Eser, FSEK’in temel kavramıdır. Herhangi bir uyuşmazlıkta mahkemeler önce uyuşmazlık konusu ürünün eser niteliğini araştırır. Davalı avukatı mutlaka eser niteliğini gündeme getirir. Neredeyse ka­nunda sayılan diğer bütün kavramlar, eser kavramına göre belirlenir. FSEK siste­minde eser sahibine göre eser değil, esere göre eser sahip­liği kavramı belirlenir. Her fikri üründe, sahiplik iddiasında bulunan kişinin kimliğinden bağımsız olarak eserde bulunması gereken nitelikler aranmaktadır.

FSEK’in l/B maddesinde eser şöyle tanımlan­mıştır: Eser, sahibinin hususiyetini taşıyan ilim – edebiyat, musiki, güzel sanatlar ve sinema eserlerinden birine dâhil her çeşit fikir ve sanat ürünüdür.

eser fikri

Eser Grupları

Eser sahibinin mali ve manevi haklarının kay­nağını eser teşkil eder. Eser, sahibinin hususiyetini taşıyan ve FSEK’te öngörülen dört eser grubundan birine dahil olan her çeşit fikir ve sanat ürünüdür. Bir fikri ürün şu eser gruplarına dahil olmalıdır: a) İlim – Edebi­yat, b) Musiki, c) Güzel sanatlar d) Sinema eseri

Güzel sanatlar açısından ayrıca eser olarak korunmaları için estetik değer aranmaktadır. İlim ve edebiyat ürünlerinde ise ilmî ve teknik nitelik şartı aranmaktadır.

Bu temel eser gruplarından başka işlenmeler ve derlemeler beşinci eser grubunu oluştu­rur (FSEK m. 6). Bunlar da, işleyen veya derleyenin hususi­yetini taşımak şartıyla eser olarak korunur.

Eser Kabul Edilmenin Sonuçları

Eser gruplarına dahil olmak hukuki açıdan çok önemlidir. Bu eser gruplarına dahil olmayan ürünler genel hükümlere göre korunur. Bu sebeple mahkemeler çoğu zaman bilirkişilere tartışma konusu fikri ürünün eser olarak kabul edilip edilmeyeceğini de sorarlar. Göreceli bir konu olduğu için çoğu zaman tartışmalara neden olur. Bir tablo bir bilirkişi açısından eser niteliği yokken, birisi için şaheser olarak kabul edilebilmektedir. Sonuç olarak eser kategorisinde olan bir fikri ürün artık FSEK özel korumalarından faydalanabilecektir.

Bu ayrıcalıklarından birisincisi koruma süresi yaşam +70 yıl olacaktır hem de eser üzerinde bir tekel hakkına sahip olacaktır. İhlal halinde tedbir davaları, tecavüzün ref’i, meni ve tazminat davaları açma ve zararın üç katı kadar tazminat ta­lep edebilme imkanına sahiptir. Ayrıca eser sayılan düşünce ürünlerinde sahibi­nin eseri üzerinde manevi hakları da doğacaktır.

Örnek Kararlar:

Proje İlim ve Edebiyat Eseri Midir? Güzel Sanat Eseri Midir?

Yargıtay 11.Hukuk Dairesi Esas: 2011 / 10680 Karar: 2013 / 13444  Karar Tarihi: 27.06.2013

5846 Sayılı FSEK’nın 2/3. maddesi uyarınca mimari projenin ilim ve edebiyat eseri olarak korunabilmesi için aynı Kanun’un 1/B maddesine göre sahibinin hususiyetini taşıması yeterli ise de mimari projenin uygulanması sonucu ortaya çıkan davaya konu konutun yani mimari yapının aynı Kanun’un 4/3. maddesindeki mimarlık eseri (güzel sanat eseri) olarak nitelendirilip korunabilmesi için aynı Kanun’un 4/1. maddesi uyarınca da gereklidir. Somut olayda dosyaya sunulan raporda, Kanunun aradığı anlamda güzel sanat eseri olup olmadığı tartışması yapılmadan davaya taşınmazın FSEK 4/3. maddesi anlamında güzel sanat eseri olduğu görüşü açıklanmıştır. Bilirkişi raporu bu haliyle hüküm verilmeye yeterli ve elverişli bulunmamaktadır. Zira, anılan raporda 5846 Sayılı FSEK 4/1. maddesinde açıklanan ve güzel sanat eserlerini diğer eser türlerinden ayıran unsuru hakkında herhangi bir değerlendirme bulunmamaktadır.

Davaya konu bina dışında davacı mimar tarafından aynı yerde, aynı mimari proje uygulanarak inşa edilen başka binaların da bulunduğu anlaşılmaktadır. Oysa, genel olarak güzel sanat eserlerinin özelliği bunların tek olmalarından kaynaklanmaktadır. Dava konusu konut ise tek olmayıp, aynı yerde benzer şekilde inşa edilen konutlardan birisidir. Bu durumun 5846 Sayılı FSEK 4/3. maddesi uyarınca yönünden yapılacak değerlendirmede özellikle dikkate alınması zorunlu olup, aynı şekilde inşa edilmiş konutlardan oluşan mimari yapılar topluluğunun bir bütün olarak estetik değere sahip güzel sanat eseri sayılıp sayılmayacağı ya da davaya konu konutu diğerlerinden farklı ve eşsiz kılacak bir estetik niteliğin bulunup bulunmadığı gibi hususların bilirkişilerce tartışılıp değerlendirilmesi gerekir.

Şüphesiz bu değerlendirme yapılırken de, bütün mimari yapıların az veya çok projeyi yapan mimarın özelliğini taşıdığı, fakat bir mimari yapının her şeyden önce fonksiyonel olarak belirli ihtiyaçları karşılamak zorunda olduğu ve bu zorunluluk mimarın serbest yaratma imkanlarını kısıtlayacağından, yapının estetik niteliğinin de ona göre irdelenmesi gerekeceği bilirkişilerce gözardı edilmemelidir. (Prof. Dr. Şafak N. Erol, Türk Fikir ve Sanat Hukuku, İkinci Bası, s.48, Ankara-1998).

Eser Niteliğinin Araştırılması

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2015/10053 E.  2016/4939 K. Tarih: 02/05/2016

Dairemizin 21.12.2004 tarihli, 2004/2773 Esas, 2004/12672 Karar sayılı ilamı ile 05.03.2007 tarihli, 2006/927 Esas, 2007/3892 Karar sayılı ilamında açıklandığı üzere, bir fikri ürünün 5846 sayılı FSEK 1/B ve 2/1. maddeleri uyarınca sahibinin hususiyetini taşıyan ilim ve edebi eser vasfında olup olmadığı hususunun belirlenmesi özel ve teknik bilgiyi gerektirir.

Bu konudaki bir uyuşmazlık halinde, mahkemece bilirkişi görüşü alınmalıdır. Somut uyuşmazlıkta, davalı tarafça da davacının eser sahipliği iddiasında bulunduğu ders kitaplarının esasen 5846 sayılı FSEK 2/1. maddesi anlamında ilim ve edebiyat eseri olmadığı savında bulunulmuş olmasına göre, bu hisista içlerinde konusunda uzman bir öğretim görevlisinin de bulunduğu bilirkişi heyetinden söz konusu kitapların eser niteliği bulunup bulunmadığı bakımından görüş alınması; şayet eser vasfını haiz iseler, bu takdirde davacının anılan kitaplara yönelik katkısının hususiyet içeren müşterek eser sahipliği hakkı sağlayan bir fikri çaba niteliğinde olup olmadığı ya da anılan Kanunun 10/3. maddesi uyarınca teferruata ait yardım ya da fikir, usul, metod, yöntem gibi anılan Kanun hükümlerine göre eser sahipliği bahşetmeyen fikri çaba niteliğinde olup olmadığı hususlarının belirlenip hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı olarak yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru olmamış kararın bozulmasını gerektirmiştir.

Önceki yazıyı okuyun:
telif sözleşme
TELİF SÖZLEŞMESİNİN ÖNEMİ

Telif hakları, dünyada ve ülkemizde en ihtilaflı ve üzerinde uzlaşma sağ­lanamayan konulardan birisidir. Avrupa'nın sıkı uygulamaları, Amerika'nın hakimiyeti sürekli karşı...

Kapat