BİREYSEL EMEKLİLİK SİGORTA PRİMLERİNDEN VERGİ KESİNTİSİ YAPILMAYACAĞINA DAİR KARAR

2016-08-13T14:46:02+00:00 09/12/2011|Categories: Diğer, Uncategorized|Tags: , , , , |

Son Güncelleme 13.08.2016

Son dönemde bireysel emeklilik ya da hayat sigortası sosyal sigortalı olunsa dahi tercih edilir olmuştur. Bu sigorta şirketleri ile görüşme sonrasında durum o kadar abartılmaktadır ki ikna olunmaması mümkün değildir. Primlerinizi yatırmaya başladınız, aradan iki, üç yıl geçti. Bireysel emeklilik ya da birikim sigortanızın bağlandığı yatırım enstrümanlarının pek de fazla getirisi olmadığını fark ettiniz. Ayrıca vergi avantajı boyutunun da öyle ilk anlatıldığı gibi olmadığını gördünüz. (Eğer asgari ücretli iseniz 2011 yılı ilk yarısı için ne kadar bireysel emeklilik primi öderseniz ödeyin avantajınız 12,00-TL civarı bir tutar olacaktır.)

Sigorta şirketine sistemden çıkmak istediğinizi bildirdiniz. Bu durumda başınıza gelecekler şu şekilde olacaktır. Poliçeye dayanarak yapılan kesintilerin tamamından yani anapara ve seçmiş olduğunuz fon sisteminden elde ettiğiniz gelirin tamamı üzerinden 193 Sayılı Gelir Vergisi Kanununun 94.maddesinde belirtilen gelir vergisi oranlarına göre vergi kesintisi yapılıyor. Burada sigorta şirketlerini hedef göstermemek adına özellikle belirtmek istediğim husus yapılan kesintinin vergi kesintisi olduğu, bunun daha sonra gelirler idaresine aktarıldığıdır.

Bireysel emeklilik ve hayat sigortası sistemlerinde gelir unsurunun yalnızca nemalar olduğuna dair; İstanbul 3. Vergi Mahkemesinin, 30.01.2009 tarih ve E:2007/782, K:2009/398 sayılı kararı mevcuttur. Bu kararlar bölge İdare Mahkemesi’nin onaması ile kesinlik kazanmıştır. Ancak daha sonra Gelirler idaresi konuyu Danıştay’a götürerek kararın bozulmasını istemiştir. Danıştay 4. Dairesi, 08.04.2011 tarihli ve 27899 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan E: 2011/269 sayılı Kararında Gelirler İdaresinin talebini oybirliğiyle reddetmiş, Vergi Mahkemesi ve Bölge İdare Mahkemesinin anapara üzerinden gelir vergisi kesintisi yapılamayacağı yönündeki kararını kabul etmiştir. Söz konusu kararın özeti aşağıdaki gibidir.

Danıştay 4. Daire Başkanlığından 2009/8882 E. 2011/269 Karar Numaralı Dosya
Kanun Yararına Temyiz Eden : Danıştay Başsavcılığı – ANKARA
Davacı                                 :
Vekili                                   :
Karşı Taraf                       : Anadolu Kurumlar Vergi Dairesi Müdürlüğü/İSTANBUL
İstemin Özeti                 : Aviva Hayat ve Emeklilik Anonim Şirketi ile davacı arasında yapılan hayat sigortası poliçesi kapsamında 3 yıl süreyle ödenen ve poliçenin sonlandırılması üzerine davacıya iade edilen tutar üzerinden 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 75 inci maddesinin 15/a bendi ve 94 üncü maddesinin 15/a bendi uyarınca yapılan gelir vergisi tevkifatının, ödenen prim tutarına isabet eden kısmının yasal faiziyle iadesi istemiyle dava açılmıştır. İstanbul 3.Vergi Mahkemesinin 30.1.2009 günlü ve E:2007/782, K:2009/398 sayılı kararıyla, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 75 nci maddesinin 15/a bendinde tüzel kişiliği haiz emekli sandıkları, yardım sandıkları ile emeklilik ve sigorta şirketleri tarafından on yıl süreyle prim, aidat veya katkı payı ödemeden ayrılanlara yapılan ödemelerin menkul sermaye iradı olduğu hükme bağlanmış ise de; maddede ödemelerden kastedilenin davacıya ödenen tutarın (anapara dahil) tamamı değil, elde edilen gelir olduğu, dolayısıyla elde edilen gelirin menkul sermaye iradı kabul edilmesi ve tevkifatın bu miktar üzerinden yapılması gerektiği anlaşıldığından davacıya yapılan ödeme tutarı üzerinden 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesinin 15/a bendi uyarınca yapılan kesintide hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle yapılan  tevkifatın davacının ödediği pirim tutarına isabet eden kısmının iadesine, vergi kanunlarında fazladan ödenen vergilerin faizi ile birlikte iade edilmesi gerektiği yönünde bir yasal düzenleme bulunmadığından yasal faiz isteminin reddine karar vermiştir. Vergi Mahkemesi kararı Bölge İdare Mahkemesine itiraz edilmeyerek kesinleşmiştir. Gelir İdaresi Başkanlığınca 18.9.2009 tarihinde Danıştay Başsavcılığına yapılan başvuru üzerine Danıştay Başsavcılığı tarafından bu kararın 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 51 inci maddesi uyarınca kanun yararına bozulması istenilmektedir. Sonuç olarak kanun yararına bozma isteminin reddine karar verilmiştir.

Sorunuzu veya yorumunuzu paylaşabilirsiniz

Önceki yazıyı okuyun:
İstanbul için Fikri ve Sınai Haklar Mahkemeleri’nin Yetki Bölgeleri

Aşağıda sık sorulan bir meslektaş sorusu olan İstanbul yetkili mahkeme meselesinin cevabı yer almaktadır. 18.09.2007 tarih ve 386 sayılı H.S.Y.K....

Kapat