11. Hukuk Dairesi 2005/2901 E., 2006/5144 K.

Tescilli markanın haklı bir neden olmaksızın beş yıldan fazla kullanılmadığına dayalı markanın iptaline ilişkin davada, markanın 5 yıl kesintisiz kullanılmadığının aksini davalı tarafın ispat etmesi gerekir.


“İçtihat”
Taraflar arasında görülen davada (İstanbul Birinci Fikri ve Sınai .aklar Hukuk Mahkemesi)’nce verilen 25.11.2004 tarih ve 2003/757-2004/693 sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan, tetkik hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, sekiz yıldır müvekkiline ait TV kanalında yayımlanarak tanınmış marka haline gelen program adı “T… T…” ibaresinin davalı tarafından haksız biçimde adına tescil ettirildiğini, bu markanın davalı tarafından beş yıl içinde haklı bir neden olmadığı halde kullanılmadığını ileri sürerek, 556 sayılı KHK’nın 14. maddesi yollaması ile 42. maddesi uyarınca davalı markasının hükümsüzlüğünü ve terkinini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, tescilden itibaren beş yıllık hak düşürücü sürenin geçtiğini savunmuştur.

Mahkemece, davacının tescil ettirdiği markayı beş yılı aşkın bir süredir kullanmakta olmasına davalının ses çıkarmayarak daha sonra hükümsüzlük

isteminde bulunmasının MK’nın 2. maddesi hükmüne uygun düşmeyeceği sonucuna varılarak davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

19.06.2003 tarihli dava dilekçesinde, davalının adına tescilli hizmet markasının tescil edildiği 04.06.1996 tarihinden itibaren haklı bir neden olmaksızın beş yılı aşkın süredir kullanmadığı ileri sürülerek 556 sayılı KHK’nın 14, 42/l,c maddelerince iptali istenildiğine göre, iptal isteminin dayandırıldığı markanın kesintisiz (5) yıl kullanılmadığı iddiasının aksini ispat yükümünün davalıda olduğu gözetilerek davalı tarafın bu yöndeki kanıtları toplandıktan sonra yapılacak değerlendirme sonucunda anılan maddelere dayalı iptal istemi hakkında bir karar verilmek gerekirken, belirtilen vakalara ve yasal nedenlere uygun düşmeyen iyiniyet kurallarına aykırı davranıştan bahisle davanın reddi doğru görülmemiştir.

Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına (BOZULMASINA), ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 04.05.2006 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

2011-05-02T17:35:31+00:00 24/06/2009|Categories: Marka Hk. Yargıtay Kararları|
Önceki yazıyı okuyun:
11. HD 2006/3271 K. İRTİFAK HAKKI

11. Hukuk Dairesi 2005/1035 E., 2006/3271 K. Taraflar arasında görülen davada Ankara Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nce verilen 02.11.2004...

Kapat