Değerli okurlarımız geçen hafta sizlerle birlikte “Hükümsüzlük Davaları”nı incelemeye başlamıştık. Bu hafta gelen sorulardan konunun önemi de anlaşılmış oldu. Çünkü markamızın tescili ile her şeyin bitmediğini, aynı anda iki benzer markanın tescil edilebildiğini okurlarımızdan gelen elektronik postalardan da anlamış oluyoruz.

Tescilli aynı markaların hükümsüzlüğü kararı alınması daha kolayken, benzer markaların hükümsüzlüğünün kararını almak daha zordur. Benzer markalarda hükümsüzlük kararı verebilmek için iki kıstas belirlenmiştir, bunlardan ilki bütünsel benzerlik, ikincisi ise iltibas ihtimalidir. Geçen yazımızda bütünsel benzerliğin ne olduğunu örneklerlerle açıklamıştık ve şimdi sizlere iltibas ihtimalini açıklamaya gayret edeceğiz.


İltibas ihtimali, bir markanın aynen veya benzerinin kullanılması suretiyle, alıcı zihninde gerek emtiaların gerekse üreticinin kaynağı açısından yanlış kanaatler uyandırılması ve bunların aynı yerden piyasaya sürüldüklerinin düşündürülmesi, bu yönde çağrışımlar yaptırılmasıdır. Bu ihtimal öyledir ki, sadece belirli bir mal veya hizmetin alınması sırasında değil; alıcıların mal veya hizmetlerinin birbirinden farklı olduklarını anlamalarına rağmen, bunların kaynağının aynı işletme olduğuna veya malları satan yahut hizmetleri sunanlar arasında idari veya ekonomik bağlılık olduğuna inanmaları halinde yine iltibas hali vardır.

Çağrışım yapması önemli bir ölçüttür, peki bunu günlük hayatta nasıl ispatlarız. Postacıların, kargo görevlilerinin adresleri karıştırması önemli bir göstergedir, çünkü onlar işinde uzman olmasına rağmen eğer bu hatayı yapıyorsa normal vatandaş zaten karıştırır. Ya da şirketimizin araçlarının üzerine şirketin logosunu bastırdık, yine benzer bir marka sahibi şirkette kendi araçlarına bunu yaptı diyelim. Trafikte yaptıkları hataları eğer şirketinize telefonla ihbar ediyorlarsa yine bir başka göstergedir. Bunlar markamızın olumsuz etkilendiği ve halk tarafından karıştırıldığının ispatıdır. Marka hakkının ihlalinden söz edebilmek için, iltibas ihtimali yeterlidir. Karışıklığın gerçekleşmesi şart değildir. Marka hakkına tecavüz eden kişinin iyiniyetli olması onu hukuki sorumluluktan kurtarmaz.

İltibas ihtimalinde nazara alınacak alcıların tespiti de önemlidir. Burada Yargıtay’ın yaklaşımı şöyledir: “Dava konusu markalar arasında ayniyete yakın benzerlik olduğu ve orta zekâlı alıcı açısından iltibas varsa markalar arasında haksız rekabetin varlığının kabulü gerekir.”
Eğer mal veya hizmet belirli bir kitleye hitap etmesi halinde de iltibas ihtimalinin varlığının tayinde o kitle ve kitlenin içindeki ortalama bilinçli alıcılar nazara alınarak bir sonucu varılmalıdır. Uzman bir gruba hitap ediyorsa ufak tefek farklılıklar iltibasın ortaya çıkmasına engel olabilecektir.

Şu an ülkemizde tescil edilmemiş marka sayısı oldukça yüksektir fakat TPE’nin etkin çalışmalar neticesinde toplum bilinçlenmekte gün geçtikçe marka başvuru sayısı da artmaktadır. Fakat bir süre sonra bu tescilli markalarla ilgili hükümsüzlük davaları gündeme gelecektir. Haftaya konumuzun ayrıntılarını örnek davalarla inceleyeceğiz.

2011-05-02T17:36:17+00:00 11/03/2007|Categories: Marka Hukuku|Tags: , , , , |
Önceki yazıyı okuyun:
Kullanılmayan Markaların Sonu

Değerli marka takipçileri, geçtiğimiz yazımızda sizlere markanın nasıl haczedileceğini aktarmıştık, bu yazımızda ise markanın kullanılması konusuna değineceğiz. Markaların Korunması Hakkındaki...

Kapat