Marka Üzerindeki Hak

2011-05-02T17:36:47+00:00 01/10/2006|Categories: Marka Hukuku|Tags: , , , , , |

Son Güncelleme 02.05.2011

Geçen yazımızda sizlerle sesin, rengin ve kokunun marka olarak tescil edilip edilemeyeceğini örneklerle anlattık, böylece KHK’nin 5. maddesine de değinmiş olduk. Marka olarak tescil edilebilecek hususları tespit ettikten sonra, gelin sizlerle marka olarak tescil edilene kadar hiçbir anlam ifade etmeyen bir işaretin, nasıl hukukun ilgi alanına girdiğine bakalım.
Marka, bazen herkesçe bilinen bir kelimedir, bazen de hiçbir anlamı olmayan ibarelerden oluşur. Aynı markanın, başka mal ve hizmetler için başkası adına tescil edilmesi mümkün olduğundan seçilen markanın mutlaka yeni olması da gerekmez. Her zaman üzerinde durduğumuz gibi; bir markanın tescil edilmesi, markanın başkası tarafından kullanılmayan, ayırt edici bir işaret olmasına bağlıdır.


Marka olarak seçilen ibare, kullanılmadan önce herkesin kullanımına açıktır ve ekonomik değerden yoksundur. Ne zaman bu kelime işgal edilip, bir ürünün tanıtımında kullanılıp ekonomik değer kazandı, iş o andan itibaren artık o kelime hukukun konusu haline gelir.

Ayrıntıya girmeden belirtmeliyiz ki; marka üzerindeki hak sanıldığı gibi mülkiyet hakkı değildir, marka soyuttur, eşya niteliğinde değildir. Üzerinde markanın basılı olduğu eşya, Eşya Hukuku’na konu olurken üzerindeki tescilli marka, KHK’ye göre ayrıca değerlendirilir.

Marka üzerindeki hak sahibi, markayı ilk kullanan veya tescil ettiren kişidir. Bir marka tescil edilmeden önce bir başkası tarafından kullanılmışsa bu kullanan kişi marka üzerinde gerçek hak sahibidir. KHK’nin 6. maddesi gereğince Türk Hukukunda koruma tescil ile elde edilir. Bu maddede hakkın doğumundan değil, hakkın korunmasından bahsedilmiştir. Bu sisteme göre hak, markanın seçilmesi ve marka hukukuna uygun olarak kullanılması ile kazanılır. Fakat tescil sistemini kabul edip uygulamamıza rağmen, çeşitli maddelerde getirilen istisnalar sebebiyle “kullanma sistemine” yakınlık da söz konusudur.

İstisnalar nedir?
1- Tescilden önce kullanılmış ve tescili konu mallar veya hizmetlerle ilgili bu kullanım sonucu ayırt edici nitelik kazanmış markalar
2- Tanınmış markalar
3- Rüçhan hakkından yararlanan markalar
İşte bu saydığımız bazı istisnalar marka hukuku davalarında en sık karşımıza çıkan hususlardır. Çünkü bu istisnalardan birisi söz konusu olduğunda; marka henüz başvuru aşamasında iken itiraz ederek tescil önlenebilir, her nasılsa tescil edilmişse bu sefer 42. madde gereğince markanın hükümsüzlüğü konusu gündeme gelebilir. İstisnalardaki ortak nokta, marka üzerindeki hakkın tescilden önce doğması söz konusu ise bu hakkın üstün tutulmasıdır.

Yargıtay “Cyriliss” kararında, Kararnamenin 8/3. maddesinin tescilsiz markalara da koruma imkanı sağladığı sonucuna vararak, markanın piyasada fiilen kullanılması sebebiyle tescilli marka ile iltibas yaratacağı ve tescilsiz markanın korunması gerektiğini belirtmiştir.

Konuyla ilgili en ilginç örnek olan “Ferrari” kararın değinmek istiyorum. Ferrari, markasının tescili için başvurulmuş ve bu sicile kayıt edilmiştir. Tüm anlattıklarımıza rağmen Yargıtay, bu durumda dünyaca ünlü “Ferrari” markasının sahibinin, ülkemizde tescil edilmiş olan Ferrari markasının terkinini istemeden kendi markasını tescil ettirebileceği varmıştır. Bu söylemle Yargıtay aynı anda iki markanın tescilini de kabul etmiştir. Ayrıca bu kararda konu daha da ileriye gitmiş, terkin davası açma hakkını Paris Sözleşmesi’ne göre tanınmış marka statüsündeki “Ferrari” markası sahibine değil, tescilli marka sahibine ait olduğunu ifade etmiştir. Yani Yargıtay, ülkemizde tescilli Ferrari markası sahibinin, dünyaca ünlü “Ferrari” markasının terkinini isteyebileceği kanaatine varmıştır. Bu çelişkili kararın kabul edilmesi pek mümkün görülmemektedir fakat konu ile ilgili tartışmaları ortaya koymak için güzel bir örnek olduğunu düşünüyoruz.

Ana ilkemiz bir markanın aynı veya benzer mal veya hizmetler için tek bir kez tescil edilmesidir. Hepimizin duyduğu olay vardır; bir marka tanınmış hale gelir, bunu gören 3. kişiler veya işletmenin eski ortağı belki de çalışanı tescil edilmemiş bu markayı, kendi adlarına tescil ettirir. Ve taklit ettiği markanın ününden faydalanarak haksız gelir elde eder. Böyle bir durumda salt “tescil ilkesine” dayanarak bu markayı kabul etmek hakkaniyete açık şekilde aykırı olacak ve uyanıklığa cevaz verilmiş olunacaktır.

Uyuşmazlıkların önemli bölümünü oluşturan marka üzerindeki hakkın değerlendirmesini yaptığımız bu haftaki yazımızı burada noktalıyoruz.

8 Yorum

  1. Av. Sertel Şıracı 14:49 de 17 Ağustos 2016

    Metin olarak markanız tescilli ise kullanımını durdurabilirsiniz.
    Markanızın amblemi (logosu) markanın görsel unsurudur.
    Metin şeklinde tescilli markanız taklit ediliyorsa aleyhe işlem yapabilirsiniz.

  2. Nurhan 21:23 de 28 Temmuz 2016

    1997 yilında marka tescılden amblemi ve icindeki yazıyı tescil ettirdik ama piyasada amblemi farkli ama yazi ayni örnek k… döner yazıyor bunu yapabilirmı kanunen ne yapmamız lazim teşekkürler

  3. cavali 14:16 de 08 Mayıs 2014

    Merhabalar,
    Soruma net cevap verirseniz sevinirim.
    türkiyede olmayan bir markanın patentini aldım, şirketi kurmadan önce,ve bu zaman içinde başkaları benim aldığım patenti şirket kurmuşlar.
    ne yapmam gerekir?

  4. kadir 00:49 de 02 Haziran 2013

    merhaba ben 2006 yılında şelale yakapark isimli marka tescili aldım. yakapark ismi 1999 yılından beri baskasının adına tescıllı … benim rakip firma 2001 ylında ertem güzel yakapark turıstık tesıslerı dıye marka aldı ve 1 yıl kullandı 2002 yılında tlos yakapark ismini aldı ve kullandı 2005 ylında yakapark ismini rakip firmaya sattılar bahsettiğim üç marka ve orjinal yakapark gibi 10 tane marka rakip firmaya ait su an tlos yakapark ı kullanıyor aslında ne kullandıgıda bellı degıl cunku tabelanın üstünde herşey yazıyor ben şelale yakapark ı alınca dava actılar ve bilgisizlikten malesef kaybettik simdi tazminat davası actılar ve sulh ceza mahkemesınden tabelaların toplanması ıle ılgılı yazı geldı sunları belırmek ıstıyorum bulundugumuz köy yaka köyü tur düzenlenen bi köy ve turlar 1986 yılından beri buraya tlos yakapark saklıkent adında tur duzenliyorlar yanı bu isim rakip tarafından değil turlar tarafından kullanıldı suan 500 un üzerinde tur bu isimle yapıyor turlarını ama yarısı bizimle calısıyor yada diğer baska yerlerle ben ne yapabilirim bu isimden vaz gecmek istemiyorum büyük yatırımlarım var isim üzerinde

  5. Ibzk 13:07 de 17 Aralık 2012

    Merhaba, internet üzerinden sağlık ile ilgili konularda soru-cevap şeklinde ücretsiz bir danışmanlık sitem var. Verilen hizmetin niteliksel kavramı için marka tescil başvurusu yapılmış ve kabul edilmiş,sınıflama yapılamadığı için geçici olarak farklı bir kod verilmiş yazıyor süreçle ilgili.Ve 2 yıl geçmiş üzerinden hala yanı yazı var patent enstitüsü sorgulamasında eksik evrak bekleniyor şeklinde bir ibare ile.Benim öğrenmek istediğim eylem marka olabilir mi?markayı burda yazmak istemiyorum ancak benzerini yazacağım örneğin: “kariyer danışmanlığı” marka olarak tescil edilmiş,bu bana çok ters geldi kariyer danışmanlığı bir eylem ya da hizmetin genel adıdır bunu A markası da yapar B markasıda yapar hizmetin veya eylemin marka tescili nasıl olur.
    Soru 1: Bu kişi markayı tescil ettirdi ise kariyer danışmanığı yapan veya yapmak isteyen kişiler “mavi kariyer danışmanlığı vs.” gibi kavramları kullanamayacaklar mı.
    İkinci sorum bahsettiğim tescilin yapılma nedeni sanıyorum odtü tarafından verilen com.tr alan adının alınabilmesi için marka başvurusunun yapılma şartının olması.başvuru yapılmış ama tamamlanmamış görünüyor üzerinden de 2 yıl geçmiş.bu alan adının ipatli sözkonusu olabilir mi.odtü ye marka tescili tamamlanmadı diye itiraz edilebilir mi.2 yıl geçti ise edilemez diye biliyorum.

  6. Av. Sertel Şıracı 08:21 de 28 Ocak 2012

    merhaba,
    öncelikle hukuk sistemimizde kötüniyet korunmamaktadır, bu nedenle bu başvuruda karşı tarafın markasını bilmeniz gerektiği bir durumda iseniz veya kötüniyetinizin ispat edilmesi durumunda karşı taraf markanızı iptal ettirebilir.

    söz konusu markayı karşı tarafla aynı konuda tescil ettirip kullanırsanız ve piyasada karşılaşırsanız zaten bu konu önce itiraza sonra da bir davaya konu olacaktır.

    markayı bilme durumunda değilseniz (ama biliyorsunuz) bu ispat edilemezse, marka tanınmış değilse markanın tescil edilmesi ve kullanmanız mümkün.

    Karşı tarafla rakipseniz, markanıza itiraz edileceğini ve sonra da dava açılacağını unutmayınız. Bu nedenle yeni bir marka oluşturmanızı, karşı tarafın markasından faydalanma ihtimaliniz varsa vazgeçmenizi tavsiye ederim.

  7. baki 04:36 de 28 Ocak 2012

    merhaba, şu anda bir başka firmanın kullandığı marka ismini tescil ettirmek istiyorum. firma yerel bir firma ve kısa süredir bu markayı kullanıyor. marka tescile açık durumda. markayı tescil ettirmemin akabinde (eğer) oluşabilecek hukuki sorunlar nelerdir ?

    şuanda bu markayı tescilsiz olarak ticari olmayan internet üzerindeki bir faaliyetimde bende kullanıyorum lakin tescil ettirmemin akabinde ticari olarak kullanacağım

  8. baki 04:32 de 28 Ocak 2012

    merhaba

Sorunuzu veya yorumunuzu paylaşabilirsiniz

Önceki yazıyı okuyun:
renk markası
Renk, ses, koku marka olur mu?

Renk, ses ve kokuların marka olarak tescil edilebilmesi ihtimalini tartıştığımızdan bundan 11 yıl önce yazdığımız makalemizi Sınai Mülkiyet Kanunun çıkması...

Kapat