Değerli okurlarımız bilişim hukuku konusunun teorisinden sonra bu hafta yine sizlerle pratik hayta karşımıza çıkan konulara değineceğiz. Geçen hafta telsiz telefonlarla ilgili yazdığımız yazından sonra bu haftada yine hayatımıza yerleşmiş olan internet bankacılığı üzerinde duracağız. Artık hemen hemen herkes bütün bankacılık işlemlerini internetten yapar hale geldi, öyle ki faturalarımızı bile artık internet üzerinden ödüyoruz. Yine de her internetten işlem yaptığımızda içimizden bir ses ya hesaptaki paralarım başkasının eline geçerse diye söylemiyor değil.

Bu işlemlerdeki en önemli rolü bankalar oynamaktadır. Bankaların bu internetten şubesi işinden hayli fazla kar ettiği malum, personelden edilen kar bile aslında yeterli, fakat bankalar üzerine düşen görevleri yerine getiriyor mu?

Dünyada uygulanan internet bankacılığı yöntemlerinden en yaygını PIN – TAN yöntemidir. PIN, parola ve şifredir. TAN ise bir kez, havale gibi işlemlerde kullanılan numara ve harf serileridir. TAN bilgisi ya bankadan posta ile gönderilir, ya da öncende belirlediğiniz şifrenizin örneğin 2. ve 5. karakteri olabilir veya cep telefonunuza SMS yoluyla gönderilir. En güvenli olarak görünen mTAN yani SMS yöntemidir. Fakat artık bunu kırmak için yöntemler de geliştirilmiş durumdadır.

Güvenlik altına alınması gereken alanlar ise şöyle; bankanın bilgisayarları, banka ve müşteri arasındaki internet ağı ve müşterinin bilgisayarı. Ülkemizdeki büyük bankaların güvenlikleri dünya ortalamasının üstündeyken, müşteriler için aynı şey söylemek mümkün değil. Müşteriler bilgisayarına mutlaka anti-virüs programı yüklemek zorundadır. Girdikleri sitenin bankanın web sitesi olup olmadığından emin olmalıdırlar.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 22.06.2006 tarihli kararında da özetle;“Bir güven kurumu olarak faaliyet gösteren bankalar objektif özen yükümlülüğünün yerine getirilmemesinden kaynaklanan hafif kusurlarından dahi sorumludurlar.Bu nedenle; banka müşterisinin hesabında bulunan paranın, müşterinin haberi olmadan bilgisayar korsanlığı yoluyla başka bir hesaba aktarılmasının önlenmesi konusunda ek güvenlik tedbirleri almayan bankanın hafif kusurundan dahi sorumlu olduğu dikkate alınarak müşterisinin zararını ödemek zorunda olduğu sonucuna varılmalıdır.”

Bu karar uzun süre tartışılmıştır ve karardan sonra bankalar farklı güvenlik yöntemleri geliştirmiştir. Bu güvenlik yöntemleri bir süre sonra müşterileri de bıktırmaktadır. Müşteri, ortalama bir internet kullanıcısından beklenen tedbir ve özenleri almalıdır. En azından gerekli ve kendisine yeterli ve bankasının tavsiye ettiği güvenlik yazılımlarını bilgisayarına kurmak zorundadır. Yoksa banka ile yaptığımız sözleşme gereği böyle bir durumda haksız duruma düşebiliriz. Bununla birlikte gerekli önlemi almamıza rağmen farklı bir programla bilgisayarımızdan şifrelerimiz çalınmış ise bu konuda bankanın sorumluluğu katimce kalmamaktadır. Çünkü müşterisinin şifreleri çalınmasındaki sanal klavye kullanmasına rağmen, şifreyi çalabilen bir program bilgisayarda mevcutsa banka ne yapabilir?

2016-11-05T22:49:57+00:00 07/09/2007|Categories: Bilişim Hukuku|Tags: , , |
Önceki yazıyı okuyun:
Marka Seçerken Dikkat

Son yıllarda markalaşmanın kıymetinin arttığını bilmeyenimiz kalmadı. Büyük markaların sırf markalarını kullandırarak büyük paralar kazanması, Türk Patent Enstitüsü’nün girişimleri, değişen...

Kapat