Bir “markalaşalım tartışmasıdır” gitmektedir, bununla ilgili seminerler verilmekte, ücretsiz konferanslar düzenlenmekte ve hatta marka başvurularına devlet tarafından teşvikler verilmektedir. Peki ne oldu da son bir kaç sene de bu konuda bu kadar gündeme geldi, “marka” demek, ne demek?

İşte sizlerle birlikte bu köşemizde bu konuyu masaya yatıracağız ve gerek teorik anlamda gerekse pratik anlamda bu konunun üstüne eğileceğiz. Marka oluşturmak için tavsiyelerimizi sizlerle paylaşıp bu konuda yapılması ve de yapılmaması gereken altın kuralları size aktaracağız. Ve özellikle konuyu hukukçu bakış açısıyla değerlendireceğiz. Tabi sadece marka değil, genel anlamda Sınai Mülkiyet Hukuku kapsamına giren; patent, faydalı model, endüstriyel tasarım konularına da değineceğiz.


Benzer mal (eşya, ürün) ya da hizmetleri başkalarının mal (eşya, ürün) ya da hizmetlerinden ayırt etmek için kullanılan işaret, marka olarak tanımlanmaktadır. Kesinlikle ifade edebilirim ki markası olmayan ürün yoktur. Ticari değeri olan her ürünün mutlaka bir markası vardır.
Size kısaca tanımladığımız markanın macerası, Eski Mısır çanaklarındaki resimlerle başlamaktadır. Roma döneminde ise marka hakkına tecavüz nedeniyle dava açılabilmekteydi zira o dönemde üretilen ürünlerin çoğunun üstünde şekiller bulunurdu. Orta çağa gelindiğinde ise marka, artık şahısın imzası olmaktan çıkarak işletmelere ait olmaya başlamıştır. Görüldüğü gibi her ne kadar ülkemizde bu konu yakın tarihte önem kazanmış olsa bile markanın geçmişi yüz yıllara dayanmaktadır.

Ülkemizde ise ilk yasal düzenleme 20 Eylül 1871 tarihli Alameti Farika Nizamnamesi ile yapılmıştır. Şu an yürürlükte olan kanun ise 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’dir.
Bu kanun 27 Haziran 1995 tarihinde yürürlüğe girmiş olup acele hazırlanan kanunlarımızdan birisi olduğu için birçok konuda eksiklikler ve çelişkiler içermektedir. Yeri geldikçe inceleyeceğimiz, olumsuzlukları gidermeyi hedefleyen bir kanun taslağı gündemdir. Peki ne oldu da bu 556 sayılı KHK bir gecece çıktı? Acaba benim kanun koyucumun “aman benim vatandaşımın fikri haklarını koruyayım” düşüncesinden mi yoksa o tarihte gündem de olan Gümrük Birliği sürecinden mi? Ne dersiniz? Ve ne tesadüftür ki Türk Patent Enstitüsü de 1995’te kurulmuştur. Konunun bize yansıması olarak marka artık bir işletmenin olmazsa olmaz unsurudur.

KHK’nın temel amacı tescil edilen markayı korumaktır. Fakat bu durum tescilsiz markaların korunmayacağı anlamına gelmemektedir. Tescilsiz markalar Türk Ticaret Kanunu’nun haksız rekabet hükümleri çerçevesinde korunmaktadır. KHK’nin 8. maddesinde de tescil markaların lehine hüküm yer almaktadır. Anlaşıldığı üzere markanın doğumu için tescil gerekmemektedir, marka hakkı kullanılmak ile de doğmaktadır. Fakat tescilsiz bir marka, tescil edilen bir markanın sahip olduğu savunma yolları kadar etkili korunmaya sahip olamayacaktır.

İşletmeler kurulur, bu işletme başarılı olur ve neden sonra artık marka tescil ettirilmesi düşünülür veya rakipleriniz tescil ettirmiştir aman bende marka tescil ettireyim denilir. Ya da bir gün işyerinize en iyi ihtimalle, markasını taklit ettiğinizi ihtar eden bir yazı ile aklınız başınıza gelir ve başınıza daha büyük dertler açılmadıysa marka tescili için başvuru yapılır.

Olması gereken ise daha işyerinizin kuruluş işlemlerine başlamadan önce markasını tescil etmenizdir. İşte bu sebepledir ki artık marka başvuruları için şahsi başvurular kabul edilmektedir. Tabi şuan ki ticaret anlayışıyla, bu ideal noktaya ne zaman geliriz bilinmez. Bu arada biz avukatlar için konunun böyle sorunlu, toplumun bilinçsiz olması ve hatta piyasada danışmalık şirketi adı altında ne yaptıkları belli olmayan firmaların olması işimize gelmiyor değil.

Yukarıdaki giriş yazımızdan sonra, “Ben ticaret odasına kayıtlıyım ve bundan sonra aynı isimle başka şirket de kurulamaz, zaten bu sebeple daha kayıt olurken uygun isim bulana kadar canım çıkmıştı, şirket adımı tescil ettireceğim de ne olacak” şeklindeki bir soru, okurlarımızın aklına gelen ilk soru olmalı. Bu soruya diğer yazımızda cevap vereceğiz.

2011-05-02T17:36:47+00:00 17/09/2006|Categories: Marka Hukuku|Tags: , |
Önceki yazıyı okuyun:
Marka benzerlikleri

Değerli okurlarımız bu haftaki yazımızda bir okurumuzdan gelen soruya cevap vereceğiz. Okurumuz, tescilli bir markasının olduğunu fakat bir başkası tarafından...

Kapat