Marka ve Ticaret Unvanı Karşılaşırsa

2011-05-02T17:36:09+00:00 27/11/2008|Categories: Marka Hukuku|Tags: , , , , , , , |

Son Güncelleme 02.05.2011

Eski firması bulunduğu ilde bilinen ve uzun yıllardır faaliyet göstermektedir. Aynı sektörde faaliyet gösteren yine eski Uyanık, firması kendi markasını tescil ettirirken, Eski firmasının piyasada kullandığı ticaret unvanının tescil edilmediğini fark etmiş ve rakibini baskı altına almak için marka tescil başvurusunda bulunmuş, Eski firması bu başvurudan haberdar olmadığı için itiraz etmediğinden başvuru kabul edilerek Uyanık için tescil edilmiştir.

B firması, rakibinin markasını tescil ettirmekle kalmamış, belgeyi alır almaz karşı tarafa ihtarname göndererek markanın kullanılmasını engellemek istemiştir. Bu durumda Eski firması neler yapabilir? Uyanık’ın haklı olduğu yönler de var mıdır?

Eski firması derhal tescil edilen markanın sicilden silinmesi için tedbir talepli hükümsüzlük davası açmalıdır. Bu davada markanın uzun yıllardır kendileri tarafından kullanıldığını ve bulundukları bölgede maruf olduklarını beyan ederek, ticaret alanında markanın kullanıldığı yerleri, tanıtım yaptıkları dergi, gazete reklamlarını delil olarak dosyaya sunmalıdırlar.
Uyanık firmasının ilk itirazı, Eski’nin bu davayı zamanında açmadığı çünkü itiraz edilmesi gerekirken itiraz edilmediği şeklinde olabilir. Fakat bu süre itiraz yerinde değildir, gerek öğretide gerekse Yargıtay kararlarında, bu davanın açılması için itiraz şartı aranmadığı açık şekilde belirtilmektedir. Fakat henüz ilan aşamasındayken hükümsüzlük davası açılamaz, burada konu TPE nezdindedir ve itiraz hakkı mevcuttur.

Davada marka üzerindeki gerçek hak sahibinin kim olduğu sorusuna yanıt bulunmalıdır? İlk tescil ettiren mi hak sahibidir yoksa daha önce kullanan kişi mi hak sahibidir?

Marka üzerindeki hakkın iktisabı ve korunması ile ilgili olarak üç önemli ilkeden biri olan marka üzerindeki öncelik hakkı, o markayı ihdas ve istimal eden ve piyasada maruf hale getiren kişiye aittir ki buna “gerçek hak sahibi” denilir ve bu gibi durumlarda markanın tescili sadece açıklayıcı etkiye sahiptir. Yani, marka üzerindeki hak tescilden önce doğmuş bulunmaktadır.
Yargıtay’ın açık hükmü şöyledir: “Markanın gerçek sahibi, markasının aynısını veya ayırt edilemeyecek benzerini, her nasılsa marka olarak tescil ettiren kimsenin bu eylemi gerçek marka sahibinin hakkına tecavüz sayılır ve bu tecavüzü Ticaret Kanunu’nun ve izleyen maddelerde yer alan haksız rekabet hükümlerine ve özellikle bu konudaki özel düzenlemeyi teşkil eden 556 sayılı Markalar Hakkındaki KHK’nin 8/III ve 42/I-b göre önlenebilir ve sonradan tescil edilmiş markanın terkinini isteyebilir”.

Gelecek yazımızda bu uygulamada sıkça karşılaştığımız konuya devam edeceğiz.

Sorunuzu veya yorumunuzu paylaşabilirsiniz

Önceki yazıyı okuyun:
Ticaret unvanlarının iptali

Bu hafta sizlere marka hukuka benzer bir konuyu işleyeceğiz. Bilindiği gibi ticaret unvanları da işletmeler tarafından firmalarını ayırt etmek için...

Kapat