BOŞANMA DAVASINDA TAZMİNAT ŞARTLARI

2016-11-05T22:49:49+00:00 12/09/2012|Categories: Boşanma|Tags: |

Son Güncelleme 05.11.2016

 

Boşanmanın eşlerle ilgili mali sonuçlarından birisi de tarafların maddi ve manevi tazminat talepleridir.

Medeni Kanunumuzun boşanma ile ilgili hükümlerinden 174.maddesinin 1.fıkrası uyarınca, mevcut veya beklenen bir menfaati boşanma yüzünden zarar gören kusursuz ya da daha az kusurlu tarafın, kusurlu taraftan uygun bir maddi tazminat isteyebileceği belirtilmiş; 2.fıkrasında ise boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan tarafın kusurlu olan diğer taraftan manevi tazminat olarak uygun bir para isteyebileceği öngörülmüştür.

Görüldüğü üzere maddi tazminat istenebilmesi, tazminat isteyenin kusursuz veya daha az kusurlu olması gerekmekte, tazminat verecek tarafın kusurlu olması ile birlikte zarar ile nedensellik bağı ve hukuka aykırılık unsurlarının gerçekleşmesine bağlıdır. Yani, mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zarar gören eş kusursuz veya az kusurlu ise maddi tazminata hükmedilebilir.

Eski Türk Kanunu Medenisi maddi tazminata hükmedilebilmesi için tazminat isteyenin kusursuz olmasını ararken,
Yeni 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu ile kusursuz veya daha az kusurlu tarafın maddi tazminat talebinde bulunabileceği belirtilmiş, 4721 sayılı Kanun ile maddi tazminat istenen tarafın kusurlu olması konusunda ise değişiklik yapılmamıştır.

Manevi tazminat, bozulan manevi dengenin yerine gelmesi için gerekli bir telafi şeklidir. Boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf daha kusurlu olan diğer taraftan manevi tazminat isteyebilir.

Manevi tazminat talebinin kabul edilebilmesi için:
Tazminat isteyenin kusursuz veya az kusurlu olması,
Tazminat istenenin daha kusurlu olması,
Zarar oluşması,
Nedensellik bağı bulunması,
Hukuka aykırılık unsurlarının bulunması gerekmektedir.
Eski kanunda yer alan davacının kusursuz olması şartı yeni kanunundan çıkarılmış, davalının kusurlu olması yeterli görülmüştür.

Manevi tazminatın miktarının belirlenmesinde ise kişilik haklarına yapılan saldırının niteliği ve tarafların ekonomik sosyal durumu da nazara alınmaktadır.

 

Sorunuzu veya yorumunuzu paylaşabilirsiniz

Önceki yazıyı okuyun:
ECRİMİSİL – HAKSIZ KULLANIM – Yargıtay 2011-19576 K.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2011/17672 E., 2011/19576 K. Davacı İstanbul Vakıflar İkinci Bölge Müdürlüğü ile davalı İbrahim aralarındaki ecrimisil davasına...

Kapat