|Categories: Bilişim Hukuku|Tags: , , |
Önceki yazıyı okuyun:
Ceza Kanunu ve Telsiz Telefonlar

Değerli okurlarımız sizinle geçen hafta Bilişim Hukuku’na giriş yapmıştık, teorik olarak incelediğimiz bu konunun bu hafta pratik uygulamalarına değineceğiz. Güncel...

Kapat