11. Hukuk Dairesi 2001/752 E., 2001/3930 K.
HAKSIZ REKABET
İZNİN GERİ ALINMASI
MARKA KULLANIMINA İZİN
“ÖZET”
DAVACI ŞİRKET, NOTERLİKÇE DÜZENLENEN MUVAFAKATNAMEYLE TEK TARAFLI OLARAK TESCİLLİ
MARKASININ, DAVALI ŞİRKETÇE KULLANILMASINA RIZA GÖSTERMİŞ, BİR SÜRE SONRA D:I İHTARNAME
İLE VERDİĞİ BU İZİNDEN FERAGAT EDİP İZNİ GERİ ALDIĞINI BİLDİRMİŞTİR. KURAL OLARAK BİR HAK
DEVREDİLMEYİP, YALNIZCA KULLANIMI İÇİN BAŞKASINA KOŞULLU VEYA KOŞULSUZ İZİN VERİLMİŞSE,
ŞARTLAN OLUŞTUĞUNDA, ASIL HAK SAHİBİNİN BU İZNİ GERİ ALMAK HAK VE YETKİSİ VARDIR. ÇÜNKÜ
HAKKIN ÖZÜ KENDİSİNE AİTTİR.
“İçtihat Metni”
Taraflar arasında görülen davada (Ankara Asliye Altıncı Ticaret Mahkemesince verilen 8.11.2000
tarih ve 2000/225-557 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından
istenmiş olmakla temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan sonra dava dosyası için
tetkik hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe,
layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp,
düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkil adına tescilli “UZUNGİL” markasının davalı şirket tarafından kullanılmasına
18.2.1999 tarihinde izin verildiğini, ancak bu iznin 18.1.2000 tarihinde geri alınmasına rağmen,
davalıların söz konusu markayı kullanmaya devam ettiklerini ileri sürerek, davalıların markaya
tecavüz ve haksız rekabetinin menini, davalı unvanından “Uzungil” ibaresinin çıkarılmasını ve fazlaya
ilişkin hak saklı kalmak üzere şimdilik 1.000.000.000 lira maddi ve 3.000.000.000 lira manevi
tazminatın faiziyle birlikte davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, muvafakatnamenin şartsız ve süresiz olduğunu, müvekkili şirket ortağı İsmail’in daha
öncesinden de marka üzerinde hak sahibi bulunduğunu, davacı şirket yetkilisinin kardeşi olan bu
ortağın şirketteki hisselerini devretmesinin muvafakatin geri alınmasına neden olamayacağını, davalı
U… Ltd. Şirketi’nin davacıdan daha önce tescil edildiğini ve diğer davalı şirketin ise davayla bir
ilgisinin bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan delillere göre, davalı şirkete verilen muvafakatnamenin süresiz ve koşulsuz
olduğu, davalı Ş… Ltd. Şirketi’nin ise üretici değil, satıcı olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar
verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, TT.Kanunu ve 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmündeki Kararnameye
istinaden açılmış, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tesbit ve men-i, tazminat ile unvana
tecavüz nedeni ile ticaret unvanını değiştirilmesi istemine ilişkindir.
Davacı şirket; tescilli “Uzungil + şekil”den ibaret hizmet ve “Şekerci Uzungil + Şekil” den oluşan
ticaret markalarına, davalı şirkete bu markaları kullanmak üzere verdiği izinden feragatına,
davalının bu unvan altında kötü imalat yapmasına ve unvanın kullanılmasındaki hak ve önceliğe
dayanmakta, davalı ise davacının verdiği kullanma iznine, şirketlerinin bu unvanla kuruluşunda ki
önceliğe ve keza unvandaki eskiye dayalı hak ve kullanıma istinat etmektedir.
Her iki şirketinde ticaret sicilleri getirtilmemiş, bu sebeple kuruluş tarihleri, ortakları, uzun ailesi ile
irtibatları ve ihtarnamede ismi geçen İsmail’in davalı şirkete giriş ve ayrılış tarihi açıkça
belirlenmemiş olmakla beraber, dosyada mevcut diğer bilgi ve belgelerden Uzun ailesine ait U…
Ticaret ve Sanayii Kollektif şirketinin 30.6.1989 tarihinde feshedilip “Uzungil” unvanını M. Ali, Nebi
ve İsmail tarafından kullanılabileceğinin kararlaştırıldığı, bundan sonra önce İsmail’in ortağı olduğu
davalı şirketin, müteakiben de Nebi’nin paydaşı bulunduğu davacı şirketin Uzungil unvanı ile
kurulduğu, davacı şirketin 30.3.1998 tarihinde anılan marka tescillerini yaptırdığı, marka tescili için daha evvel müracaatta bulunan davalı şirketin tescili sağlayamadığı, ortaklarından İsmail ve
Fahri’nin 21.8.1997 tarihinde paylarını devrederek davalı şirketten ayrıldıkları, bu suretle davalı
şirkette “Uzun” ailesinden kimsenin kalmadığı anlaşılmıştır.
Davacı şirket, 18.2.1999 tarihinde noterlikçe düzenlenen muvafakatname ile tek taraflı olarak
tescilli “Uzungil” markasının, davalı şirketçe kullanılmasına rıza göstermiş, 18.1.2000 tarihli
ihtarname ile ise, verdiği bu izinden feragat edip izni geri aldığını bildirmiştir. İhtarnamede feragat
sebebi olarak İsmail’in davalı şirketten ayrılması gösterilmiştir. Davacı şirket dava dilekçesinde,
davalı şirketin kötü imalatla Uzungil markasına zarar verdiği hususunu da iddiasına gerekçe
yapmıştır.
Mahkemece, davacı şirketin marka kullanımı için verdiği muvafakatin süresiz ve koşulsuz olduğundan
davalının markaya tecavüz ve haksız rekabetinin olmadığı, davalı şirketin “Uzungil” unvanı ile davacı
şirketten daha önce kurulup unvanda öncelik hakkı kazandığı gerekçeleri ile davanın reddine karar
verilmiştir.
556 sayılı Kararnamede, markanın veya kullanım hakkının ne şekilde devredileceği düzenlenmiş
olup, tek taraflı bir muvafakat ile marka kullanımına müsaade edilip, edilemeyeceği hususundan
bahsedilmemiştir. Anılan Kararnamenin 16. maddesinde marka korumasının tescil yolu ile elde
edileceği, 16. maddesinde tescilli bir markanın başkasına yazılı bir devir sözleşmesi ile devir
edilebileceği ve bunun koşulları, 20. maddesinde ise, marka kullanım hakkının lisans sözleşmesi
konusu yapılabileceği ve bu sözleşmenin asli ve şekli şartları belirtilmiştir.
Somut olayda, anılan KHK. nin 16. maddesine uygun biçimde karşılıklı olarak yazılıp, imzalanmış bir
sözleşmeye dayalı marka devri bahis konusu değildir. Keza taraflar arasında KHK.nin 20. ve
müteakip maddelerde yazılı şekilde marka kullanım hakkının devrini içeren bir lisans sözleşmesi de
yapılmamıştır. Bu bakımdan ihtilafın aynı zamanda genel hükümler çerçevesinde değerlendirilip,
çözülmesi gereklidir. Kural olarak, bir hak devredilmeyip, yalnızca kullanımı için başkasına koşullu
veya koşulsuz izin verilmişse şartları oluştuğunda asıl hak sahibinin bu müsadeyi geri almak hak ve
yetkisi de vardır. Zira, hakkın özü kendisine aittir. Nitekim, 556 sayılı KHK.nin konuya en yakın
düzenlemesi olan lisans sözleşmesi de, her sözleşme gibi feshedilebilir. Ancak, fesih için haklı
nedenlerin, verilecek uygun mehillerin ve gerektiğinde karşılanması icap eden zararların nazara
alınacağı tabiidir. Bu bakımdan mahkemece gerekli araştırma ve uygun değerlendirme yapılmadan,
sırf marka kullanma hakkının süresiz ve koşulsuz devredildiği, davalı şirketin önce kurulup unvanı
kullandığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesi doğru bulunmamıştır.
Mahkemece yapılacak iş; davacı ve davalı şirket sicillerini getirtmek, bunların kuruluş tarihlerini,
ortakların ve paydaşların şirkete giriş ve çıkış tarihlerini belirlemek, marka kullanım hakkı ile ilgili
muvafakati ve bunun geri alınmasının mahiyet, koşul ve nedenlerini tesbit etmek, kötü imalat
iddiasını da araştırıp değerlendirmek, keza unvana tecavüz konusunda da TTK. 54 ve müteakip
maddeleri ve önceki eylemli kullanım hakkı gözönünde bulundurularak, aileye ait feshedilen
kollektif ortaklığın unvan kullanımı ve bunun intikali de nazara alınarak, hasıl olacak sonuca göre bir
karar verilmekten ibarettir.
Bu sebeplerle eksik inceleme ve yanlış değerlendirme sonucu verilen kararın davacı yararına
bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün
davacı yararına (BOZULMASINA), 100.000.000 lira duruşma vekillik ücretinin davalıdan tahsili ile
davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine,
3.4.2001 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

2016-11-05T22:49:56+00:00 22/06/2008|Categories: Marka Hk. Yargıtay Kararları|
Önceki yazıyı okuyun:
Tescilsiz Marka Sahibi’ nin Hakları

Değerli okurlarımız bu hafta sizlerle şayet markamız TPE nezdinde tescilli değilse nasıl koruyabileceğimize değineceğiz. KHK’nın 1' inci maddesi, KHK'nın, bu...

Kapat