Sosyal Medya’da Marka Savaşları

2016-11-05T22:49:44+03:0026/09/2014|Categories: Bilişim Hukuku, Marka Hukuku|Tags: , , , , , |

sosyalmedya-markaSosyal medya tüm alanları değişitirdiği, yenilediği gibi geleneksel marka hukukunu da etkiledi, temel kurallar değişmese de problem türlerine yenilerini ekledi. Değişen iletişim kuralları ile birlikte her şirket markası ile sayfa veya hesap açarak yeni medyada yerini aldı, insanların toplandığı bu alanda ticaret ile birlikte hukuk da işlemeye başladı.
Markalar, sosyal medya sitelerinin nimetlerinden birisi olarak sevenlerinin kişisel bilgilerini alma şansına sahipler. İşte bu bilgileri ele geçirmek isteyen kişiler, tanınmış markaların sahte hesaplarını açarak hem marka hakkını ihlal ediyorlar hem de kişisel verileri ele geçiriyorlar. Tanınmış markaları kullanarak farklı ürünnleri bu marka adını kullanarak satmaya da çalışan kişiler asıl markaya zarar verirken, müşterilerini mağdur ediyorlar.


Başkalarının alan adını tescil etme girişimleri nedeniyle sosyal medyadaki tartışmalardan çok önce alan adı uyuşmazlıklarından bu konuya hepimiz aşinayız. Yıllardan beri kötü niyetli üçüncü şahıslar, başkasının markasına benzer alan adını kullanma girişiminde bulunuyor. Facebook, Twitter gibi sosyal medya sitelerinde kullanıcı adları kişilerin kimlikleri ile ilgili daha çok ayrıntı verdiği için alan adı uyuşmazlığından daha çok riskli. Kullancılar bu sahte hesapları gerçeklerinden ayırması alan adlarında olduğu gibi çok da kolay değil. Benzeri kötüye kullanımların önüne geçmek için Twitter tarafından onaylanmış hesap uygulaması bir süredir kullanılıyor. Marka ihlali söz konusu olduğunda hemen hemen her sosyal medya sitesinin şikayet sayfaları da etkin şekilde çalışıyor.

Fan sayfaları, ürün hakkında incelemeler, yorumlar, şikayetler gibi dürüst kullanım ile marka hakkı sosyal medyada dengelenmesi gerekn iki ana husus. Terazinin diğer kefesindeki bu unsurlar şirketlerin kendilerine çeki düzen vermesini sağlayan, tüketicinin daha önce hiç sahip olmadığı yeni bir güç. Markaların hak ihlali iddialarını ileri sürerken kullanıcının eleştiri sınırı aşmayan ifadeleri için anlayışlı davranması artık bir zorunluluk haline geldi. Marka sahibi yine de hakkını kullanmakta ısrarcıysa, marka kullanıldığı mecra yetkilisi yine internetin kendi kuralları ile marka hakkı arasında denge kurarak karar vermelidir. Mecra sahibi sürekli benzer tartışmaların odağı olmuşsa bu defa kullanıcı sözleşmeleri konuyu çözüme kavuşturabilir. Herşeye rağmen konu mahkemeye gelmişse bu sefer hukukçuların bu dengeyi gözetmesi, markaların sosyal medyada çift taraflı iletişim kurmasının son noktası olacaktır.

Markaların kendisini korumasının ilk yolu ise sosyal medya hesabı açmaktan geçiyor. Sosyal medyada yer almayıp, sahte hesaplardan yakınmaktansa her ne kadar tüm benzer hesapları alınması mümkün değilse de en azından tek bir ana markaya ait hesap oluşturulabilir. Eğer ticari olarak sosyal medyayı kullanmak isteniyorsa bunu da muhtemel krizleri engellemek için işin uzmanı kişilere emanet edip, aktif şekilde kullanılmalıdır. Eleştiriler marka aleyhine ticari etki doğuracak seviyede değilse, müdahale etmeden, kontrol altında tutarak, algıyı yönetmeye çalışmak en doğrusu olacaktır. Aksiyon alınması gereken bir durum varsa önce içeriğin yayınlandığı sitenin kurallarına hakim olunması size kaleyi içten fethetme şansı verecektir. Bu ilk hukuksal girişimler sonrası, sürenin uzadığı, kontrolün sizde olmadığı mahkemeler markalar için son ihtimal olmalı, bu süreçte de her zaman uzlaşmaya yakın olmak bir kazanım olacaktır.

Marka uyuşmazlıkları sadece uyanık üçünçü şahıslarla veya öfkeli müşterilerle yaşanmıyor, elbette rakipler de boş durmuyor. Rakiplerin amacı bazen karşılaştırma ile itibarı basamak yapmak bazen da bu itibarı zedelemek oluyor. Viral reklamların yayılması uygun ortam olan sosyal medyada bir marka, amatör görünümlü profesyonel bir karşılaştırmalı viral videoyu sosyal medyanın engin ağlarına atması halinde kimse sorumlunun kim olduğunu bulanamıyor, kimin yaptığı da belli olduğu için kimse kaynağıyla ilgilenmiyor. Ancak mümkün olduğunca engelleniyor, sildiriliyor. Hem racon geriği kimse de bu konuda “karakola” gitmiyor, kendi viral videosuyla cevabını veriyor. Yeri gelmişken her ne kadar Tüketici Kanunun’da markalarla karşılaştırmalı reklama imkan tanındı diye haberler yapılmış olsa da, Kanunun ilgili maddesi değişmedi. Yönetmelik sadece marka belirtmeden karışlaştırmaya izin veriyor. Bu nedenle eskisine göre birşey değişmemiş oluyor. Yönetmelik maddesi değişene kadar virale devam.

Markaların sosyal medya savaşındaki en önemli cephesi projeleri. Rakipler müşterileri nezdinde öne geçmek, kendilerini sevdirmek, sadakati atırmak, tüm bu emeği tüketim ile paraya dönüştürmek için yeni medya cephesinde en kanlı savaşlarını veriyor. Fikirler havada uçuşurken bir fikrin kıvılcımını veren kişi veya ajanslar teklifini verdiğini projesini müşterisinde veya rakibinde gördüğünde işte o zaman işin tadı gerçekten kaçıyor. Bunları önlemek için çalışmalara gizlilik sözleşmesi ile başlanması alışkanlık haline getirilmelidir. Projeler mutlaka ayrıntılarıyla yazıya dökülmeli, mümkün olduğunca toplantılar yazılı tutanağa dönüştürülmeli, bunun için her toplantı sonrası e-posta yazışması yapılabilir. Mümkün olduğunca fikirler yazıya, resme, videoyai demo uygulamaya dönüştürülmelidir. Bu demoların elektronik imza ile imzalanıp, zaman damgası alınması da ispatı çok kolaylaştıran bir yöntem, bunun için çeşitli firmaların uygulamaları kullanılabilir.

Sorunuzu veya yorumunuzu paylaşabilirsiniz

Önceki yazıyı okuyun:
HukukiWeb – HW29 – Google’ın spame karşı yaptığı çalışma ve Yelp ile TinyCo’nun aldıkları ceza

Kapat