İnternet üzerinden kredi kartı ile dolandırıcılık veya hırsızlık suçu işlendiğinde genellikle nitelikli hırsızlık veya nitelikli dolandırılık olduğu yönünde karmaşa gündeme gelebilmektedir.

Örnek olay: Mağdur şahıs faturasın ödemek için Google’a fatura ödeme diye yazar, çıkan ilk internet sitesine giriş yapar, bu sitenin gerçekte hiçbir fatura tahsilat yetkisi yoktur. Bu sahte site ile failler kişilerin kredi kartı bilgilerini ele geçirerek, 3D secure uygulamasını da aşmak için eş zamanlı üçüncü şahıs şirketten alışveriş yapmaktadırlar. Olay sonrasında mağdur avukatı aracılığı işe şikayette bulunmuştur. Dava asliye ceza mahkemesinde açılmış, bunun üzerine müşteki avukatı aracılığıyla aslında olayın bir nitelikli hırsızlık olduğunu, bu sebeple görevli mahkemenin ağır ceza mahkemesi olması gerektiği yönünde beyanda bulunmuştur.

Bu olayda incelenecek birden fazla hukuksal problem olmakla birlikte biz görevli mahkeme üzerinde duracağız.

Banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması
Madde 245 – (Değişik: 29/6/2005 – 5377/27 md.) (1) Başkasına ait bir banka veya kredi kartını, her ne suretle olursa olsun ele geçiren veya elinde bulunduran kimse, kart sahibinin veya kartın kendisine verilmesi gereken kişinin rızası olmaksızın bunu kullanarak veya kullandırtarak kendisine veya başkasına yarar sağlarsa, üç yıldan altı yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.

Kanun metninde de görüleceği gibi, ilgili maddenin tali bir norm olduğu izlenimini verecek, başka bir suç oluşturmaması halinde gibi bir ifade yer almamaktadır. Dolayısıyla olayda ilk izlenim açısından kişinin kredi dolandırıcılık da hırsızlık da olsa da kanunda bağımsız bir suç olarak düzenlenmiştir.

İlgili maddenin gerekçesinin 5. paragrafında da açıkça bağımsız suç olduğu belirtilmiştir.

Aslında hırsızlık, dolandırıcılık, güveni kötüye kullanma ve sahtecilik suçlarının ratio legis’lerinin tümünü de içeren bu fiillerin, duraksamaları ve içtihat farklılıklarını önlemek amacıyla, bağımsız suç hâline getirilmeleri uygun görülmüştür.

Yargıtay 11. Ceza Dairesi’nin 2010 / 15905 esas, 2013 / 2353 karar, 13.02.2013 tarihli kararında şu özet hükme varılmıştır: “Sanığın başkasına ait kredi kartı bilgilerini ele geçirip, bu bilgileri kullanarak internet üzerinden alışveriş yapmak suretiyle haksız yarar sağladığının iddia ve kabul olunmasına göre, eylemin zincirleme suretiyle işlenen 5237 sayılı TCK.nun 245/1. maddesindeki Banka veya Kredi Kartının Kötüye Kullanılması suçunu oluşturacağı gözetilmeden hem kredi kartının kötüye kullanılması hem de nitelikli dolandırıcılık suçlarından ayrı ayrı hüküm kurulması isabetsizdir.

Yargıtay 8.Ceza Dairesi’nin 2012 / 11116 esas, 2012 / 20386 karar, 13.06.2012tarihli kararında da aynı yönde hüküm kurulmuştur: Somut olayda; müdahili telefonla arayıp bir bankadan aradığını ve banka görevlisi olduğunu, kredi kartından çekilen kart ücretinin iadesi için kart bilgilerinin gerektiğini söyleyen ve müdahilden bu şekilde temin ettiği kart numarası, son kullanma tarihi ve güvenlik numarası bilgilerini mail order sistemiyle kullanarak bir mağazadan alışveriş yapan sanığın eyleminin bir bütün olarak banka ve kredi kartlarının kötüye kullanılması suçunu oluşturduğu gözetilerek kanun madde ve fıkrası uyarınca cezalandırılması ile yetinilmesi gerekirken iki ayrı suç olarak kabulüyle ayrıca dolandırıcılık suçundan da hüküm kurulması yasaya aykırı olup, hükmün bu nedenle bozulması gerekmektedir.

Önceki yazıyı okuyun:
bulut bilişim veri koruma
HUKUKA UYGUN BULUT BİLİŞİM İÇİN YAPILMASI GEREKENLER

Son zamanlarda herkeste bir akıllı telefon olması, kullanımın artık mobile kayması, gün geçtikçe multimedya kayıtlarının kalitesinin artmasıyla kişisel kullamım için...

Kapat