MİMARİ ESER ve PROJELERİN için FİKRİ HAKLAR

2016-11-05T22:49:49+00:00 09/08/2012|Categories: Fikri Haklar|Tags: , , , |

Son Güncelleme 05.11.2016

Her ne kadar ülkemizde mimari proje ve eserler ile ilgili çok sık uyuşmazlık çıkmaza da, mimarlarımızın gün geçtikçe özgün eserler ortaya çıkartma yönündeki gayreti ve bununla birlikte bitmez tükenemez taklitçilik nedeniyle mahkemelerimizde zaman zaman taraflar karşı karşıya gelirler. Henüz inşaatına başlanmamış bir mimari projenin durumu ile tamamlanmış bir mimari eserin durumunu ele alacağız.

Fikir ve Sanat Eserleri Kanunumuz’un 4. maddesinde mimari eserler, güzel sanat eserleri arasında sayılmıştır. Mimari projeler ise FSEK madde 2’de ilim ve edebiyat eseri olarak kabul edilmiştir.
Bir fikir ve sanat ürünün eser olarak kabul edilebilmesi için sahibinin hususiyetini taşıması gerekir. Bu o eserin daha önceki eserlerden bağımsız olması ile fikir ve sanat emeği sonucu ortaya çıkması demektir.
FSEK mimari projeler ile mimari eserleri birbirinden ayırmıştır. Mimari projeler bilim ve edebiyat eserlerine ait alt grupta yer alırken mimari eserler güzel sanat eserleri arasında sayılmıştır.
İki konuyu ayıran en önemli özellik mimari eserlerde estetik vasıf aranırken mimari projelerde bu özellik aranmamasıdır.Bu estetik değer proje kendisini göstermez ancak ortaya çıkan yapıda söz konusu olabilir. Elbette bir mimari proje onu oluşturan kişinin hususiyetini taşıyabilir ve bu ilim eseri olarak korumadan faydalanır.

Bu koruma her eser de olduğu manevi ve mali hakladır. Mimarın ortaya çıkarttığı proje üzerinde hakları mevcuttur. Burada dikkat edilmesi gereken husus bu projeye bağlı olarak ortaya çıkan yapı üzerinde de bu hakların devam edip etmediği meselesidir. Korunan eser bir projedir, yukarıda yaptığımız ayrım gereğince ortaya çıkan yapı korunmamaktadır bu nedenle mimarın, daha sonra ortaya çıkan yapı üzerinde mali ve manevi hak yoktur. Örneğin mimar ancak projesi üzerinde değişiklik yapılmasını yasaklayabilir bina da değişiklik yapılmasını FSEK kapsamında yasaklayamaz, yani yapılan bir değişiklik mimarın manevi haklarına zarar vermez.

Bu ayrımın sebebi birisinde korunan değerin ilmi bir eser olması diğerinde ise bir güzel sanat eseri koruması olmasından kaynaklanmaktadır. Mimari projede eser, mimarın ortaya çıkarttığı projedir, bu proje ile ortaya çıkan yapı değildir. Eğer projeye aykırılık sebebiyle bir müdahale gerekiyorsa bu FSEK ile değil, İmar Yasası gibi ilgili mevzuat ile ve aradaki sözleşme ile önlenebilir.

Bununla birlikte bir mimari proje ve sonunda ortaya çıkan yapı eser niteliğinde ise korunacaktır ama bunun da sınırları vardır. Çünkü binanın mülkiyeti bir başka şahsa aittir ki Fikri Hak ile Mülkiyet Hakkı arasında da bir denge kurmak gerekecektir. Örneğin tekniğin gelişen durumu nedeniyle veya doğan ihtiyaçlar neticesi binanın dış cephesinde değişiklik yapmak gerekebilir veya bina ilk yapıldığında otel olarak düşünülmüşken sonra hastaneye de çevrilmesi gerekebilir, binanın bulunduğu muhit birden bire değer kazanabilir ve binanın da bu ortama uyum sağlaması gerekebilir işte tüm bu durumlarda yapılan değişiklikler de mülkiyet hakkından yana yorum yapmak gerekecek, bu değişikliklerin eser sahibinin manevi haklarına zarar vermediğini kabul etmek gerekecektir. Ve elbette her olayda kötü niyetin de irdelenmesi bir başka zaruriyettir.

2 Yorum

  1. nt 00:27 de 01 Şubat 2014

    mimar: imar eden yani güzelleştiren diplomalı bilim ve sanat adamıdır bina yapmak için illa diplomaya gerek yoktur ancak diploma almak herkesin harcı değildir.

  2. Erdinç Özbaş 00:54 de 30 Eylül 2013

    Bir binayı veya yapıyı tasarlamak için illaki Mimar diploması olması mı gerekir? Bir inşaat teknikeri bina tasarlayamazmı? Mimari proje veya mimari eser bir fikir ve sanat eseri değilmidir? Bir tasarım değilmidir? Bir teknikerin yada sıradan birinin bir yapı tasarımı konusunda fikri olamazmı? eline kalemi alıp bir binanın mahallerini ayırıp, cephesini tasarlayıp çizemez mi? Bugün bir besteci olmak için konservatuar mezunu olma şartı, ressam, heykeltraş olmak için güzel sanatlar diploması aranmıyorsa bina tasarımı yapmak içinde mimar olma şartı aranmamalıdır. Yapı inşa edebilmek ve hayalgücünde canlandırıp bunu şekillendirmek yani tasarlamak her insanın doğasında vardır. Diplomaya da gerek yoktur. Mühendislkte,tıpta ve diğer alanlarda gerek vardır. Ama mimarlıkta gerek yoktur. Bu nedenle bir yapının tasarımcısı olup o binanın tasarım tescili o binayı tasarlayanın olmalıdır. Ben bir tekniker olarak bu zamana kadar yüzlerce binanın tasarımını ve uygulamasını yaptım. Oteller alışveriş merkezleri, evler, apartmanlar… Mimarisini, iç mimarisini, statiğini, peyzajını herşeyini ben tasarladım geldi bir mimar ve bir mühendis sadece projeye kaşe basıp imza attı. Şimdi mantık olarak, bu yüzlerce binanın mimarı,tasarımcısı , mühendisi imzayı atanlarmı yoksa benmiyim?

Sorunuzu veya yorumunuzu paylaşabilirsiniz

Önceki yazıyı okuyun:
GAYRİMENKULLERİN AYIPLI, EKSİK YA DA GEÇ İFA EDİLMESİ

İnşaat sektörünün gelişmesi ile günümüzde gayrimenkul alımları çoğalmıştır. Yüksek bedeller ödeyerek satın aldığımız bu gayrimenkulleri ayıplı, eksik ya da geç...

Kapat