Bu yazımızda sanal alemin olmaz olmazı MSN mesajlaşma programlarının şifrelerinin nasıl çalındığına ve bununla birlikte gelen hukuksal sorunlara değineceğiz.Aslında her ne kadar bu konu çok ciddiye alınmasa da son bir yıl içerisinde bu sanal alemdeki hırsızlık türü o kadar çok arttı ki biz de ele almak zorunda kaldık, sadece biz mi? Emniyet yetkilileri şu açıklamayı yapmak zorunda kalmıştı: “Tanıdığınız birileri, MSN üzerinden cep telefonuna kontör göndermeniz talebinde bulunuyorsa, dikkatle bakın, arkadaşınızın böyle bir alışkanlığı yoksa, bu talebi yapan, arkadaşınızın MSN hesabını hack eden birileridir.” Bu yolla yapılan dolandırıcılık gün geçtikçe artıyor ve artık şekil değiştiriyor, bu konuda yeni yöntemler geliştiriliyor. Bu şifreler temelde iki yolla çalınıyor, hırsız bilgisayarınıza bir truva atı yerleştiriyor ve şifrenizi ele geçiriyor veya siz şifrenizi kendi ellerinizle hırsızlara teslim ediyorsunuz.

Birinci ihtimal çok daha uzmanlık isteyen bir konu olması ve bu konuda uzman olan grupların organize olarak çalıştığı ve sizden çalacağı 2000 kontöre tenezzül etmeyeceği düşünüldüğünde ikinci ihtimali inceleme gereği doğuyor.Peki nasıl olur da biz şifrelerimizi kendi elimizle hırsızlara veririz? Buradaki tek ortak cevap zaaflarımız. Son günlerde “sizi kim engellemiş görün” başlıklı maillerdeki linklere tıkladığınızda açılan sayfa sizden önce kendi MSN şifrenizi girmenizi istemektedir, yazdığınız an artık şifreniz karşı tarafın elinde. Örnek olarak engelleyen.net’i verebiliriz. Benzer yerli ve yabancı birçok site bulunmaktadır ve bu yazıyı okuyan kişilerden en az yarısının bu sitelere girdiğinden eminim çünkü bizim de ortak zaafımız “merak.”Savcılıklar, Microsoft Corporation’un Türkiye Temsilciliği İstanbul’a yazı yazarak, şifresi çalınan kişinin adresini kullanan kişilerin IP numaralarının tarih, ve saat detayları ile birlikte gönderilmesini rica ediyor, şirket, IP noların, tarih ve saatlerin olduğu dökümü Savcılık’a gönderiyor. Daha sonra IP numaraları, karşısındaki tarih ve saatleri İl Telekom Müdürlüklerine göndererek kullanıcıları tespit edebiliyorlar. Veya kontör istenmiş ise bu kontör numarası kullanan telefon sahibinin bulunması da mümkün oluyor. Bu konuda en büyük zorluk ispattır, şayet karşı tarafın kimliği tam tespit edilemezse savcılık takipsizlik kararı vermesi yüksek ihtimaldir. Veya bir kişinin kimliği tespit edilebilir ama o hırsızlığı yapan kişi kimliği tespit edilen şahıs olmayabilir. Bu sebeple tavsiyem hem ip numarasının tespiti hem de kontör yükleyen şahsın tespiti istenmelidir şayet her ikisi de aynı kişiyi veya hırsızın ilişkide olduğu birisine ait ise ispat olanağımız artmış olacaktır. Savcı kontörü yükleyen şahsa kontörün nereden geldiğini sorduğunda vereceği cevap ispat açısından çok önemlidir. Ceza davasından başka sebepsiz iktisap davası da açabiliriz. Şayet kişi sadece kontör çalmakla kalmamış şantaj, tehdit gibi eylemlerde bulunmuş ise bu konular için de dava açılabilecektir.Haftaya bir başka popüler hukuk konusuyla sizlerle olacağım.

2011-05-02T17:36:15+00:00 26/10/2007|Categories: Bilişim Hukuku|Tags: , , |
Önceki yazıyı okuyun:
Elektronik Ticaret

Sizlerle internet hukuku alanındaki yolculuğumuza devam ediyoruz ve sanal âlemin hukuksal sorunlarına değiniyoruz. Bu yazımızda her ticaretle uğraşan kişinin bir...

Kapat