Geçen hafta sizlere markaların devrini bir okurumuzun sorusuna cevap vererek işlemiştik, bu hafta ise markaların haczine deyineceğiz. Bu konu özellikle alacaklıların ilgi alanına girmektedir çünkü gittikçe markalaşma artmakta ve markalar da para ile ölçülebilir hale gelmektedir.

Markaların Korunması Hakkındaki KHK’nin 19. maddesi, markanın ticari işletmeden bağımsız olarak haczedilebileceğini hükme bağlamıştır. Haczin sicile kaydını ve yayımlanacağını bildirmişken, uygulama ile ilgili çok da fazla bilgi verilmemiştir.


Geçen yazımızda anlattığımız üzere markalar devir edilebilir niteliktedir. Bu özelliğinden dolayı hacze de konu olabilecektir. İlgili hüküm her ne kadar tescilli markaları ilgilendirmekteyse de birazdan anlatacağımız üzere tescilsiz markaların da haczi mümkündür.

Markanın haczedilmesi, marka sahibinin markayı kullanmasını önlemez. Markanın temsil ettiği mal ve hizmetlerden bir kısmı itibariyle haczedilmesi mümkün değildir, yani marka kısmen hacze konu olamaz. Bir marka, birden fazla mal veya hizmeti temsil etse de temsil ettiği bu sınıflar için ayrı ayrı tescil edilmedikçe tek bir hak oluşturur. Ve bu tek hakkın kısmen haczi mümkün değildir.

Her ne kadar KHK madde 19, bize markanın haciz edilebileceğini söylese de uygulama hakkında bilgi vermemektedir. Bu bilgiyi İcra İflas Kanunumuzdan çıkartıyoruz. Marka sahibi aleyhine yapılan icra takibi kesinleştikten sonra, sıra marka üzerine haciz konulmasına gelecektir. Alacaklı bu hakkını borçluya ödeme emrinin tebliğ edilmesinden itibaren 1 sene içerisinde kullanması gerekir.

İİK’nunda 2003’te yapılan değişiklik ile haciz işleminin icra dairesince, sicil kaydına işlenmesi yoluyla da yapılmasının yolu açılmıştır. Alacaklı, haciz aşamasına getirdiği icra takibinde haciz talebinde bulunacak, bu istem üzerine icra müdürü haciz kararı alacaktır. Bu haciz işlemi sicil kayıtına yazıldığı anda haciz tamamlanacaktır.

Tescilsiz markalarda ise yukarıda bahsedilen değişiklik yapılmadan önce kullanılan İKK 94’e göre yapılabilir. Bu arada bilinmelidir ki tescilli marka bu madde yoluyla da haczedilebilir fakat ilk yöntem daha basittir. Bu yöntemde bir sicil kayıtı olmadığından haczin gerçekleştiği an bu durumun şirkete tebliğ tarihi olacaktır.

Peki haciz nerede yapılmalıdır? Hukuk mantığına en uygun düşen marka sahibinin ikametgahı veya işyeri olacaktır. Tescilli markanın haczinde sicile kayıt girildiğinden böyle bir tartışmaya gerek yok.

Tescilsiz markanın haczi yer bakımından zor olmasının yanında başka zorlukları da vardır, mesela: borçlu kullandığı bu markanın kendisine ait olmadığı ileri sürebilir. Bu markanın aslında başkasının olduğunu kendisinin sadece lisans hakkı sahibi olduğunu iddia edebilir. Bu durumda alacaklının işi biraz daha zorlaşacaktır.

Konuyu özetlersek: Tescilsiz markalar İİK 94’e göre, tescilli markalar hem İİK 94’e hem de İİK 79’a göre haczedilebilir. Bu haciz 94’e göre yapılırsa tebliğ tarihinde, 79’a göre yapılırsa sicile kayıt tarihinde haciz gerçekleşmiş olacaktır.

Son olarak belirtmeliyiz ki; markanın haczedilmesi, alacaklıya markayı kullanma hakkı vermez, hacizden amaç alacaklının alacağını paraya çevrilen marka hakkından elde edilen bedel ile karşılamaktır. Fakat icra satışında, alacaklının bu markayı satın almasının önüne de geçilemeyecektir.

2011-05-02T17:36:17+00:00 04/02/2007|Categories: Marka Hukuku|Tags: , , , , |
Önceki yazıyı okuyun:
Markanın devredilmesi

Değerli marka takipcileri bu hafta bir okuyumuzdan gelen mail doğrultusunda markanın devredilmesi konusunu sizlere aktaracağız. Okuyucumuz 8 yıllık kullanımı sonucunda...

Kapat