Yurt dışında patentli ürün Türkiye’de korunur mu? Yargıtay 4 Mart 2008

Son Güncelleme 02.05.2011

YARGITAY
11. Hukuk Dairesi Başkanlığı
4 Mart 2008 Esas No: 2006/11131 – Karar No: 2008/2607
Yurtdışında Tescilli Patent- Türkiye’de Tescil Edilmemiş Olan Buluşların Korunması
-551 Sayılı Patent Haklarının Korunması Hakkında Kanun Hükmünde
Kararname’nin 133/2. maddesi – Türk Ticaret Kanunu’nun 56. maddesi
Patent ve faydalı model hakkında düzenleme getiren 551 sayılı KHK’de Türkiye’de tescil edilmemiş olan buluşların korunmayacağı yönünde bir hüküm bulunmamakta olup, TTK’nin haksız rekabete ilişkin 56 vd. maddeleri de dikkate alındığında, tarafların iddia ve savunmaları üzerinde durularak, davalı taraf adına tescil edildiği anlaşılan
faydalı modelin hükümsüzlüğü istemi ile açılan dava sonucu da gerektiğinde beklenilerek, oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın reddedilmesi doğru görülmemiş, hüküm bu nedenle davacı yararına bozulmuştur.

Karar:
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 2.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 18/04/2006 tarih ve 2004/893–2006/120 sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 04.03.2008 gününde davacı avukatı geldi, davetiye tebliğine rağmen davalı vekili duruşmaya gelmediğinden, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan davacı avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek
karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hâkimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, merkezi Minesota’da bulunan davacının 1970’li yıllardan beri özellikle ilaç, kozmetik, gıda ürünleri için basınca duyarlı etiketleme makineleri tasarımlayan ve üreten, dünya lideri bir firma olduğunu, davalı şirketin ise patent hakları müvekkiline ait olan 4400/4500 model etiketleyicileri müvekkilinin rızası olmadan aynen taklit ederek, Türkiye ve Ortadoğu’ya sattığını, davalının üretim ve satışını yaptığı makinenin tasarım olarak davacı makinesinin aynısı olduğunu, davalının ayrıca bazı firmalara teklif verirken teklifinde ‘Trine 400’ ibaresini kullandığını
ve sanki Trine ile bağlantısı olduğu kanısını uyandırmaya çalıştığını, öte yandan davalının, müvekkiline ait patente konu olan buluş hakkında faydalı model başvurusunda bulunduğunu ileri sürerek, davalı eyleminin haksız rekabet teşkil ettiğinin tespit ve önlenmesine, haksız rekabetin neticesi olan durumun ortadan kaldırılmasına,
haksız rekabet ve yanlış beyanların düzeltilmesine, davalının ürettiği makinelerin üretim ve satışının durdurulmasına, hükmün ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının sahibi olduğunu iddia ettiği patentlerin ABD’de tescilli olduğunun dava dilekçesinde açıkça belirtildiğini, patentlerin korunmasında ülkesellik ilkesinin geçerli olup, Türkiye’de bu hakkına dayanarak koruma isteyemeyeceğini, ayrıca müvekkilinin üretimini gerçekleştirdiği makinenin kendi tasarımı olduğunu, müvekkilince geliştirilen makineye TPE nezdinde faydalı model tescil müracaatının kabul edildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davacı ürününün ABD’de tescilli beş adet patente konu olduğunun belirtildiği, etiketleme makineleri için davacının TPE nezdinde tescilli tasarım veya patent belgesinin bulunmadığı, o halde yalnızca ABD’de geçerli patent belgesinden doğan hakların Türkiye’de ihlalinden bahsetmenin söz konusu olamayacağı, ayrıca bu buluşun veya ürünün Türkiye’de haksız rekabet yolu ile korunmasının da talep edilemeyeceği, aksi düşüncenin TPE’ne hiçbir bedel ödemeden ve ülkemizde geçerliliği bulunmayan bir buluşa veya ürüne koruma verilmesi anlamına geleceği, bu hususun patent belgesinin süreli olması ve 20 yıllık sürenin sonunda buluşun tüm insanlığın hizmetine sunulması ve herkesin bundan istifade etmesini sağlayan amacına ve 551 sayılı KHK.nın 133/2. maddesine aykırılık teşkil edeceği, ayrıca özel yasa düzenlemelerinin bulunduğu hallerde genel hukuk kurallarına başvurulmasının da mümkün olmadığı, kaldı ki davalının 08.09.2004 tarihinden geçerli olacak şekilde faydalı model belgesi aldığı ve haksız rekabetin bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, ABD’de tescil edilerek patent hakları müvekkiline ait olan makinenin davalı tarafından taklit edildiğini ve adına faydalı model başvurusunda bulunduğunu iddia etmiştir. Davalı … Makine San ve Tic Ltd Şti 08.09.2004 tarihinde, TPE nezdinde faydalı model başvurusunda bulunmuş olup, 18.04.2006 tarihli dilekçesinde
davacı vekili, davalı adına olan faydalı modelin hükümsüzlüğü istemi ile İstanbul 1.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nde 2006/162 Esas numarası ile dava açtıklarını belirtmiştir. Mahkemece, dava konusu buluşun Türkiye’de 551 sayılı KHK gereğince davacı adına tescilli olmadığı, ayrıca değişik iş tespit dosyasında resimler üzerinden yapılan inceleme ile düzenlenen bilirkişi raporuna itibar edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Patent Haklarının Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin 1.maddesine göre, 551 sayılı KHK’nin amaç ve kapsamı; buluş yapma faaliyetini özendirmek, buluşların sanayiye uygulanması ile teknik, ekonomik ve sosyal ilerlemenin gerçekleştirilmesini sağlamak için buluşlara patent veya faydalı model belgesi vererek korumak; sınai hakkın tesisine uygun buluşlara patent veya faydalı model belgesi verilerek bunların korunması ile ilgili esasları, kuralları ve şartları kapsamaktır. Ancak, patent ve faydalı model hakkında düzenleme getiren 551 sayılı KHK’de Türkiye’de tescil edilmemiş olan buluşların korunmayacağı yönünde bir hüküm bulunmamaktadır. TTK’nin haksız rekabete ilişkin 56 vd. maddelerinin varlığı karşısında mahkemenin ilk gerekçesi, hukuka uygun bir gerekçe olarak kabul edilemez. Bu durumda mahkemece, tarafların iddia ve savunmaları üzerinde durularak, davalı taraf adına tescil edildiği anlaşılan faydalı modelin hükümsüzlüğü istemi ile açılan dava sonucu da gerektiğinde beklenilerek, oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın reddedilmesi doğru görülmemiş,
hükmün bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü
ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, takdir edilen 550,00 YTL duruşma vekillik ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 04.03.2008 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Sorunuzu veya yorumunuzu paylaşabilirsiniz

Önceki yazıyı okuyun:
TV program sunuculuğu FSEK – Borçlar Kanunu – Eser YH Genel Kurulu K. 2009/541

T.C. YARGITAY HUKUK GENEL KURULU E. 2009/15-459 K. 2009/541 T. 18.11.2009 ÖZET : Dava, eser sözleşmesinin haksız feshine dayalı cezai...

Kapat