Son zamanlarda Türk Patent Enstitüsü’ne benzerlik nedeniyle itirazların sayısının arttığı haberi geldi. Hal böyle olunca her “benim markam meşhur” diyen, yaptığınız güzelim marka başvurusunu iptal ettirmeye başladı. İptal istemi kabul edilirse siz de geri vekilinize dönüp bu itirazın kaldırılması için Yeniden İnceleme ve Denetleme kuruluna dilekçe yazmasını istiyorsunuz. O zamana kadar önem vermediğiniz marka konusu birden bire çekişmeye dönüşüyor ve vekillerinizden şayet marka tescil edilmezse hükümsüzlük davası açar markamızı söke söke alırız vaadini alıyorsunuz.

Ya da bu yukarıda anlattıklarımız olmasın diye de yazdığımız köşe yazılarını okuyup, önleminizi önceden alıyorsunuz.
Eğer markanızın aynısı kullanılıyorsa buna taklit diyoruz ve bu sebep zaten hem bir mutlak red sebebi oluyor hem de nispi red sebebi oluyor. Bu konuda yapılan en fahiş kavram hatası, iltibastan bahsetmektir. Aynı markanın tescili halinde markalar arasında iltibasın varlığı mutlak kabul edilmektedir ve bu sebeple iltibas ihtimalinin varlığını dahi araştırmaya gerek yoktur.

Benzerini kullanma konusundaki geniş yorumların sebebi, bu konuda kanunda bir tanımla yapılmamış olmasından kaynaklanmaktadır. Fakat 556 sayılı KHK’de benzerini kullanmanın unsurları sayılmıştır. Buna göre, benzerini kullanma yoluyla iltibasın varlığından söz edebilmek ve bunu bir nispi red nedeni ve hükümsüzlük sebebi olarak kabul edebilmemiz için, başkasının hak sahibi olduğu bir markanın benzerinin kullanılması unsurunun yanında bu benzerliğin alıcıların markaları karıştırmalarına neden olacak surette olması da aranmaktadır.

Benzerlik kısaca toplu olarak bıraktığı izlenim açısından, ilk bakışta ayırt edilemeyecek derecede benzeyen yeni bir markanın kullanılmasıdır. Yargıtay’a göre de aranan benzerlik bütünsel benzerlik olup, bunun da ilk bakışta ayırt etmeyi sağlayıp sağlamadığı önem arz etmektedir.

Markaların esas unsur itibariyle ayırt edilebilir olması bütünsel benzerlik şartının, en önemli gereğidir. Esas unsur, vurgun olduğu unsur olarak da ifade edilebilir. Sözcük markalarında ayırt edicilik, bir hece veya harfle basit bir fark oluşturularak sağlanamaz. Önemli olan markaların özellikle kulak ve gözde bıraktıkları tesirler bakımından ayırt edici nitelikte olmalıdırlar. Sözcüklerin hece sayıları ve son ekleri markaların birbirlerinden yeteri kadar ayrılıp ayrılamadıklarının incelenmesinde bilhassa göz önünde tutulur. Mesela “Hisar” ve “Hisarlar” markası arasındaki benzerlik gibi.

Benzerlik konusu marka tescili yaptıran herkesin mutlaka karşılaşacağı bir konudur. Benzerlerinizden kendisini korumanın tek yolu markanızı tescil ettirmektir.

2011-05-02T17:36:17+00:00 08/04/2007|Categories: Marka Hukuku|Tags: , , |
Önceki yazıyı okuyun:
Markayı İlk Gelen Alır !

Geçtiğimiz yazılarımızda marka hukukunun en önemli konusu hükümsüzlük davalarını incelemiştik. Konunun teorisini uygulama ile anlattıktan sonra örnek davaların çözümüne sıra...

Kapat