Geçen yazımda sizlerle birlikte İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi Hakkındaki kanunu incelemiştik ve web site sahiplerini daha dikkatli olmaları konusunda uyarmıştık. İçerik sağlayıcının yani web site sahibinin tanımı kanunda şöyledir Ve kanun içerik sağlayıcı tanımlarken İçerik sağlayıcı: İnternet ortamı üzerinden kullanıcılara sunulan her türlü bilgi veya veriyi üreten, değiştiren ve sağlayan gerçek veya tüzel kişilerdir” ve sorumluluğunu düzenleyen 4. madde aynen şöyledir: “İçerik sağlayıcı, internet ortamında kullanıma sunduğu her türlü içerikten sorumludur.”

Web site sahibinin kendisinin ürettiği veya değiştirdiği içerikten dolayı sorunlu olması gayet doğaldır fakat içerik sağlayıcının tanımı bu kadarla kalmamış, “sağlamak” fiiline de tanımda yer verilmiştir. Bu fiil, birçok şeyi içine sokabileceğiniz esneklikte, sınırları belirli olmayan bir kavramı ifade etmektedir. Zaten bütün problemde bundan çıkmaktadır.
Tanımda ortaya çıkan problem bu sefer kanunun 4. maddesinde kendisini göstermekte,
içerik sağlayıcıyı kullanıma sunduğu her türlü içerikten sorumlu tutmaktadır. Bu nedenle de web site sahiplerinin tamamıyla başkasına ait olan içerikten sorumlu tutulması gündeme gelmektedir. Fakat bu durum cezaların şahsiliği ilkesine ters düşmektedir.
Web siteleri genellikle statik değil, dinamiktir. Sitenin içerisinde gelen ziyaretçilerin yazı yazabileceği forumlar bulunmakta, makaleler yazabilecekleri bölümler yer almaktadır. Böylesine interaktif içeriklerin yer aldığı web sitelerindeki her içerikten web site sahibinin sorumlu olması çok da kabul edilebilir görünmemektedir.
Yasanın hazırlanmasındaki amaç özelikle tasarının hazırlandığı dönemlerde gündemde olan çocuk pornografisi ile mücadele etmektir. Fakat kanun içeriğine baktığımızda bu amacı aşan uygulamalar görülmektedir buna örnek olarak 9. maddede yer alan “Düzeltme ve cevap hakkını” örnek gösterebiliriz, normalde bu kanunda yer almaması gereken bir düzenlemedir. Kanun koyucu yine benzer şekilde filtreleme yöntemini tüm İnternet çıkışı için düzenlenmeyi benimsemiştir, filtreleme yazılımının okullar, çocukların İnternet’e erişebileceği yerlerde uygulanması kabul edilebilir bir uygulama iken tüm internet kullanıcılarını kapsaması akla sansürü getirmektedir.
Her ne kadar bu kanunun hazırlanma amacı çocuk pornografisi gibi uç noktadaki olayları düzenlemek olsa da neticede yürürlüğe girmiştir. Web site sahiplerinin sorumluluğuna dönecek olursak, site sahipleri mutlaka eklenen içerikleri onaylanacağı bir sistem oluşturmalıdırlar. Çok yoğun mesaj alan bir site ise, bir şikayet sayfası oluşturmalıdırlar ki her hangi bir yazıdan rahatsız olan kişi site sahibine rahatlıkla ulaşsın böylece konu mahkemelere intikal etmeden çözülebilecektir. Mesaj ekleyenlerin IP numaraları en az 6 ay boyunca arşivlemekte fayda vardır, böylelikle erişim sağlayıcıları vasıtası ile yazıyı yazanın tespit edilmesi sağlanabilecektir.

2011-05-02T17:36:15+00:00 22/11/2007|Categories: Bilişim Hukuku|Tags: , , |
Önceki yazıyı okuyun:
Bilişim davalarında bilirkişi

HUMK m.275’ye göre bir davada çözümü (halli) hâkim tarafından bilinmeyen özel ve teknik bilgiyi gerektiren hallerde oy ve görüşüne (rey...

Kapat