İNTERNETE FİLTRE NEDEN GEREK?

Son Güncelleme 05.11.2016

Medya, vatandaşları formatlamaya yarayan en etkili araçtır.

Üretilen sinema, dizi gibi yapımlarla devletler sadece kendi vatandaşını değil, dünyayı formatlar.
Bu aracı devletler kurdukları kamu medya kuruluşları ile yaparken özel kuruluşlarında karar alma mekanizmasının kontrolünü de elinde tutarlar. RTÜK gibi kuruluşlarla da koyduğu kuralları uygulayarak bu kurumların denetlemesini meşru bir zeminde yaparlar.
Bu somut kurallardan ziyade bir de elde ekonomik güç vardır. Ticari bir medya kuruluşu ancak reklamlarla ayakta kalabilir. Reklam pastası önemli ajanslar tarafından paylaştırılır ve sistem bu ajansları da yönlendirir. Bir kurumun medya camiasına kabul edilip edilmeyeceğini bu ajans reklam pastası belirler.

Büyük medya zaten kontrol altındadır, kontrol dışıysa zaten büyüyemez. Yerel medyayı emniyet teşkilatında görevli personelce izlenmesini sağlayıp, kontrol edebilirsiniz. Reklam geliri olmasa dahi 300 uydu kanalını Türksat tarafından imzalanan tek taraflı sözleşmelerle kontrol altında tutabilirsiniz, en kötü ihtimal sebep göstermeden fesih hakkınızı kullanırsınız.

İşte bu teknolojik gelişim sürecinde medyanın kontrol altında tutulabileceği mekanizmalar da eş zamanlı olarak geliştirildi. Ülkemizde aniden gelişen ve kontrolü çok zor olan yeni medya karşısında ise henüz bu mekanizma kurulamadı. Çünkü Türkçe yazılan her internet sitesine, hatta Twitter gibi herkesin görüş bildirip, insanları kendisine bağlayabilen bir sisteme karşı mekanizma geliştirmek durumundasınız.

Son dönemde yaşadığımız sansür tartışmaları da tam bu noktada gündeme geliyor çünkü sistemin yeni medyayı da kontrol altında almak için bir şeyler yapması gerekiyor.
Geleneksel medyada bir kaynaktan çıkan içerik çoklu hedefe ulaşırken, yeni medya ile çok fazla kaynaktan çıkan içerik yine çok daha fazla kitleye ulaşmakta hatta bu süreç içerinde içerik yeniden türeyerek yoluna devam etmektedir. Hal böyle olunca kaynakları düzenlemek yetersiz kalıyor tüketicileri de düzenlemeniz gerekiyor, hele bir de yurt dışı kaynaklar söz konusu ise filtreleme ilk akla gelen çözüm oluyor.

İnşaa edilmiş toplumlar, tek tip insan modeline karşı  yeni medyanın ürettiği söylemler bu süre gelen sisteme alternatifler üretiyor, ötekilerin görüşlerini topluma aktarıyor.  Hoş aynı sistem seçimlere bir düzen vermek istediğinde yine interneti kullanıyor.

BTK’nin çıkartmış olduğu yönetmeliği incelediğinizde çok da tutarsız bir yön göremiyorsunuz. Hatta 40 yaş üstü bir çok anne-baba konuyu da desteklemektedir. Fakat temel haklara rağmen bir kurumu böyle bir düzenleme yapma yetkisini veren kimdir, nedir?
Geleceğin internette olduğu artık herkes tarafından biliniyor, Obama’nın seçim zaferinde sosyal medyanın etkisi üzerine binlerce yazı yazılmıştır.

Sistem açısından bakılırsa bu düzenleme gayretini doğal karşılayabiliriz. Fakat cağımızda insanlık için temel hak ve özgürlük olan iletişim düzenlenmek isteniyorsa bunun için artık vatandaşların da görüşünün alınmasının zamanı gelmiştir. Sınırlı sayıda sitelerin kapatılması için karar alma yetkisi verilen kurumun bu yetkisini genişleterek ve hukuk normlarını dikkate almayarak filtreleme uygulaması elbette kabul edilemez.

Önceki yazıyı okuyun:
ALAN ADI UYUŞMAZLIKLARI VE MARKA HUKUKU

Alan adları nasıl iltibas yaratabilir? Kanunun temel amaçlarından birisi tüketiciyi korumaktır, tüketici nezdinde iltibasın önüne geçmektir. İnternet kullanıcı alan adlarını...

Kapat