YARGITAY 14. HUKUK DAİRESİ E. 2005/8134 K. 2005/9767 T. 14.11.2005

DAVA : Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 4.10.2004 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı tesisi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 29.4.2005 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Zeynep Tatık tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:

KARAR : Dava, Türk Medeni Kanunun 747.maddesine dayanılarak açılmış geçit hakkı kurulması istemine ilişkindir.

Davacı, tapusuz taşınmazına davalıya ait komşu tapusuz taşınmazdan geçit hakkı kurulmasını istemiş, davalı tapusuz taşınmazdan geçit hakkı kurulamayacağını ve davacının geçide ihtiyacı bulunmadığını bildirerek davanın reddini dilemiş, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.

Zorunlu geçit hakkı, mülkiyet hakkının kanundan doğan dolaylı bir sınırlaması olduğundan bu tür sınırlamalar, ancak mülkiyet hakkına konu taşınmazlar için söz konusu olabilir.

Taşınmaz mallarda mülkiyet hakkı, kural olarak o taşınmazın tapu siciline tescil edilmesi ile doğar. Tapu Siciline kayıtlı olmayan bir taşınmaz üzerinde mülkiyet hakkının varlığından söz edilemez. Mülkiyet hakkının kanundan doğan dolaylı sınırlamaları, bir yasa hükmü gereği kendiliğinden doğmayıp ancak belli koşuların varlığı halinde hak sahibine bir talep hakkı tanıdığından bu kısıtlamaların doğması için tapu siciline tescil edilmeleri gerekir. Ayrıca zorunlu geçit hakkı, taşınmaza bağlı bir irtifak hakkı olduğundan Medeni Kanunun 780. maddesi uyarınca da bu hakkın doğumu için tescil şarttır. Yine aynı kanunun tapu siciline ilişkin 1000 ve 1008. maddelerinde de bu irtifak haklarının tapu siciline tescil edilmesi gerekliliği belirtilmektedir.

11.2.1959 tarih 1958/14 Esas, ve 1959/13 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında da “….. Bir gayrimenkule sahip olmak ancak tapu kaydıyla mümkün olur. Şu halde tapuya kayıtlı olmayan bir gayrimenkulün zilyedi o yerin maliki ve sahibi sayılamayacağından komşu gayrimenkul malikinden lüzumlu geçit hakkını isteyemeyeceği gibi, tapuda kayıtlı olamayan geçit hakkına mevzu teşkil edecek gayrimenkul zilyedine karşı da bir hak istimal olunamaz. Tapuda kayıtlı olmayan gayrimenkul lehine ve yine tapuda kayıtlı olmayan gayrimenkul aleyhine geçit hakkına müteallik bir karar istihsal edilse bile bu hakkın Medeni Kanunun 672. maddesi hükmü dairesinde tapu siciline tescili mümkün değildir. Halbuki sözü geçen madde bu hakkın tapuya tescil edilmesi lüzumuna amildir. İşte bu madde hükmü dahi tapuda kayıtlı olmayan diğer bir gayrimenkul zilyedi aleyhine lüzumlu geçit talebinde bulunamayacağını teyit etmektedir. Tariki amme çıkmak için kafi bir yolu bulunmayan zilyedin eğer o gayrimenkulü tescil ettirmek hakkını kazanmışsa, evvela o gayrimenkulünü tapuya tescil ettirdikten ve geçit hakkına mevzu olacak komşu gayrimenkulde tapuda kayıtlı olmayıp, o gayrimenkulün zilyedi lehine iktisap şartları tahakkuk etmişse, lüzumlu geçit hakkına haiz olan şahsın hukuki menfaati dolayısıyla, sözü geçen bu gayrimenkulün zilyet adına tescilini talep ve temin ettikten sonra, lüzumlu geçit isteme hakkını kullanması lazımdır.” denilmek suretiyle, zorunlu geçit hakkının ancak tapuda kayıtlı taşınmazlar hakkında söz konusu olabileceği, tapu siciline kayıtlı olmayan yerler için böyle bir zorunluluk doğduğunda ise, tapuya tescil gerekliliği yerine getirildikten sonra ihtiyaç sahibi kişinin talepte bulunmasının mümkün olduğu öngörülmüştür.

Zorunlu geçit hakkının hukuki niteliği, açıklanan ilgili yasa hükümleri ve İçtihadı Birleştirme kararı uyarınca, leh ve aleyhine geçit tesisi istenen taşınmazların tapu siciline kayıtlı olmaları gerekir.

Bu nedenle zorunlu geçit gereksinimi duyan ve taşınmaza tapuda kayıtlı olmayan davacıya dilediği takdirde mahkemece taşınmazının tapuya tescilini sağlamak amacıyla dava açması için yetki ve süre verilmelidir.

Aleyhine geçit kurulması talep edilen taşınmazların da tapulu olmaması halinde bunların tapuya tescilinde hukuki yararı bulunduğunda davacıya yine dilediği ve istediği takdirde mahkemece bunların da tapuya tescilini sağlamak amacıyla yetki ve süre verilmeli ve bu davaların sonucu beklenmeli, bunlar tamamlandıktan sonra geçit istemi incelenmelidir.

Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında;

Mahkemece yukarıdan beri sayılan araştırma ve inceleme yapılmaksızın verilen kabul kararı doğru olmamıştır.

Hal böyle olunca mahkemece yapılacak iş; öncelikle davacıya ait tapusuz taşınmazın mutlak geçide ihtiyacı olup olmadığı, mutlak geçide ihtiyacı varsa tüm alternatifler değerlendirilerek geçit ihtiyacının davalı taşınmazından sağlanmasının zorunlu olup olmadığı tereddüde yer vermeyecek şekilde saptanmalı, eğer davacının mutlak geçide ihtiyacı var ve geçit hakkının davalı taşınmazından sağlanması gerekiyorsa, davacıya koşulları oluşmuşsa kendi taşınmazını kendi adına, davalı taşınmazını davalı adına tapuya tescil için önel verilmeli ve bu hususlar ikmal edildikten sonra şimdiki gibi davanın kabulüne, aksi halde reddine karar vermektir.

SONUÇ : Yukarıda açıklanan hususlar incelenip yerine getirilmeden verilen kabul kararı usul ve yasaya uygun bulunmadığından hükmün BOZULMASINA, 14.11.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

2016-08-13T14:47:14+00:00 26/08/2012|Categories: Diğer, Genel Hukuk|
Önceki yazıyı okuyun:

YARGITAY 20. HUKUK DAİRESİ E. 2010/8998 K. 2010/11838 T. 5.10.2010 KADASTRO TESPİTİNE İTİRAZ ( Tapu İptali ve Tescil - Zilyetliğe...

Kapat