Yargıtay 19. Ceza Dairesi
2015/6392 E. , 2015/9017 K. 22/12/2015

Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede, başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;

1-19/10/2011 tarihinde kolluğa yapılan şikayet üzerine, Samsun Sulh Ceza Mahkemesi’nin 19/10/2011 tarihli kararı ile CMK’nın 119. maddesi uyarınca sanık tarafından işletilen işyerinde arama yapılmasına karar verilmesine karşın, aynı işyerinde bulunan bilgisayarlar üzerinde arama yapılabilmesine olanak tanıyan CMK’nın 134. maddesine göre verilmiş bir arama kararı bulunmadığı anlaşılmakla, işyerinde bulunan bilgisayarlar üzerinde yapılan arama sonucunda ele geçen lisanssız yazılımların hukuka aykırı delil niteliğinde olduğu ve hükme esas alınamayacağı gözetilmeden sanık hakkında beraat yerine yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesi,

2-Kabule göre de;

a-5271 sayılı CMK’nın 231. maddesinde düzenlenen “suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararı aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi” ve diğer objektif ve sübjektif koşulların varlığı halinde, CMK’nın 231/5. madde ve fıkrası gereğince, sanık hakkında aynı Kanun’un 231/6-c maddesi de değerlendirilerek tespit edilen söz konusu zararın giderilmesi durumunda hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebileceği anlaşılmaktadır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 03.02.2009 tarih ve 2008/11-250 Esas, 2009/13 sayılı kararında; “hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının objektif koşullarından biri olan zarardan kast edilen maddi zarar olup, bu zararın belirlenmesinde teknik bilgiye ihtiyaç duyulmayan hallerde hakim, kanaat verici basit bir araştırma yaparak zararı belirlemelidir.” denilmektedir.
Bu ilkeler çerçevesinde her olaya özgü ayrı değerlendirme yapılarak, maddi zararın kanaat verici basit bir araştırma ile tespit edilebilmesi gerekir. Dosya kapsamından katılanın maddi ve manevi haklarının ihlali suretiyle meydana gelen zararın basit bir araştırma ile tespit edilebilecek zarar niteliğinde olmadığı ve dosyaya yansıyan katılanın tespit edilmiş bir zararı bulunmadığı gözetilmeden mahkemece “sanığın suçun işleniş şekli, olayın özellikleri, müdahilin zararının giderilmediği” gerekçesiyle sanık hakkında CMK’nın 231. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi,

b-Sanık hakkında 5846 sayılı Kanun’un 71/5. maddesi uyarınca açılmış bir dava bulunmamasına rağmen CMK’nın 226 .maddesine aykırı olarak iddianame dışına çıkılarak beraat kararı verilmesi ve sanık hakkında beraat kararı verilmesine rağmen de lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi,

c-Katılan lehine vekalet ücretine hükmedilirken AAÜT gereğince hüküm tarihine göre 1850 TL maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,

Kanuna aykırı ve sanık müdafii ile katılan vekilinin temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden, tebliğnameye uygun olarak, HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 22/12/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Önceki yazıyı okuyun:
Hukuka Aykırı Delil – TCK 134 – Yargıtay 19CD – 2015

Yargıtay 19. Ceza Dairesi 2015/10796 E. , 2015/9369 K., 28/12/2015 Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun süresi, kararın niteliği ve...

Kapat