Değerli okuyucularımız, geçtiğimiz iki yazımızda sizlere marka hakkımızın ihlal edilmesi durumunda ilk yapılacak iş olan ihtarnamenin taşıması gereken özellikleri aktarıyorduk. Bizim bu yazı dizimizden amacımız, iş yeri sahiplerine marka hakkının onlara neler sağladığını anlatmaktır. Elbette her olay kendisine özgü karakteri olacaktır ve bu duruma göre de ihtarnamemiz şekillenecektir.

Önceki yazımızda haklarımızın neler olduğunu yine yazmıştık şimdi bundan sonraki madde bu haklarımızın hukuki dayanaklarını bildirmeye sıra geldi. Öyle ya; karşımızdakinin iyiniyetli olarak ve farkında olamadan bizim markamızı kullandığını düşündüğümüzden basiretli bir tüccar gibi davranıp öncelik ihtarname çekmeye karar verdik. Muhatabımızı bu haklarımızın bize kanun tarafından verdiliğine inandırmamız lazım, hoş inanmasa da çok bir şey değişmeyecektir.


İhtarnamenin temel amaçlarından birinin de caydırıcı olmasıdır, yani bizim haklarımızı savunma konusunda karalılığımızı göstermesidir. Bu sebeple şayet muhatap haksız fiil oluşturan eylemlerinden vazgeçmezse nasıl yaptırımlarla karşı karşıya kalacak onları da takip eden maddelere yazmalıyız.

Türk Ticaret Kanunu’nun 57. maddesinin 5. maddesinde yazılı olan, “başkasının emtiası, iş mahsulleri ve ticaret işletmesiyle iltibaslar meydana getirmeye çalışmak veya buna müsait bulunan tedbirlere başvurmak, hususiyle başkasının haklı olarak kullandığı ad, unvan, marka, işaret gibi tanıtma vasıtalarıyla iltibasa meydan verebilecek surette, ad, unvan, marka, işaret gibi tanıtma vasıtaları kullanmanın” haksız fiil ve haksız rekabet teşkil ettiğini yazarak başlayabiliriz.

Bu bilgiden sonra, 556 sayılı Markaların Korunması Hakkındaki KHK’nin “marka tescilinden doğan hakların kapsamı” başlıklı 9. maddesinde belirtilen hallerde, marka sahibinin izni alınmadan markasının kullanılmasının önlenmesini talep hakkı olduğunu ve bu hallerin neler olduğu belirtilebilir.

Ve bundan sonra kişinin hangi davranışının tecavüz olduğunu vurgulamak için 556 sayılı KHK’nin 61. maddesine göre hangi fillerin marka hakkına tecavüz oluşturduğu belirtilebilir.
Olayın gereğine göre de ilgili kanun maddelerini yazabiliriz ayrıca Ceza Kanunumuzda yer alan yaptırımları da yazabiliriz.

Ve bunları yazdıktan sonra sıra geldi talebimize; biz bu ihtarı neden çekiyoruz ve ihtarname neticesinde muhatabın ne kadar sürede, ne yapmasını istiyoruz. Bunu bir örnekle somutlaştıralım. Örnek: “işbu ihtarnamenin tebliğ tarihinden itibaren en geç 7 (yedi) gün içerisinde noterden göndereceği cevap ile A markasının aynısını ve benzerini; ibare, logo ya da şekil olarak hiçbir yerde kullanmayacağını, şimdiye kadar tabela, broşür vs. yerlerde kullanmış olduğu A markasını sileceğini taahhüt etmesini ihtaren bildiririz.” Diyerek konumuza uygun olan talebi de bildirmiş oluyoruz.

Ve son olarak kararlığımızı dile getirdikten sonra muhatabımızın her hangi bir ihtilafa yer bırakmayacak şekilde hareket etmesini isteyip yine basiretli bir tüccar gibi iyiniyetle ihtarımızı sonlandırabiliriz.
Yazmış olduğumuz üç yazıda sizlere kısaca ihtarnamede yazılması gereken unsurları aktardık, elbette bu örnekler çoğaltılabilir. Unutmayalım ki bizim için en faydalı olan konunun sulh ile muhatabımızla karşılıklı anlaşma ile çözülmesidir.

2016-11-05T22:49:57+00:00 17/12/2006|Categories: Marka Hukuku|Tags: , , , , , |
Önceki yazıyı okuyun:
Marka İçin İhtarname – 1

Değerli okuyucular bu yazımızda biraz soluklanıp, pratik hayatta karşılaşılan marka uyuşmazlıklarını inceleyeceğiz. Şimdiye kadar anlattığımız gibi bir marka sadece bir...

Kapat