MARKA TANINMIŞLIĞI VE GÖRSEL LOGO

2017-06-24T20:32:07+00:00 25/06/2017|Categories: Marka Hk. Yargıtay Kararları, Marka Hukuku|Tags: |

Marka davaları her zaman metin karşılaştırmasına dayanmamaktadır. Metin unsurları ile birlikte görsel unsurlar da çoğu zaman tartışma konusu olmaktadır. Fakat gerek metin gerekse görsel unsurlar açısından güçlü ayırt edicilik içeren markaların daha geniş koruma alanı olmaktadır. Markasal unsurların cins isim olması, herkes tarafından kullanılan ibareler olması markanın gücünü düşürmektedir. İhlal ihtimallerinde bu zayıflık unsurları itiraza konu edilebilmektedir.

Aşağıdaki karar her ne kadar eski 556 KHK dönemine ait olsa da yeni Sınai Mülkiyet Kanununda benzer hükümlerden bulunduğundan uygulama alanı olabilecektir.

11. Hukuk Dairesi         2015/14485 E.  ,  2017/2712 K., 08/05/2017

Davacı avukatı, müvekkilinin “…”, “…”, “…”, “…”, “…” gibi tanınmış markaların sahibi olduğunu, davalının, bu marka ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki “…” ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere davalı TPE’ne başvuruda bulunduğunu, 2011/70717 kod numarasını alan başvurunun, Resmi Marka Bülteninde ilanı üzerine müvekkili tarafından Markalar Dairesi Başkanlığına itirazda bulunulduğunu, ancak itiraz yerinde görülmeyerek reddedildiğini, bu kararın yeniden incelenmesi talebinin de nihai olarak YİDK tarafından reddedildiğini, oysa, davalı başvurusunun müvekkili markası ile iltibas yaratacak derecede benzer olduğunu, davalı markasının esas unsurunun “…” ibaresi olduğunu, zira tescil başvuru kapsamında emtialara bakıldığında, “…” ibaresinin başvuru kapsamındaki mallar açısından vasıf, kalite, coğrafi kaynak belirten bir ibare olduğunu, davalının müvekkilinin tanınmış “…” markasının ayırt edilemez derecede benzerini tescil ettirmekle markanın reklam gücünden hiçbir emek ve çaba sarf etmeksizin haksız bir fayda sağlayacağını, aynı zamanda markanın itibarına da zarar vereceğini, davalı … … Gıda San. ve Tic. AŞ.’nin dava konusu markayı 25.12.2013 tarihi itibariyle devraldığını beyan ettiğini, ancak bu devir işleminin TPE kayıtlarına 03.02.2014 tarihinde girdiğini, KHK m. 16/son maddesine göre, devrin kayıt edilmediği sürece tarafların markanın tescilinden doğan yetkilerini iyiniyetli üçüncü kişilere karşı ileri süremediğini, bu hüküm nedeniyle müvekkilinin itirazları ve kararlar hakkında devrin TPE Resmi Markalar Siciline kayıt ve yayımlandığı ana kadar olan hukuki …ma göre hüküm kurulması gerektiğini, ayrıca davalının “…” markaları nedeniyle kazanılmış hakka sahip olamayacağını, zira davalının önceki tescilli markalarından farklı olduğunu ve farklı mal ve hizmetleri kapsadığını, bu nedenle davaya konu kararın hukuka aykırı olduğunu belirterek, 2013-M-8163 sayılı YİDK kararının iptaline, tescili halinde markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı avukatı, kurul kararının hukuka uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı şirket avukatı, müvekkili davalı … … Gıda San. ve Tic. A.Ş’nin dava konusu markayı Karaman 1. Noterliğinin 20.12.2013 tarihli ve 12360 yevmiye numaralı sözleşmesi ile devraldığını, 25.12.2013 tarihinde TPE’ye bildirdiğini, anılan devir işlemi dolayısıyla ihtilaf konusu markanın halihazırdaki sahibinin müvekkili … … Gıda San. ve Tic. A.Ş. olduğunu, müvekkilinin “…” ibaresinden oluşan ve “…” esas unsurlu çok sayıda markasının TPE ve WÎPO nezdinde tescilli olduğunu, davacıya ait mesnet … markalarının genel olarak 03 ve 05. sınıflarda yer alan ve en genel tabiri ile temizlik ve güzellik malzemelerinde tescilli olduklarını, müvekkili markasının ise, 29, 30, 31 ve 32. sınıflardaki malları kapsadığını, bu nedenle markalar arasında iltibas oluşmadığını, marka işaretlerinin benzer olmadığını, bir an için markaların benzer olduğunu kabul etsek bile, başvuru konusu markanın “organik tarım ürünleri” ibaresini içermesi nedeniyle bu markanın davacının temizlik sektöründeki “…” markasını değil, gıda sektöründe tanınmış olan müvekkili şirkete ait “…” markalarını çağrıştırdığını, dolayısıyla KHK m. 8/4 şartlarının oluşmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

MARKA AYIRT EDİCİLİK

2011/70717 sayılı marka

2011/70717 sayılı marka

Mahkemece iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davalı başvurusunun standart karekterle yazılmış “… ……+şekil” ibaresinden oluştuğu, şeklin yeşil taç yapraklı bir bitki veya çiçek ortasından güneşin doğuşunu betimleyen iki boyutlu görselden ibaret olduğu ve gıda, meyve sebze gibi çekişmeli ürünlerin doğallığına gönderme içerdiği, itiraza dayanak markaların tek veya asıl unsurunun “…” ibaresinden oluştuğu, dilimizde “saf; temiz, sade, doğal” anlamına gelen “…” ve tarımsal ürünlerin üretildiği bir kişi veya müteşebbise ait toprak parçasını ifade eden “…” sözcüklerinden oluşturulan başvurunun asıl unsuru “…-…” şeklinde okunacakken, itiraza dayanak markaların “…” biçiminde telaffuz edileceği; itiraza dayanak markaların belirlenen anlamı itibariyle yüksek bir ayırt edicilige sahip olduğundan söz edilemeyeceği, ancak sabun ve 3. Sınıftaki temizlik ürünlerinde kullanımla yükselen bir ayırt ediciliğe ve tanınmışlığa sahip olduğu, dolayısıyla başvuru ve itiraza dayanak markaların işitsel, görsel ve kavramsal olarak düşük düzeyde de olsa benzer oldukları, genel izlenimlerinin de karıştırma ihtimaline neden olacak bir benzerlik içerdiği, ne varki, çekişmeli mallar ile davacının tescilli ve fiilen kullandığı markaların tanınmışlık kazandığı 3. sınıftaki malların tümüyle farklı oldukları, bu nedenle ilişki kurulması ihtimali dahil karıştırılmaları ihtimali bulunmadığı gibi somut olayda KHK 8/4 hükmünde yazılı ününden haksız yarar elde edilmesi; tanınmışlığının ve ayırt ediciliğinin zarar görmesi gibi koşullardan en az birinin gerçekleşmediği bu haliyle YİDK kararında bu isabetsizlik görülmediği gibi hükümsüzlük koşullarının da bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 3,70 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 08/05/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Önceki yazıyı okuyun:
2012 06895-16 sayılı tasarım
TASARIM ve MARKA KARŞILAŞTIRMASI

Tasarım ile marka bazen karşılaşabilmektedir. Özellikle tüketici nezdinde belirli bir tanınmışlığa ulaşmış markalarda karıştırılma ihtimali artmaktadır. Tüketici grubunun da çocuklar...

Kapat