PROJENİN SÖZLEŞME SONRASI KULLANILMAYA DEVAM EDİLMESİ

2017-09-11T22:10:11+00:00 11/09/2017|Categories: Yazılım Hakları|Tags: , , |

Proje sözleşmeleri de sonlandırıldıktan sonra sorunlar yaşanabilmektedir. Bu sorunlardan birisi de bir telif hakkı koruması olmayan ama bir sözleşme yapılacak kadar da değerli olan bir projenin sözleşmenin diğer tarafınca kullanılmaya devam edilmesidir.

Her zaman olduğu gibi her olayda mutlaka konunun ayrı ayrı incelenmesi gerekir. Tarafların kabul ettiği hususların belirlenmesi, delillerin değerlendirilmesi gerekir.

Haksız rekabet hukukunun temel amacının bozulmamış ve düzgün işleyen bir rekabet ortamının sağlanması olduğu kabul edilir. 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 54’de haksız rekabet hukukunun bu temel felsefesi açıkça dile getirilmiş ve amacın “bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanması” olduğu ifade edilmiştir.

Proje İçin Haksız Rekabet Değerlendirmesi

Haksız Rekabet Hukuku birtakım ilkeler üzerine oturmaktadır. Haksız rekabetten söz edebilmek için taraflar arasından bir rekabet ilişkisinin bulunmasına gerek yoktur. Doğrudan rekabet ilişkisi içinde olmayan kimseler de birbirleri aleyhine pekala haksız rekabet işleyebilirler. Haksız rekabetten söz edebilmek için, haksız rekabette bulunan kimsenin kusurunun bulunmasına da gerek yoktur. Kusur sadece haksız rekabet dolayısıyla açılan tazminat davaları için gereklidir. Keza haksız rekabet eylemine maruz kalanın bir zarara uğraması da kural olarak gerekli değildir; haksız rekabet dolayısıyla bir kimsenin müşterileri, kredisi, mesleki itibarı, ticari işletmesi veya diğer iktisadi menfaatleri bakımından “zarar görme tehlikesinin bulunması” yeterlidir. Zarar, haksız rekabet dolayısıyla tazminat istenmesinde aranacaktır. Yine haksız rekabet eyleminde bulunan kimsenin haksız rekabet dolayısıyla herhangi bir menfaat elde etmiş olması da gerekmemektedir.

Haksız rekabet hukukunun temel ilkelerinden ve Yargıtay’ın her zaman dile getirdiği hususlardan birisi de “emek” ilkesizdir. Bu ilke, kendi emeğini ortaya koymadan gerçekleşen ve rakipleri rekabette engellemeye yönelik her türlü davranışın haksız olduğu anlamına gelmektedir. Başka bir ifadeyle kişinin kendi emeğine dayanmayan rekabeti haksızdır. (Şirin Güven, Haksız Rekabet Hukukunun Amacı ve Koruduğu Menfaatler, Ankara 2012, s. 13).

Yargıtay: “haksız rekabet hukukunun konusu, dürüstlük ilkesine aykırı ticaret yönetimi ve uygulamalarına karşı emel ilkesi uyarınca, işletmesel çabayı, birikimi ve yatırımı kapsayan emeğin korunmasıdır” demiştir (11. Hukuk Dairesi T. 14.12.2005, E. 2004/14760, K.2005/12302).

Yargıtay kararlarına da hakim olan emek ilkesi ışığında projenin kullanılmaya devam edilmesi konusu incelenebilir. Müşteri projeden sözleşme süresince faydalanır, ancak sözleşmenin sona ermesinden sonra bu projeden dayanaksız, karşılıksız ve haksız olarak fayda sağlamaya devam eder. Proje, sadece belirli bir süre için müşterinin faydalanması için sunulmuştur. Sözleşme süresi sona ermesinden sonra da faydalanılması, bu projenin kullanılması emek ilkesine aykırılık teşkil etmektedir. Normal şartlarda sözleşme süresinden sonraki kullanım için proje sahibinin emeğinin karşılığının ödenmesi gereklidir. Nitekim her ne kadar bir soruna çözüm getiren herhangi bir fikri mülkiyet tesciline konu olmayan proje, parasal bir değeri olan fikirdir. O kadar ki müşteri bunun için bir süre ödeme yapmıştır. Müşteri hiçbir karşılık ödemeden, projede yeterli değişiklik yapmadan bu projeyi sözleşme süresi sona erdikten sonra da kullanmaya devam etmesinin bir bedelinin olması gerekliliği hukukçular için soru işaretidir.

Kusur İncelemesi

Taraflar sözleşme yaptığı için projenin sahibinin kim olduğunu bilmektedirler. Bu durumda müşterinin projeyi sözleşme süresi sona erdikten sonra da kullanmaya devam edilmesi, haksız rekabet teşkil eden eylemde kusurlu olduğana dayanak olabilir.

Daha önce de ifade edildiği gibi haksız rekabetin ortaya çıkması için, haksız rekabette bulunan kişinin bu davranışını bilinçli olarak yapması şart değildir. Bir başka ifadeyle kusurun varlığı aranmaz. Ancak, tazminat talepleri değerlendirilirken, kusurun olup olmadığı önem taşır. TTK 56/1/d‘ye göre tazminat davalarında kusurun varlığının ispat edilmesi gerekir.

TTK m.56 uyarınca, haksız rekabetten doğan maddi zararın tazmini talep edilebilir. Tazminat talep edilirken, davalının elde etmesi mümkün görülen kâr hesabının (TTK m.56) bir önemi yoktur. Nitekim Yüksek Mahkemenin görüşü de bu doğrultudadır. 56/1/e bendi uyarınca, koşulları varsa BK m. 58’a göre manevi tazminat da talep edilebilir. Manevi tazminatın koşulları hukuka aykırı bir fiil, kusur, manevi bir zarar ve fiil ile zarar arasında illiyet bağıdır.

Proje ile ilgili az önce belirttiğimiz gibi hukuka aykırı fiil ve kusur unsurları gerçekleşmiştir. Fiil ile zarar arasında illiyet bağı da vardır.

Bir kimsenin yaratıcı düşünerek ve yenilikçi pazarlama stratejilerinden faydalanarak geliştirdiği bir projeyi bir sözleşme çerçevesinde belirli bir süre için bir başkasına kullandırması, bu sürenin sona ermesinden sonra ise sözleşmenin karşı tarafının söz konusu projeyi haksız ve hukuka aykırı olarak kullanmaya devam etmesi ve bu kullanım neticesinde proje sahibinin projesini tekrar kullanamaz hale gelmesi proje sahibinin sadece maddi olarak zarara uğratmakla yeterli kalmamaktadır. Sözleşmenin karşı tarafınca sözleşme süresince faydalanılan projenin süre sona erdikten sonra proje olarak nitelendirilmemesi, herkes tarafından yapılabilecek alelade bir hizmet olarak görülmesi, yaratıcı düşünerek bu projeyi geliştiren ve bir pazarlama stratejisi olarak ilk kez sektöre sunan proje sahibine manevi zarar verebilecek mahiyettedir.

Önceki yazıyı okuyun:
bilgisayar yazılım
BİRLİKTE GELİŞTİRİLEN YAZILIM

Yazılım çoğu zaman birkaç kişi tarafından geliştirilmektedir. Bir yazılım fikri tuttuğunda ve gelir elde edildiğinde sorunlar başlamaktadır. 5846 sayılı FSEK’in...

Kapat