TASARIM HAKKI SAHİPLİĞİNİN HÜKÜMSÜZLÜĞÜ VE HAK SAHİBİ ADINA TESCİL

Son Güncelleme 04.09.2017

Tasarım hükümsüzlüğü davası ve tasarım hakkı sahibinin tespiti davasının aynı dava da açılabileceğine dair aşağıda karar yr almaktadır. Her ne kadar yürürlükten kalkan 554 Sayılı KHK dönemine ait olsa da yürürlükteki Sınai Mülkiyet Kanunu açısından da uygulanabilir bir karardır.

11. Hukuk Dairesi 2002/12227 E., 2003/1712 K.

Davalı tasarımının hükümsüzlüğüne karar verilmesi istemini içeren davada, davacının talep neticesini genişletmesine davalı taraf usulünce itiraz etmediğine, hükümsüzlük ve hak sahibi adına tescil davasının birlikte açılması mümkün bulunmasına göre, mahkemece hükümsüzlüğüne karar verilen dava konusu tasarım hakkı sahipliğinin, davacı adına tesciline de karar verilmelidir.

Taraflar arasında görülen davada (Konya Asliye Ticaret Mahkemesi)nce verilen 29.5.2002 tarih ve 2000/1073-2002/423 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak taraf vekilleri tarafından istenmiş olmakla, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkilinin ütü masası için 20.10.1999 tarihinde endüstriyel tasarım belgesi almak için başvurduğunu, ancak davalının Türk Patent Enstitüsü’ne müvekkilinden 37 dakika sonra ütü masası tablosu için yaptığı başvurunun ve müvekkilinin başvurusuna yaptığı itirazın kabul edilerek tasarım tescilinin iptal edildiğini, davalının tasarımının yenilik vasfına haiz olmadığını ileri sürerek, davalı tasarımın 554 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 43/a ve c bentleri gereğince hükümsüzlüğüne karar verilmesini istemiştir.

Davalı vekili, müvekkilinin tasarım tescili aldığı ürünü 31.6.1999 da üretime başladığını, davacının ise bu tarihten sonra üretim yaptığını, kararnamede başvuru önceliği açısından dakikanın önem arzetmediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, toplanan kanıtlar, tanık beyanları ve bilirkişi raporuna göre, davalının tescil ettirdiği tasarımın yenilik ve ayırdedicilik niteliği bulunmadığı, davacının tescil başvurusunun daha önce olduğu, koruma hakkının daha önce başvuran tasarım sahibine ait olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, davalının 7286 nolu endüstriyel tasarım tescilinin hükümsüzlüğüne karar verilmiştir.

Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.

1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin yerinde bulunmayan tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.

2- Davacı yönünden yapılan temyiz incelemesine gelince; davacı vekili 4.2.2002 havale tarihli dilekçesi ile talep neticesini genişleterek 554 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 43/c maddesi yollamasıyla aynı Kanun Hükmünde Kararname’nin 19. maddesi uyarınca tasarım hakkı sahipliğinin davacıya devir edilmesi talebinde bulunmuş, davalı taraf da buna usulünce itiraz etmemiştir. 554 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 43. maddesinin (c) bendi gereğince hükümsüzlüğün kabulü halinde aynı Kanun Hükmünde Kararname’nin 19. maddesi hükmünün uygulanacağı öngörüldüğünden ve 19. maddeyle de tasarım hakkı sahipliğinin devir edilmesini talep ve dava etme hakkı tanındığından, davacının anılan talebinin de kabulü gerekir. Doktrinde de hükümsüzlük ve hak sahibi adına tescil davasının birlikte açılabileceği kabul edilmektedir (Bkz.Prof.Dr.Ü.Tekinalp, Fikri Mülkiyet Hukuku, Genişletilmiş 2. Bası, İstanbul, Sh. 601). Bu itibarla, mahkemece hükümsüzlüğüne karar verilen dava konusu tasarım hakkı sahipliğinin davacı adına tesciline de karar verilmek gerekirken, anılan hususlar gözden kaçırılarak, sadece hükümsüzlüğe karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.

Sonuç : Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) nolu bentte yazılı nedenlerle hükmün davacı yararına (BOZULMASINA), 275.000.000.-TL duruşma vekillik ücretinin Avukatlık Ücret Tarifesi’nin 21. maddesi gereğince KDV’si ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 28.2.2003 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Sorunuzu veya yorumunuzu paylaşabilirsiniz