T.C. YARGITAY
11.Hukuk Dairesi
E:2004/4268
K:2005/2362
T:10.3.2005
• TANINMIŞ MARKA HAKKINA TECAVÜZ İDDİASI
• MARKA HAKKINA TECAVÜZ İDDİASI
• GÖREVLİ MAHKEME
ÖZET : Davacı taraf, davalının tescil başvurusuna itirazında markaların benzerliğine ve kendi markalarının tanınmışlığına dayanmıştır. Dava dilekçesinde açıkça "ÜLKER" markasının toplumda tanınmış olduğu ve 556 sayılı KHK'nın 8/2 maddesi gereğince davalının tescilini istediği "ÜLKEM" ibaresinin, tanınmışlıktan yararlanmayı hedeflediğini belirtmiştir. 556 sayılı KHK'nın 8/2. maddesine göre tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın toplumda ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarına zarar verilebileceği veya tescil için başvurusu yapılmış markanın ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği durumda, marka sahiplerinin itirazı üzerine farklı mal ve hizmetlerde kullanılacak olsa bile, sonraki markanın tescil başvurusunun reddi gerekmektedir. Öte yandan, 556 sayılı KHK'nin 71. maddesine göre kararnamede öngörülen davalarda görevli mahkeme ihtisas mahkemeleridir. Görev hususu Kamu düzeni ile ilgili olması nedeniyle yargılamanın her aşamasında resen nazara alınacağından, mahkemece bu husus da değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir.
(556 s. KHK. m. 8/2, 71)


Taraflar arasında görülen davada Ankara Asliye 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 04.04.2001 tarih ve 2000/945- 2001/363 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 08.03.2005 günde davacı avukatı Teoman Seyithanoğlu gelip, davalı avukatı tebligata rağmen gelmediğinden temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Ali Orhan tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin "Ülker" lider markasının çok tanınmış markası olduğunu, davalı şirketin bu tanınmışlıktan yararlanmak amacıyla diğer davalı Enstitü nazarında "ÜLKEM" esas unsurunu taşıyan markayı 3- 5- 20. sınıf emtialar için tescil başvurusunda bulunduğunu, anılan başvurunun ilanı üzerine müvekkilince itiraz edildiğini, itirazın nihai olarak Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu'nca reddedildiğini, oysa tescil için başvurusu yapılan markadaki "ÜLKEM" esas unsurunu taşıyan ibarenin müvekkilinin çok tanınmış markası olan "ÜLKER" ibaresi ile vasat tüketici nazarında karışıklığa neden olacağını, bu durumun 556 sayılı KHK'nın 8/b maddesinin ikinci bölümünde yer alan düzenlemeye ve 7/b-1 maddelerine aykırı olması nedeniyle tescil işlemlerinin iptali gerektiğini ileri sürerek, davalı Enstitü'nün Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu kararının iptali ile diğer davalının tescil başvurusunda yer alan "ÜLKEM" ibaresinin markadan çıkarılmasına/terkinine karar verilmesini istemiştir.
Davalı Enstitü Başkanlığı vekili, diğer davalının tescil başvurusunda bulunduğu markanın "Şekil+ÜİS ÜLKEM" ibarelerinden oluştuğunu ve davacının markası ile farklı olduğunu, bu nedenle davacının itirazının reddedildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı şirket temsilcisi, her iki şirketin faaliyet alanlarının farklı olduğunu, davacını tanınmış markası ile müvekkilinin tescil başvurusunda bulunduğu markanın farklı anlamları bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlara göre, 556 sayılı KHK'nin 7/b maddesinde aynı veya aynı türdeki mal ve hizmetler ile ilgili olarak tescil edilmiş veya daha önce tescili için başvurusu yapılmış bir markanın varlığının ve ayrıca markaların ayırt edilemeyecek kadar aynı olmasının tescil açısından ret nedeni olarak gösterildiğini, somut olayda ise davacının markasının gıda maddeleri için tescilli davalının ise zirai ilaçlar için tescil başvurusunun olduğu, öte yandan davacının markasının "ÜLKER" davalının tescil isteminde bulunduğu markasının ise "Şekil+ÜİS ÜLKEM" kelimelerinden oluştuğu, her iki markanın aynı ya da ayırt edilemeyecek kadar benzer olmadıkları, 7/1 maddesinin ise tanınmış marka ile aynı ya da benzer mallar için tescili yasaklandığından somut olayda uygulama olanağı bulunmadığı, 8/b maddesinde öngörülen her iki markanın da karıştırılma olasılığının söz konusu olmadığı, davalının tescil başvurusunun "Şekil+ÜİS" ibarelerinin de karıştırılma olasılığını ortadan kaldırıldığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen ve aşağıdaki bentler kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Ancak, davacı taraf, davalının tescil başvurusuna itirazında markaların benzerliğine ve kendi markalarının tanınmışlığına dayanmıştır. Dava dilekçesinde açıkça "ÜLKER" markasının toplumda tanınmış olduğu ve 556 sayılı KHK'nın 8/2 maddesi gereğince davalının tescilini istediği "ÜLKEM" ibaresinin, tanınmışlıktan yararlanmayı hedeflediğini belirtmiştir.
556 sayılı KHK'nın 8/2. maddesine göre tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın toplumda ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarına zarar verilebileceği veya tescil için başvurusu yapılmış markanın ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği durumda, marka sahiplerinin itirazı üzerine farklı mal ve hizmetlerde kullanılacak olsa bile, sonraki markanın tescil başvurusunun reddi gerekmektedir.
Anılan yasal düzenleme çerçevesinde toplumda tanınmışlık düzeyinin davacı yanca kanıtlanması gerekmektedir. Mahkemenin toplumda tanınmışlığın tespitinde esas alınması gereken kriterler Kanun Hükmünde Kararname de belirtilmemiş olmasına rağmen 1999 tarihli "WIPO Ortak Tavsiye Kararları" adı altındaki ölçütlerden yararlanılmalıdır. Bu ölçütler kısaca;
a ) Toplumun ilgili kesiminde markanın tanınma derecesi
b ) Markanın kullanıldığı coğrafi alan, kullanım süresi ve yoğunluğu
c ) Marka promosyonlarının hedef aldığı alan, promosyon süresi ve yoğunluğu
d ) Markanın tesciller veya tescil başvuruları ile korunduğu coğrafi alanın büyüklüğü
e ) Markanın resmi makamlarca tanınmışlığına delalet eden karar ve uygulamaları
f ) Markanın ekonomik değeridir. Bu ölçütlere uygunluğun belirlenmesi açısından teknik bilirkişi incelemesi yapılması gerekmektedir. O halde mahkemece, bu kapsamda bir araştırma yapılmaksızın eksik inceleme sonucu hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.

2011-05-02T17:36:12+00:00 22/06/2008|Categories: Marka Hk. Yargıtay Kararları|
Önceki yazıyı okuyun:
2000/8216 tanınmış marka

T.C. YARGITAY 11.Hukuk Dairesi Esas: 2000/5199 Karar: 2000/8216 Karar Tarihi: 26.10.2000 ÖZET: Davacının markası, Türkiye'de normal tescilin dışında ayrıca "tanınmış...

Kapat